Ebû Hüreyre’nin (radıyallâhu ‘anh) rivayet ettiğine göre Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) sahabelerine şöyle bir kıssa anlatmıştı:
“Ömrü boyunca tevhid inancına sahip olmaktan başka hiçbir ameli bulunmayan bir adam, kendisine ölüm gelip çatınca ailesine,
– Öldüğüm zaman beni ateşte yakın; öyle ki, sadece küllerim kalsın. Sonra rüzgârlı bir günde küllerimi denize bırakın, diye vasiyette bulundu. Ailesi onu, vasiyeti üzerine, dediği gibi yaktılar ve küllerini de denize bıraktılar. Melekler (onun vücudunun her zerresini toplayıp bir araya getirdikten sonra] Allah’ın huzuruna getirirler. Yüce Allah,
– Seni böyle yapmaya iten şey nedir? diye sordu. Adam,
– Ey Rabbim, Senin korkundan dolayı böyle yaptım, diye cevap verdi. Hayatı boyunca tevhid inancından başka hiçbir ameli bulunmayan bu adam, sadece Allah’a (celle celâiüh) olan o korkusundan dolayı affedildi.”
Âsim b. Abdullah’ın Atâ’dan (rahimehullâh), onun da Resûlullah’ın (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) ashabının birinden rivayet ettiği bir hadis şöyledir: “Biz aramızda gülüşürken Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) yanımıza çıkageldi ve,
– Ateş sizi takip etmekteyken siz gülüşüyor musunuz? Vallahi, sizi gülerke görmek istemiyorum, buyurdu. Sonra dönüp gitti. Sanki başımızın üzerin kuş konmuş da kıpırdasak uçacakmış gibi hareketsiz kalakaldık. Biraz sonr Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem) tekrar yanımıza geldi ve dedi ki:
– Az önce Cebrâil (‘aleyhi’s-selâm) yanıma geldi ve, ‘Ey Allah’ın Resulü! Alla Teâlâ senin için, ‘Kullarımı rahmetimden ümit kestirme! Kullanma benin çok bağışlayan, çok esirgeyen olduğumu haber ver. (Bununla beraber azabımın acıklı azabın ta kendisi olduğunu da bildir’ buyun yor’dedi.’”

