Tamâ’ Ve Hırsın Âfetleri Ve Kanaatin Faydası

By | 6 Ağustos 2014

hac-umre-seti

Tamâ’ Ve Hırsın Âfetleri Ve Kanaatin FaydasıTamâ’ Ve Hırsın Âfetleri Ve Kanaatin Faydası
Tama’ kötü ahlâktandır. Tamâ’ kalkmadıkça insanın hâli zillette, sonu utanmakta olur. Birçok kötü ahlâklar bundan doğar. Çünkü bir kimseye tamâ’ eden, onunla iki yüzlü olur, hakkında söyler, riyakâr davranır, onun kötülemelerine ve bozuk işlerine göz yumar. İnsan haris yaratılmıştır. Elinde olana kanaat etmez. Tamâ’ ve hırstan ise, kanaatsiz kurtulamaz. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Eğer insanın iki vâdi dolusu altını olsa, bir üçüncüsünü de ister. Topraktan başka insanı bir şey doyurmaz» (2). Yine buyurdu: «İnsanda iki şey hâriç her şey ihtiyarlan Yaşamak arzusu ve mal sevgisi» (3). Yine buyurdu: «İslâm yolunun gösterildiği, yetecek kadar mal verildiği ve bunlara kanaatin kendinde hâsıl olduğu kimse ne kadar bahtiyardır!» (4). Yine buyurdu: «Rûhul kuds (Cebrâil aleyhisselâm) bana fısıldadı ki, rızkı bitmeyince hiç kimse ölmez. Allah’tan korkunuz ve dünyayı istemekte yavaş olunuz» (5). Yâni hırsta içok istemekte! mübalâğa etmeyiniz ve haddi asmayınız. Yine buyurdu: «Şüphelilerden sakın, insanların en cnk ibadet edeni olursun, elinde olana kanaat et, insanların en çok şükreden! olursun». Avf ibn Mâlik (radıyallahü anh) buyurdu: Resûl aieyhisselâmın yanında yedi veya sekiz kişi idik. Buyurdu ki: «Allah ın Kesûlü ile biat ediniz». «Ne üzerine biat edelim?», dedik. Buyurdu: «Biat ediniz (söz veriniz), Allah’a tapacağınıza, beş vakit namazı kılacağınıza, her dediğini kabul edeceğinize…». Burada bir sözü yavaş söylediler: «Hiç kimseden bir şey istemeyeceğinize» (»). Ve bu insanlar bundan sonra öyle oldular ki, ellerinden kamçıları düşse, bir kimseye, bana verin demezler attan iner, kendileri alır laıaı. Tamâ’ Ve Hırsın Âfetleri Ve Kanaatin Faydası
Mûsa aleyhisselâm dedi ki: «Yâ Rabbi, kulların içinde kim daha zengindir?». «Benim verdiğime kanaat eden», buyurdu. «Hangisi daha âdildir?» dedi. «İnsaflı olan», buyurdu. Muhammed ibn Vâsi, (rahmetullahi aleyh) kuru ekmeği suya batırır yerdi ve «Buna kanaat eden, kimseden bir şey istemez», derdi. İbn Mes’ud (radıyalla hü anh) buyurdu: «Her gün bir melek seslenir: Ey insan oğlu, sana yeten az bir şey, sana yetmeyen ve gaflet ve durgunluğuna sebep olan çok şeyden daha iyidir, der». Samit ibn Aclân buyuruyor: «Senin karnın iki avucundan büyük değildir. Seni nasıl Cehenneme götürür?». Hadisi şerifte geldi ki: «Allahü Teâlâ buyuruyor: Ey insanoğlu, bütün dünyayı sana versem yediğinden fazla alamazsın, yiyeceğinden fazla vermeyip meşgale ve hesabını başkalarına verirsem, sana yaptığım iyilikten daha iyisi olur mu?» (2). Hükemâdan biri buyuruyor: «Haris olanın, tamâ’ ettiği şeye sabretmesinden sıkıntılı sabır edici yoktur. Kanaat sahibi olandan da iyi yaşayan yoktur. Hased ediciden üzüntülü kimse yoktur. Dünyayı terketmeyi söyleyenden hafif yüklü olan yoktur. Ameli kötü âlimden daha pişman kimse yoktur». Şa’bi (rahmetullahi aleyh) buyuruyor: «Avcı bir serçe yakaladı. Kuş, «Beni ne yapacaksın?» dedi. «Kesip yiyeceğim», dedi. «Beni yesen ne çıkar, eğer beni bırakırsan sana üç söz öğretirim ki, bir sözü elinde iken söylerim, diğerini beni bırakırken, üçüncüsünü de dağ başına uçunca söylerim». «Peki birincisini söyle», dedi. «Elinden çıkana üzülme», dedi. Tamâ’ Ve Hırsın Âfetleri Ve Kanaatin Faydası Kuşu, salıverdi. Ağaca kondu. «Diğerini söyle», dedi. «Olmayacak şeylere inanma», dedi. Dağa uçtu ve «Ey bedbaht, eğer beni kesseydin, kamımda iki tane mücevher var idi. Her biri yüz gram ağırlığında idi. Zengin olur, fakirlik yüzü görmezdin», dedi. Adam parmağını ısırdı, salıverdiğine çok üzüldü ve «Üçüncüyü bir daha söyle» dedi. «Sen ilk ikisini unuttun. Üçüncüyü ne yapacaksın? Sana elinden çıkana üzülme ve olmayacak seye inanma demiştim. Bilirsin ki, kanadım, ayaklarım da dahil olmak üzere hepsi elli gram gelmem. Nasıl olur da kamımda iki tane yüzer gramlık mücevher bulunur? Ve şayet bulunsaydı, senin elinden çıkınca üzülmekte ne fayda vardır?». Bunu söyledi ve uçtu». Bu misali anlatmamızın sebebi, tamâ’ olunca, olmayacak şeylere de inanılmasıdır. İbn Semmâk (rahmetullahi aleyh) buyurur: «Tamâ’ boyuna bir ip, ayağa bir bağdır. Boyundaki ipten kurtul ki, ayaktaki bağ da çözülebilsin».