Malın Övülen Yönleri

By | 5 Ağustos 2014

namaz-kildiran-seccade

Malın Övülen YönleriMalın Övülen Yönleri
Mal ve para her ne kadar kötülenmiş ise de, bazı sebeplerle de övülmüştür. Zira onda hem hayır, hem de şer vardır. Bunun için Allahü Teâlâ Kur’ânı Kerîm’de mala «Hayır» (*), ismini veriyor ve Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: «Uygun malın uygun kimsede bulunması güzel şeydir» (2). Yine buyurdu: «Fakirliğin küfre götüreceğinden korkulur» (3). Sebebi şudur ki: Kendini âciz ve bir ekmeğe muhtaç gören, onu elde etmek için de canla başla uğraşan, çocuklarının ve hanımının üzüntüsünü ve bunun yanında dünyadaki çeşitli nimetleri gören kimseye şeytan, «Allahü Teâlâ’nm bu yaptığı adalet ve insafa sığar mı? Bu ne biçim rızık bölmedir? Zalim ve fasıklara o kadar mal Iparal verir ki, sayısını bilmezler ve bir zavallıyı açlıktan öldürür ve bir dirhem gümüş vermez. Senin ihtiyacım bilmiyorsa, ilminde noksanlık olur. Bilip de vermiyorsa, cömertlik ve rahrrtetinde noksanlık olur. “Âhirette şefi) 2 — Bakara: 272; 3 — Al 1 îmrân: 26. (2), (3) III/202.
vap vermesi için vermiyorsa, sana açlık olmadan sevabı verdiği gibi, niye vermiyor? Eğer veremiyorsa, kudreti tam değildir?» der. Velhâsıl, Allahü Teâlâ Rahimdir, Cömerttir, Kerîmdir ve bütün insanlara eziyet ediyor; halbuki onun hâzinesi nimetlerle doludur. Fakat vermiyor, itikadına götürür. Bu olacak şey değildir, ama şeytan vesvese ettiriyor. Herkesten örtülü olan kazâ kader mes’elesini öne sürüyor. Böylece o kimseyi kızdırır. Feleğe ve zamana sövmeye başlar ve «Felek yolunu şaşırmış, zaman, devrân alt üst olmuş. Müstahak olmayana nimet veriyor», der. Böyle diyen kimseye, «Felek ve devrân Allahü Teâlâ’nm kudretinin emrinde midir?» dense; o da hayır dese kâfir olur, evet dese Allahü Teâlâ’nm işine karışmış, onu kusurlu bilmiş olur. Bu da küfürdür. Bunun için Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Dehre sövmeyiniz, dehr Allah’tır» buyurdu. Çünkü sizin işleri havale ettiğiniz ve dehr dediğiniz Allahü Teâlâ’dır. Böyle olunca, fakirlikten dolayı o kimse kâfir olur. Ancak imanı kuvvetli olup, Allahü Teâlâ’dan fakirliğe razı olan kimse, kendi iyiliğini bu fakirlikte bilen kimse bunun dışında kalır. İnsanların çoğu bu sıfat ve ahlâkta olmadığı için, yetecek kadar mala sahip olmak iyidir. O hâlde mal bu sebeple övülmüştür.Malın Övülen Yönleri 
Malın övülmesinin diğer bir sebebine gelince: Akıl sahihlerinin maksadı âhiret saâdetidir. Âhirette saâdete kavuşmak da ancak üç şeyle olur: Biri kendindedir. İlim ve güzel ahlâk gibi. Biri bedendedir. Sıhhatli ve sağlam olmak gibi. Biri de bedenin dışındadır. Bu da dünyadan yetecek kadar şeye sahip olmaktır. Nimetlerin en hasisi bedenin dışında olandır. O da mal ve paradır. Malın Övülen Yönleri Malın en hasisi, en aşağısı altın ve gümüş olup, onlarda hiçbir fayda yoktur. Fakat yemek ve giymek içindirler. Yemek ve içmek de beden için, beden de hisler için, hisler de aklın tuzakları olduğu için, akıl da Allahü Te âlâ’yı görmek ve mârifete kavuşmak için kalbe mum ve ışık olması içindir. Çünkü Allahü Teâlâ’yı tanımak bütün saâdetlerin basıdır, esasıdır. Bunu anlayan, dünya malından, bu yolda kendine yetecek kadarını kullanır, fazlasını öldürücü zehir bilir. Böylece uygun mal, uygun kimsede bulunmuş olur. Bunun ıcin Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Yâ Rabbi! Âli Muhammed’in malını, yetecek kadar eyle» (!). Çünkü yetecek kadardan fazla olandan küfür kokusu geldiğini biliyordu. O hâlde bunu bilen, hiçbir zaman malı sevmez. Bir şeyi başka bir maksatla elde etmek isteyen, o şeyi değil, o maksadı sevmiş olur. Demek ki, malı nefsi için seven, tepesi üstü gitmiştir. Malın hakikatini anlayamamıştır. Bunun için Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Altın ve gümüşün kulları, başı üstü gitmiştir» (2), buyurdu. Çünkü bir şeye merbut olan, onun kölesi, kulu olur. Bunun için İbrahim Halil (aleyhisselâm), «Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan koru», buyurdu. Putlar sözü ile altın ve gümüşü kasdetti. Çünkü herkesin putu Itaptığı şey] yüzünü, kalbini döndüğü şeydir. Yoksa Peygamberlik mansıbı, puta tapmaktan korkmaktan büyüktür.