Allah İçin Olan Sevgi Nasıl Olur
Mektep, yolculuk ve aynı mahallede bulunmak sebebiyle olan dostluk, görüşme ve alışkanlık, Allah için sevme değildir. Yüzü güzel, sözü tatlı veya kalbine hoş geldiği için bir kimseyi sevmek de, Allah için değildir. Makam, mal veya dünya maksatlarından bir maksat için bir kimseyi sevmek de, Allah için değildir. Bütün bunlar Allahü Teâlâ’ya ve âhirete inanmayanlardan meydana gelir. Allah için olan dostluk ve sevgi, imansız ele geçmez. Bu da iki derecedir.
BİRİNCİ DERECE: Bir kimseyi, onun yapabileceği bir şeyden dolayı sever. Ama bu şey de dinî bakımdan olur ve Allah için yapılır. Üstadını, ilim öğrettiği için sevmek gibi… Bu, Allah için olan sevgidir. Ama bunda da maksat makam ve mal değil, âhiret olmalıdır. Maksat dünya olursa, bu sevgi Allah için olmaz. Üstad, talebesini ilim okuttuğu için severse ve ona ilim öğretmekle Allahü Te âlâ’nın razı olduğunu bilirse, sevgisi Allah için olur. Makam ve kıyafeti için severse, Allah için sevmiş olmaz. Bir kimse sadaka verir ve fakirlere sadaka yereni severse, yahut fakirleri misafir edeni, yedireni, içireni, çeşit çeşit yemekler hazırlayanı severse, Allah için sevmiş olur. Hattâ kendisine yiyecek ve giyecek verip, fazla ibadet etmek için yardımda bulunanı sevmesi, Allah için olur. Çünkü maksadı, ibadet için daha çok zaman bulmaktır. Âlimlerden ve âbidlerden birçoğu bu maksatla zenginlerle sevişirdi. Her ikisi de Allahü Teâlâ’nın sevgili kullarından olurlardı. Allah İçin Olan Sevgi Nasıl Olur Hattâ, kendisini günahtan koruduğu için hanımını sevmek bile, Allah için olur. Yahut hanımını, kendisine duâ edecek bir çocuk dünyaya getirmek için severse, yine Allah için sevmiş olur. Hanımına verdiği her nafaka sadaka olur. Hattâ hizmetçisini iki sebeple sever: Biri, hizmetini yapar, diğeri de, daha fazla ibadet etmesi için, başka şeylerle meşgul eylemez. İbadet için olduğundan Allah rızası için olur ve bununla sevaba kavuşur.
İKİNCİ DERECE: Bu daha yüksektir. Bir kimseyi yalnız Allahü Teâlâ için sevmek olup, ondan hiçbir fayda düşünmez. Ne ilim öğrenir, ne de ilim öğretir, ne de dinine hizmet ve yardım için herhan Si bir iyilikte bulunur. Onu yalnız, Allahü Teâlâ’ya itaat ettiği için, AUahü Teâlâ’yı sevdiği için sever. Hattâ Allahü Teâlâ’nın kulu olduğu, yaratığı olduğu için sever. Bu da Allah sevgisidir ve daha lymetlidir. Çünkü Allahü Teâlâ’yı çok sevdiği için, böyle sevgiye avuşmuştur. Nihayet aşk derecesine çıkınca, âşıklar gibi sevgilisi n’n köyünü, mahallesini sever. Evinin duvarlannı sever. Hattâ sev Jsinin köyünün köpeklerini, diğer köpeklerden daha çok sever. yIe olunca, sevgilisinin sevdiklerini, sevgilisini sevenleri, sevgili
sinin sözünü dinleyenleri, kapıcı ve köleleri, akrabasını, yakınlarını da zaruri olarak sever. Çünkü onunla alâkası olan herkese, sevgisi de sirayet eder. Aşk ne kadar iazla olursa, sevgiliye ve onunla alâkalı olanlara sirayeti de o kadar çok olur. Demek ki, bir kimsede Allah sevgisi galip olursa, hattâ aşk derecesine çıkarsa, onun kullarını sever. Bilhassa Allahü Teâlâ’nın sevdiklerini çok sever. Bütün yaratılmışları sever. Çünkü var olan her şey, mahbûbunun, sevdiğinin kudret ve san’atımn eserleridir. Âşık, mâşûkun kudret ve san’atını da sever. Peygamber Efendimize (sallâllahü aleyhi ve sellem) Allah İçin Olan Sevgi Nasıl Olur taze bir meyve getirdiklerinde hürmet edip gözüne sürdü ve «Allah’a dönmek zamanı yakındır» C1), buyurdu.
Allahü Teâlâ’yı sevmek de iki çeşittir: Biri, dünya ve âhiret nimetleri için, diğeri; yalnız Allah’ı sevmek olup araya hiçbir vasıta konmaz. Bu ise daha üstündür. Bunu kitabımızın dördüncü rüknünde Muhabbet aslında anlatacağız. Muhakkak ki, Allahü Teâlâ yı sevmenin kuvveti, iman kuvveti derecesindedir. İman ne kadar kuvvetli olursa, sevgi o kadar kuvvetli olur. O zaman Allahü Teâlâ’ nın sevdiklerine ve beğendiklerine de sirayet eder. Sevgi fayda için olsaydı vefat eden peygamberler, evliya ve âlimler sevilmezdi. Halbuki hepsinin sevgisi mü’minlerin kalblerinde bakidir. O hâlde âlimleri, seyyidleri, sofileri, zâhidleri, âbidleri, bunlara hizmet edenleri ve dostlarını seven, Allah için sevmiş olur. Fakat, sevgi, sevdiği kimse için makamını ve malını feda etmekle anlaşılır. Sevgide imanı o kadar kuvvetli olanlar var dır ki, Ebû Bekri’sSıddik (radıyal lahü anh) gibi bütün malmı bir anda verirler. Bazıları da malının yansını verirler, Hazreti Ömer gibi (radıyallahü anh). Bazıları da az bir şey verirler. Az da olsa, hiçbir Müslümamn kalbi, bu sevgiden mahrum değildir.

