Çirkin Söz (Sebb)’ün Sonuçları ?

By | 1 Nisan 2015

Çirkin Söz(Sebb)’ün Sonuçları ?Çirkin Söz(Sebb)’ün Sonuçları ?

İki ayette füsuk kelimesi, müslümanların birbirleriyle konuşmasıyla ilgili görgü kurallarını belirtir. Bunlardan biri, hac yolculuğu sırasında uyulması ge­rekli yasaklar arasında, füsuk’tan/çirkin söz ve yakı­şıksız davranışlardan sakınmaları gerektiği ayetidir.

Diğeri, müslümanlar birbirleriyle konuşurken, bir­birlerini ayıplamayacak ve kötü lakaplarla çağırmaya­cak; birbirleriyle iyi hitap çerçevesinde geçineceklerdir:

“Ey iman edenler! Bir topluluk, ötekini alaya al­masın, belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıpla­mayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra yoldan çıkmış olmak/füsuk (çirkin söz ve davranış) ne kötü bir isimdir. Tevbe etmeyenler, işte onlar zâlimlerdir.”

Görüldüğü gibi, her iki ayet de, füsuk kelime­siyle anlatılan fışkın bu türünde, müminlere seslen­mektedir.

Fısk ve fâsıklık, son derece kötü ve tehlikeli bir du­rum olunca, insanlara düşen bu durumdan mümkün olduğu ölçüde kaçınmak, gerek diliyle ve gerekse fi­iliyle mümkün olduğu ölçüde fısktan uzak durmak­tır. Günahın büyüğünden olduğu gibi, küçüğünden de kaçınmalı, “bu küçüktür zarar vermez” diyerek onu işlemekte ısrar edilmemelidir. Zira sözü geçtiği üzere, küçük günahta ısrar etmek de fışkın derecelerinden bi­risidir. Şurası unutulmamalıdır: Hiçbir küçük günah yoktur ki, küçük ve önemsiz görülüp devam edildiği müddetçe büyük günaha dönüşmesin. Damlaya dam­laya göl olduğu gibi, küçük günahlar da tekrar edile­rek veya değişik küçük günahlar bir arada toplanarak büyürler, büyük günah olurlar.

Aslında kâfirlere uygun davranışlar olan fısk, İslâmî hudutları kabul etmekle birlikte; farzları terk eden veya haramları işleyen müslümanın da bazen ya­nılarak içine düştüğü bir illet ve felakettir. Kur’an-ı Kerim’de fâsıkların zemmedildiği ve azapla uyarıldığı mâlumdur. Hesap gününü düşünen her mü’min, şer’î emirleri eda etmek ve haramlardan şiddetle kaçınmak suretiyle fısk hastalığından kurtulabilir. Fısk, birey­sel bir eylemdir. Fâsıkların bir araya gelmesi ve şer’î hudutları kitle halinde tahrip etmesi, “fesad”ı gün­deme getirir. Dolayısıyla fısk ile fesad arasında, böyle bir yakınlık ve ilişki vardır. Fâsıkların ve müfsidlerin çoğunluğu teşkil ettiği toplumlarda; tağutî güçle­rin iktidar olması ve hizbu’ş-şeytanın hızla gelişmesi kaçınılmazdır. O yüzden İslâm’ın gönüllerde ve coğ­rafyalarda hâkim olması için her çeşit fısktan kaçın­mak ve fâsıklara İslâmî tavır alıp sâlih amellerle iç içe ve sâlihlerle beraber olmak şartttır.

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte on­lar fâsıklardır.”

Kendi nefsinden başlamak üzere gönüllerde, eylem­lerde ve çevredeki her çeşit fısk ve fâsığa karşı müca­dele edenlere selâm olsun!