Göz, El Ve İşaretle Gıybet
Bil ki gıybet, yalnız dil ile değil, göz, el, işaret ve yazmak İle de olur ve hepsi haramdır. Âişe (radıyallahü anhâ) buyurur: «Bir kadına elimle, kısadır diye işaret ettim. Resûl aleyhisselâm, «Gıybet ettin» buyurdu». Bunun gibi, bir kimsenin hâlini bildirmek için, topal yürümek, gözünü şaşı yapmak gibi şeyler de gıybettir. Fakat ismini söylemeden bir kimse böyle yaptı demek gıybet olmaz. Bundan da, orada olanlar kimi kastettiğini anlarlarsa gıybet olur, haram olur. Göz, El Ve İşaretle Gıybet Çünkü maksat ne ile olursa olsun anlatılmaktır. Köylülerden ve cahil âbidlerden çoklan vardır ki, gıybet ederler ve gıy bet olmadığını zannederler. Yahut bir kimsenin yanında onun söylediği sözü söyleyip, «Allahü Teâlâ’ya hamd olsun ki, bizi bu işten, korudu» der. Bu sözü ile, diğer kimsenin bu işi yaptığını anlarlar. Yahut, «Filân kimse çok iyidir, hâlleri güzeldir, ama o da bizdeki gibi huylara müptelâdır. Böyle âfet ve gevşek iş yapmadan pek az. kimse kurtulur», derler. Hattâ kendi kötülüklerini söyleyip başkalarının kötü olduğuna işaret ederler. Bu da gıybettir. Gıybet edenin yanında, «Sübhânâllah, ne kadar şaşılır», gibi, sözler söylememelidir. Zira anlatan daha çok sevinir, yahut da dinlemeyenleri ikaz etmiş olur. «Filân kimsenin böyle bir işe veya hâle düşmesine çok üzüldüm. Allah iyi etsin», demelidir. Bundan da maksat, onun yaptığı işi, başkalarının da fena olarak bilmesi ise ve bir kimseden bahsedince, «Allahü Teâlâ bize tevbe nasib etsin, bizi afvetsin», derse ve günah işlediğini anlatırsa, hepsi gıybet olur. Üstelik bu durumda gıybete nifak da karışır. Kendini zâhid, âbid gösterip, gıybet etmediğini, günahdan uzak olduğunu söyler. Zavallı, cahilliği sebebiyle gıybet ettiğini bile anlamaz. Hattâ bir kimse, yanında gıybet etse; ona, «Sus, gıybet etme», derse ve kalbi ile bunu kötü tutmazsa, hem münâfıklık, hem de gıybet etmiş olur. Zira gıybeti dinleyen de —kalb beğenmezse hariç— gıybete ortak olur.Göz, El Ve İşaretle Gıybet
Bir gün Ebû Bekir ile Ömer (radıyallahü anhümâ) beraber gidiyorlardı. Birbirlerine, «Filân kimse çok uyuyor», dediler. Sonra Resûlullah’dan (sallâllahü aleyhi ve sellem) yiyecek istediler. «Siz yemişsiniz», buyurdu. «Ne yediğimizi bilmiyoruz», dediler. «Evet, kardeşinizin etini yediniz. İkiniz de aynısınız. Biriniz söyledi, diğeri dinledi» (*) buyurdu. Kalb ile kötü bilmeden, gözle veya elle sus diye işaret etmek de, eksiktir. Orada bulunmayan hakkında kusur etmemek için, söyleyene açıkça gıybet ettiğini söylemelidir. Hadisi şerifte, «Bir Müslüman kardeşini gıybet edene karşı onu himaye etmeyip bırakanı, Allahü Teâlâ da, en lüzumlu zamanda bırakır», (2) buyuruldu.

