Zekât verirken beş şeye dikkat etmek lâzımdır:
1 — Zekât verirken niyet farzdır. Eğer bir kimseyi vekil ediyorsa, vekil yaparken niyet etmelidir. Yahut da vekile zekâtını verirken niyet etmesini söylemelidir. Küçük çocuğun malının zekâtını veren veli de, niyet eder.
2 — Sene tamam olunca acele etmelidir. Çünkü, özürsüz tehir etmek, geciktirmek doğru değildir. Zekât Nasıl Verilir Fıtır zekâtını bayramdan sonraya bırakmak câiz değildir. Fakat Ramazanda vermek, yâni erken vermek câizdir. Ramazandan önce verilmesi gereken zekâtı erken vermek, bütün bir sene içinde câizdir. Ama verdiği kimse o senenin sonuna kadar fakir kalmak şartıyle câizdir. Sene tamam olmadan önce ölürse, yahut zengin olursa, yahut mürted olur, yâni dinden çıkarsa, o zekâtı bir daha vermek icabeder.
3 — Her cinsin zekâtını, kendi cinsinden vermelidir. Gümüş yerine altın, arpa yerine buğday, yahut da kıymeti miktarda başka mal verirse Şâfii mezhebine göre câiz değildir.
4 — Malının bulunduğu yerde zekât vermelidir. Çünkü fakirlerin onun malında gözü vardır. Eğer başka bir şehirdekilere verirse, esah olan zekâtını vermiş olur.
5 — Zekâtı ne kadarsa sekiz çeşit kimseye taksim etmelidir. Her çeşitten üç insandan az olmamalıdır. Hepsi yirmidört kişi eder. Eğer bir dirhem zekâtı varsa, Şâfii mezhebine göre I Hanefî mezhebine göre değili bütün bu insanlara vermesi farzdır. Sekiz kısımda da müsavi (eşiti olmalıdır. Sonra bu sekizde bir kısmı üç kişiye taksim eder. İsterse fazla da verebilir. Zamanımızda (yâni Ga- zâli’nin zamanındal bu sekiz kısım insandan üç kısım daha azdır. Gazi, müellefe ve zekât toplayıcılar. Fakat fakir, miskin, mü- kâteb, ibni’s-sebîl ve borçlular çoktur. Zekât Nasıl Verilir O hâlde zekât veren kimsenin, Şâfii’ye göre (radıyallahü anh) en az onbeş kimseye vermesi lâzımdır. Şâfii mezhebi bu iki mes’elede zordur: Biri, yerine karşılığının verilememesi, biri de bu sekiz kısım insandan herbirine muhakkak verilmesi. Bunun için birçok insanlar, bu iki mes’elede Ebû Hanîfe’nin mezhebine yâni Hanefî mezhebine göre zekât veriyorlar. Bu hareketleri ile mes’ul olmayacaklarını umanz, inşâallahü Teâlâ.


