Category Archives: Dini Bilgiler

Kaderle Alâkalı Münâkaşaların Yasaklanmasının Hikmeti Nedir?

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kader mevzuunda münâkaşa ettiklerine şahit olduğu bir kısım sahabîye: “Siz bunlarla m: emrolundunuz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim? Sizden öncekiler bu konuda tartışmaya başladıkları zaman helâk olmuşlardır.” buyurarak, kader konusunun, münâkaşa konusu edilmesinden, rahatsız olduğunu göstermiştir. Kaderle ilgili konuların Hz. Peygamber tarafından münâkaşa tarzında ele alınmasının yasak… Read More »

Umeyr B. Ebî Vakkas (R.A.)

     Umeyr b. Ebî Vakkas (r.a.), Rasûlullah’ın (s.a.s.) Bedir’e gideceğini duyunca, hemen annesinin yanma koşup: “Şu kılıcı belime kuşatır mısın? Rasûlullah (s.a.s.) Bedir’e gidiyor, ben de gideceğim” demişti. Olayı, ağabeyi Sa’d b. Ebî Vakkas’tan (r.a.) dinleyelim: “Durumumuz Rasûlullah’a haber verilmeden önce, Bedir Savaşma gidilirken, kardeşim Umeyr’in gizlenmeye çalıştığını gördüm. Kendisine: ‘Kardeşim! ne yapıyorsun böyle?’ dedim.… Read More »

Kader Bir Mazeret Sebebi Olarak İleri Sürülebilir mi?

İslâm’da kader vardır ama ‘kadercilik’ yoktur. Kader, bazılarının zannettiği gibi kulun kendisini olayların akışına salmayı ve de kulluk ve tedbiri lüzumsuz görmeyi gerektirmez. Kadere iman, mümin olmanın şadlarındandır fakat onu bir delil olarak ileri sürüp yapılması gerekeni terk etmek doğru değildir. Bu cümleden olarak, bir insanın, günah işleyip sonra ‘Kaderim bu imiş.’ demesi doğru olmadığı… Read More »

Ebû Mahzûre

   Ebû Mahzûre, genç yaşta Müslüman ve Mekke’nin müezzini olmuştur. Bundan sonrasını Ebû Mahzûre’nin kendisinden dinleyelim: “Biz on genç arkadaş, Huneyn’e gitmiştik. O sırada, Rasûlullah (s.a.s.) bizim en nefret ettiğimiz ve hoşlanmadığımız kimseydi. Huneyn’den dönerken, yolda Rasûlullah’a (s.a.s.) rastladık. Ci’rane’de, Rasûlullahîn (s.a.s.) müezzini namaz için kalkıp ezan okudu. Müezzinin sesini duyunca, bir tarafa gizlendik, onlarla… Read More »

Allah’ın Bir Şeyi Önceden Bilmesinin Zorlayıcı Olup Olmaması – 2

İkinci bir örnek: Güneş ve Ay tutulması gibi astronomik hâdiseler önceden tespit edilip ilmi raporlara, takvimlere saati saatine kaydedilir. Şimdi Güneş ya da Ay tutulması, ilim ehlince tespit edildiği veya takvimlerde yazıldığı için mi o saatte gerçekleşir; yoksa o saatte gerçekleşeceği önceden bilindiği için mi ilim adamlarının raporlarına geçer? Gerçek şu ki, Güneş ve Ay… Read More »

Umeyr B. Sa’d

    Umeyr b. Sa’d el-Ensarî yetimlik ve fakirlik kâsesini daha bebekken yudumlamıştı. Babası ona mal ve akraba bırakmadan Rabbine kavuşmuştu. Ancak annesi çok geçmeden Culas b. Suveyd adında Evs kabilesine meıı sup bir zenginle evlenmişti. O zat, kadının oğlu Umeyr’e de bakmayı kabul etmiş ve onu ailesine katmıştı. Umeyr, Culasîn kendisine güzel davranmasından ve… Read More »

Allah’ın Bir Şeyi Önceden Bilmesinin Zorlayıcı Olup Olmaması – 1

Birinci örnek: Bir öğretmen öğrencilerini çok iyi tanıdığı için, yıl sonu imtihanında hangi öğrencisinin kaç puan alabileceğini yüzde seksen- doksan oranında önceden bilmektedir; şimdi öğretmenin bu sonucu önceden bilmesi, nasıl ki, o öğrencinin o notu almasını etkilemiyorsa, her şeyi bilen hiçbir şeyin ilminden uzak kalmadığı Allah’ın önceden bizim akıbetimizi bilmesi/görmesi de fiillerimizi etkilemez.

Rasûlullah’ın Torunları Hasan’la Hüseyin

Hz. Peygamber’in: “Cennet gençlerinin efendisidir” buyurduğu, torunu Hz. Haşan, 625 senesinin Ramazan ayının ortasında doğdu. Hz. Peygamber, kulağına ezan ve kamet okuyup, ismini Hasan koydu. Doğumunun yedinci günü akika olarak iki tane koç kesti. Saçını da kestirip ağırlığınca gümüş sadaka verdi. Sevgili Peygamber’imizin terbiyesiyle yetişip büyüyen Hz. Haşan, mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Peygamber’imiz,… Read More »

Allah’ın Bir Şeyi Önceden Bilmesinin Zorlayıcı Olup Olmaması

İnsanın, ‘işlemiş ve işleyecek’ olduğu iyi veya kötü her bir fiilinin, Allah tarafından ezelde bilinip tespit edilmiş olması, onun iradesine rağmen değildir. Zira, insan iradesinin söz konusu olduğu yerde yapılan takdirde, onun iradesinin hangi tarafa sarf edileceği Cenab-ı Hak tarafından bilinmekte ve ona göre takdir edilmektedir. Sanki Yüce Yaratıcı bu takdiriyle/tespitiyle insana şöyle demektedir: Ben,… Read More »

Abdullah B. Zübeyr

    Hicret’ten sonra, 622 milâdî yılında, Medine yakınındaki Küba’da doğdu. Babası Zübeyr b. Avvâm, Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Annesi, Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’dır. Teyzesi, müminlerin annesi Hz. Âîşe’dir. Medine’de muhacirlerden ilk doğan çocuk Abdullah b. Zübeyr’dir. Bu doğuma Muhacirler bir hayli sevinmişti. Çünkü Medine Yahûdileri “Muhacirlere sihir yaptık, çocukları olmayacak” diye ortaya… Read More »