Çalışan Annelerin Çocuklarının Psikolojileri Nedir ?

By | 25 Mart 2015

Çalışan Annelerin Çocuklarının Psikolojileri Nedir ?Çalışan Annelerin Çocuklarının Psikolojileri Nedir ?

Psikiyatrisi Doç .Dr. Sefa SAYGILI ve Peda­gog Ali Çankırılı’nın çalışan anneler konusundaki tespitleri çok isabetli bence:

Araştırmalar, annesi çalışan çocuklarla, kimsesizler yur­dundaki çocukların “sosyal hayata intibaksızlık” konusunda bir paralellik içinde olduğunu göstermektedir. Bize, yardım­cı olmamız için getirilen problemli çocukların büyük ekseri­yetini “çalışan annelerin çocukları” teşkil etmektedir.

Çalışan anneler, çocuklarına ayıracak yeterli zamanları olmadığından onlarla sıcak bir bağ kuramıyorlar. Çocuklar, yabancı ellerinde büyüyor. Yürüme ve konuşma çağma ge­len çocuk, annesinin çalışmak zorunda olduğunu anlayamadığından, onun, kendisini sevmediği için başkalarına bırak­tığını, zannediyor.

Çocuk psikologlarının ortaklaşa tavsiyesi şudur:

“Çocuklarınızı, en az, üç yaşına kadar kendiniz büyü­tün.” Yani, harcamalarınızı asgariye indirerek, doğumdan başlamak üzere üç sene müddetle işinize ara verin. Bunu ya­pabildiğiniz takdirde, ruh ve beden sağlığı yerinde bir çocu­ğa kavuşmakla elde edeceğiniz mutluluk, maddi kârdan çok daha üstün olacaktır!

Çalışan pek çok anne, suçluluk duygularını bastırmak için çocuğun her isteğini yerine getirerek onu şımartma eğilimindedir… Bu hataya düşmeyin. Çocuğa, doğruyu yanlışı öğretmek, en tabii hakkınızdır. Onun, bağırıp çağırarak her istediğini yaptıran “şımarık bir tip” olmasına izin vermeyin.

Aile üyelerinin birbirlerine karşı olan davranışları, karşı­lıklı sevgi ve saygıya dayanıyor ise çocuk, böyle sıcak bir yu­vaya dönüşü sevinçle bekler. Hele ona, çalışmak zorunda ol­duğunuzu anlayacağı bir dille anlatmış, onu sevmediğiniz için değil; mecbur kaldığınız için başkalarına bıraktığınızı açıklamış iseniz ayrılma duygusu, çocuğunuzu fazla etkile­meyecektir.

Ana babanın, kendisini sevdiğinden emin olmayan, eve döndüğünde karı koca kavgalarına şahit olan, yeterli ilgiyi bulamayan çocuklarda “güven duygusu” tehlikeye girer. Yuvanın bir gün gelip dağılacağından ve tamamen annesiz babasız kalacağından korkar. Bu korku, onda gelişme bo­zuklukları şeklinde tezahür eder ve çözümü zor problemlere yol açar.

Eve gelen anne, yoğun bir şekilde çocuğuyla birlikte olur­sa çocuk, yeterli doyuma ulaşır. Tabi bu birliktelik, çocuk ne isterse onu yerine getirmek değildir. Çocuğun özlediği, an­nesiyle yüz yüze beraberliktir. Evdeki işlerini, çocuğu yanın­da olarak yapan anne, bu beraberliği ona yaşatmış olur.