Nehyi Münker Nasıl Yapılmalıdır?

By | 4 Ağustos 2014

feraceler

Kaza-yı Hacetin EdebleriNehyi Münker Nasıl Yapılmalıdır
Biliniz ki nehyi münkerin sekiz derecesi vardır:
önce hâlini bilmeli, sonra anlatmalı, sonra nasihat etmeli, sonra kızarak söylemeli, sonra hakaret etmeli, sonra el ile korkutma lı, sonra seni keserim deyip korkutmalı, tehdit etmeli, sonra silâh çekmeli ve yardımcılarını toplamalıdır. Bütün bunlan gözetmek
vâcibdir.
BİRİNCİ DERECE: Hâlini bilmektir. Yakinen ve hakikaten günah üzere olduğunu bilmelidir. Araştırmaya lüzum kalmayacak kadar açık olmalıdır. Kapı ve pencerelere kulak vermemeli, komşulardan sormamalıdır. Elbisesinin altında bir şey saklıyorsa, elini uzatmamalıdır. Ama çalgı sesi veya içki kokusu duyuluyorsa, yahut görülüyorsa o zaman nehyi münker yapmalıdır. İtimada şayan iki şahid haber verirse inanmalıdır. Hattâ iki âdil şahidle izin almadan bile evine girilebilir. Fakat bir âdil şahidle evine girmek doğru olmaz. Zira ev, onun mülküdür. Bir âdil şahidle mülklük hakkı bozulmaz. Denir ki, Lokman Hekim’in yüzüğünde şöyle yazılıydı: «Gözle gördüğünü gizlemek, zan ile bir kimseyi rezil etmekten iyidir».
İKİNCİ DERECE: Anlatmaktır. Çünkü bir kimse bir iş yaptığının, şeriatta yasak olduğunu bilmeyebilir. Nitekim bazı köylüler câmide namaz kılarlar, rükû ve secdeleri tamam yapmazlar. Böyle namazın doğru olmayacağını bilseler, yapmazlar. O hâlde böy lesine öğretmek lâzımdır. Öğretirken de, tatlı ve yumuşak söyleyip üzmemelidir. Çünkü zaruretsiz bir Müslümana eziyet yapılmaz. Bir kimseye bir şey öğretilirse, ona cahil ve bilgisiz demiş, kusurunu yüzüne vurmuş olur. Bu yaraya ise merhemsiz dayanılmaz: Bunun merhemi de söylerken özür dileyip «Kimse anasından bilgili doğmaz. Sonradan öğrenir. Bilmeyenin kusuru ya babasında, ya anasında yahut hocasındadır. Yoksa yakınlarınızda ilim öğreneceğiniz kimse yok mudur?», demelidir. Yahut buna benzer sözlerle gönlünü almalıdır. Böyle yapmayıp da bir kimseyi rencide eden, elbisedeki kanı bevil Isidikl ile temizlemeye kalkan, yahut iyilik yapmak isterken kötülük yapan kimseye benzer. Nehyi Münker Nasıl Yapılmalıdır
ÜÇÜNCÜ DERECE: Va’z ve nasihattir. Rıfk ile söylemeli, sert söylememelidir. Haram olduğunu ve anlatmakla olmayacağını anlayınca, korkutmalıdır. Bunda lütuf şöyledir ki: Birisini gıybet ederlerken «Hangi birimizin kusuru yoktur? O hâlde kendimizle uğraşmak daha iyidir», demeli, yahut gıybet hakkında bir hadîsi şerif okumalıdır.
Burada büyük bir âfet vardır. Muvaffak olmayan ondan kurtulamaz. Çünkü nasihat etmekte iki şeref vardır: Birincisi; ilminin
ve verâının izzetini izhar eylemek, İkincisi; tahakküm ve yüksekliğinin izzetini o kimseye göstermektir. Bunların ikisi de mevki, makam sevgisinden meydana gelir. Bu da insanın yaratlışmda olan bir şeydir. Böyle yapan, çoğu zaman nasihat ettiğini, şeriata uyduğunu zanneder. Hakikatte ise şehvet ve makamına itaat etmiştir, işlediği günah, o kimsenin günahından daha kötüdür. Kendisine bakmalıdır. Eğer kendi nasihatini aşağı görür ve o kimsenin haşhaşının nasihati ile tevbe etmesini daha çok severse, nasihat etmesi doğrudur. Kendi sözü ile olmasını diğerinden çok seviyorsa, Allah’tan korkmalıdır. Çünkü bu nasihat ile Hakk’a değil, kendine çağırmasından korkulur.
Dâvudi Tâi’ye (rahmetullahi aleyh) «Sultanın yanına gidip, nehyi münker yapan hakkında ne dersiniz?», dediklerinde, «Onu kamçı ile döveceklerinden korkarım», buyurdu. «Ona gücü yeter», dediklerinde, «Onu öldüreceklerinden korkarım», buyurdu. «Ona da gücü yeter» dediklerinde, «Bundan daha büyüğünden korkarım, o da kendini beğenmektir», buyurdu. Ebû Süleymânı Dârâni (rahmetullahi aleyh) buyurdu ki: «Filân halifeye nehyi münkerde bulunmak istedim, öldüreceğini de bildiğim hâlde korkmadım, Fakat orada çok insan vardı. Korktum ki, o doğruluk ve salâbeti din üzere beni görürler ve insanların bu görüşü kalbime tatlı gelir. O zaman da ihlâssız ölürüm!».
DÖRDÜNCÜ DERECE: Kötü söz söylemektir. Bunda iki edeb vardır: Biri lütûf ile söylemek kâfi geliyorsa, fena söylememelidir. Diğeri de sövmemeli, çirkin lâflar söylememelidir. Doğrusundan başka söylememelidir. Zalim, fâsık ve ahmak kelimelerinden fazla söylememelidir. Çünkü günah işleyen ahmaktır. Peygamber Efendimiz (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: «Akıllı o kimsedir ki, kendi hesabını görür, ölümünü gözönüne getirir. Ahma’k o kimsedir ki, arzu ve heveslerinin peşinde gider ve kendini aldatır ve afvolunacağını zanneder» (*). Kötü söz, faydalı olacağı düşünüldüğü zaman câiz olur. Fayda vermeyeceğini anlayınca, yüzünü asıp, hakaret ile bakıp, yanından ayrılır.
BEŞİNCİ DERECE: El ile mâni olmaktır. Bunda da iki edeb vardır.
Birinci edeb: Mümkünse günah işleyen kimseye, o işten vaz geçmesini söylemelidir. Meselâ giymekte olduğu ipek elbisesini çıkarmasını, gasbla, zulümle alınan yerden çıkmasını, içkiyi dökmesini, ipek halı, yatak kullanmamasını, cünüb ise camiden çıkmasını söylemelidir. Nehyi Münker Nasıl Yapılmalıdır
İkinci edeb: Bunu yapmazsa, onu dışarı çıkarmalıdır. Burada en iyisi en az ile yetinmektir. Elini tutup dışarı çıkarabiliyorsa sakalını tutmamalı, ayağından tutup sürüklememelidir. Çalgı görünce kırmalı, parça parça etmemelidir. İpek elbiseyi yırtmayacak şekilde çıkarmalıdır. Dökebiliyorsa, şarap kabını kırmamalıdır. Böyle yapamazsa bir taş atıp kırmak câizdir. Bu bir hak değildir.
Şişenin, damacananın ağzı dar ise ve dökmek ile uğraşırken, kendisini yakalayacak veya döveceklerse kırıp kaçmak câizdir. Şarap haram edildiği zaman, bulunduğu kabı da kırmak bildirildi. Fakat kabını kırmak sonradan değiştirildi. Yine bildirdiler ki o yalnız içki için kullanılırdı. Başka şeyde kullanılmazdı. Bugün kırmak doğru değildir ve kıran ödemelidir.
ALTINCI DERECE: Sana şöyle şöyle yaparım deyip, tehdid etmektir. Meselâ şu şarabı dök. Dökmezsen kafanı kırarım, sana şöyle şöyle yaparım demelidir. Bu da, tatlılıkla dökmeyip, iş bu raddeye geldiği zaman olur. Bunun da iki edebi vardır:
Birincisi: Câiz olmayan bir şeyle tehdit etmek doğru değildir. Meselâ elbiseni yırtarım, evini yıkarım, çocuklarının canını yakarım gibi.
İkincisi: Yapabileceğini söylemelidir. Yalan söylememelidir. Meselâ seni asarım, boynunu vururum, gibi şeyler doğru olmayıp, yalandır. Fakat düşündüğünden daha fazlasını söylerse ve bununla korkutacağını bilirse, bu zaman câizdir. İki Müslümanın arasını bulmak için yalan söylemenin mubah olması gibidir. Böyle hâllerde sözde fazlalık ve noksanlığa bakılmaz.
YEDİNCİ DERECE: Elle, ayakla, sopayla dövmektir. Bu, ihtiyaç zamanında, ihtiyaç olduğu kadar olursa câizdir. İhtiyaç vakti, canını yakmadan o günahı terketmediği zamandır. Günahtan vaz geçerse dövülmez. Günah işlendikten sonraki ceza, şeriatın emri olan tâzir ve had i belli miktar dövmek! cezasıdır. Bu da sultansız olmaz. Bunun da edebi, el ile dövmek yetiyorsa, sopa ile dövme mektir. Yüzüne vurmak ise hiç doğru değildir. Bu da yetmezse, kılıç çekmek câizdir. Bir kimse bir şey yapar da, kılıçla korkutmadan vaz geçmiyorsa, meselâ bir kadına musallat olmuş bırakmıyorsa, kılıcını kınından çıkarmak câiz olur. Kendisi ile, nehyi münker yapılan arasında dere varsa okunu hazırlayıp, «O işten el çek, yoksa vururum», demelidir. Yine de vazgeçmezse vurmalıdır. Fakat bunda da baldırına, uyluğuna vurup tehlikeli yerlerine vurmaktan sakınmalıdır.
SEKİZİNCİ DERECE: Nehyi münker yapan yalnız başına yapamayacaksa, yardımcı toplamalı ve kavga etmelidir. Fâsıklar da kendi adamlarını toplayabilirler, kavga büyüyebilir. Büyüklerden bir kısmı, iş böyle olunca sultana haber vermeden nehyi münker yapmamalıdır, diyorlar. Bazıları da, sultandan izinsiz olur, diyor. Gazaya (Allah yolunda harbel gidildiği gibi, fâsıklarla kavgaya da gidilebilir. Nehyi münker yapan o esnada öldürülürse şehid olur.