Abdullah b. Ebi Katade’den rivâyete göre o babasından şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Rasûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem- şöyle buyurdu: Sizden herhangi bir kimse (bir kaptan) su içerse kabın içerisinde nefes alıp vermesin. Sizden herhangi bir kimse küçük abdestini bozarsa sağ eliyle zekerini silmesin. Sizden herhangi bir kimse (helâda) silindiği zaman sağ eliyle de silinmesin.”
• ibnu Abbas -radıyallâhu anh- anlatıyor: “Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem- buyurdular ki: “Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allah’a hamd edin.”
• Hz. Enes’ten Nesâî dışındaki imamların rivayetine göre: Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem-, suyu üç solukta içerdi.”
Müslim ve Tirmizî’nin rivayetlerinde şu ziyade var: “Resûlullah (üç solukta içer, böyle içmenin) daha doyurucu, (hastalıklara karşı) daha koruyucu ve daha afiyetli olduğunu söylerdi.”
Açıklama:
Bu hadislerde su içmenin mühim bir âdabı beyan edilmektedir. Suyu bir solukta içmemek. Yani, su kabını ağzımıza dayayıp doyuncaya kadar lıkır lıkır içmemek. En az iki seferde içmelidir. Resûlullah (aleyhissalâtu vessalâm)’ın üç solukta içtiği belirtilmektedir. Soluktan burada maksat şudur: Suyu içerken bir-iki yudum içtikten sonra kabı ağzımızdan uzaklaştırıp bir nefes almak, sonra tekrar kabı ağzımıza götürüp bir-iki yudum daha içip tekrar fasıla verip nefes almak, sonra üçüncü sefer kabı ağzımıza götürüp doyuncaya kadar içmektir.
Resûlullah, bu tarz içişin daha sağlıklı ve daha doyurucu olduğunu ifade buyuruyor. Bu şekilde içildiği takdirde ciğerlerimiz temiz havaya daralmadan normal şekilde teneffüsüne devam eder. Ayrıca ağır içilen su ağızdaki tükrükle daha iyi karışma fırsatı bulur ve mide için daha sağlıklı bir mahiyet kazanarak boğazı geçer. Hadis, şüphesiz daha pek çok faideleri haber vermektedir.
Ebû Katâde -radıyallâhu anh- anlatıyor: “Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem- buyurdular ki: “Biriniz su içerken su kabına nefesini vermesin.”
Açıklama:
Bu bâbın hadislerinde geçen teneffüs kelimesi iki mânada kullanılmıştır: Bir mâna, az önceki hadiste geçtiği üzere nefes alıp vermektir. Bir ikinci mâna bu hadiste olduğu üzere suyun içtiğimiz kabın içerisine ciğerlerimizden çıkan havayı göndermek, soluğumuzun kaba girmesine meydan vermektir. İşte, hadiste bu yasaklanmaktadır. Bu yasaklamanın nasıl bir edeb kaidesi olduğu açıktır. Zîra su kabı müşterektir, başkaları da ondan istifade edecektir. Soluğumuzla birlikte ağız veya burnumuzdan kabın içerisine yanımızdakileri iğrendirecek bazı şeyler sıçrayabilir. Resûlullah’m diğer tavsiyelerinde mü’min kişinin üç ayrı solukta dinlenerek içmesi tavsiye edildiğine göre, hem su içip hem solunması, bu nebevî edebe uymamaktadır. Öyle ise, suyu içerken tek başımıza bile olsak, su kabı tamamen kendimize ait bile olsa, su kabına soluğumuzu salarak içmemiz edep dışı davranıştır. Kimse görmese bile melekler görmekte, kayda geçirmektedir.
Bazı şârihler, suya nefes vererek, ağzın sudan hiç ayrılmadan suyun içilmesini,” insan içişi değil, hayvan içişidir, çünkü develer o şekilde içer” diye illete bağlamışlardır, nitekim hadiste de benzer teşbih geçti.
