İlkçağ Toplumlarında Düğün
Romalılarda :
Roma’nın bazı yerlerinde hakim olan adete göre; yeni gelinle ilk gece, düğünde mevcut akraba ve misafirlerden en yaşlısı, sonraki geceler yaş sırasına göre diğerleri, en sonra da damat yatardı.
Sonraları bu çirkin adetin neticesi olarak gelinle ilk geceyi mukaddes sayılan şahıs sıfatıyla babanın geçirdiği görülmüştür.
Kız kaçırmak suretiyle yapılan evlenme usulünde ise, gelinle ilk geceyi yabancı şahıslar değil, kocası geçirirdi. Bu usulden önce cari olan adete göre, evlenmek için erkekler arasında müsabakalar yapılır, bu müsabakalarda kazanan şahıs mukaddes addedilerek evleneceği kızı seçmek hakkına sahip olurdu. Romalılar, yeni evlenenin arasına kötü ruhların gireceğine inanırlardı. Bu yüzden gelin, güveyi odasına kucakta giderdi.
Ispartalılarda:
İsparta’da gelin olan kızın saçları, annesi tarafından kesilir, sonra geline erkek elbiseleri giydirilir ve karanlık bir odaya sokulurdu. Gelin burada damadı bekler. Kısa bir süre sonra da damat gelir ve gelini selâmlayıp öperdi. Gelinle damat bu odada zifafa girerlerdi.
Hintliler’de:
Hintlilerde düğün adetleri oldukça tuhaftır. Sözde kötü ruhları aldatmak için gelinin giysilerini bir başka kız iver, gelin de erkek kıyafetine bürünür. Bundan sonra kötü ruhlar aralarına girmesin diye, mahsusdan sokaklarda kavga ederlerdi.
Hatta Kuzey Hindistan’da kötü ruhları yenmek maksadıyla şakadan evlenmeler dahi yapılırdı. Bunun için güvey bir ağaçla evlendirilir, daha sonra gerçek evlilik yapılırdı. Düğün töreninden sonra gelin ile güve gerdeğe şahitlerin huzurunda girerlerdi.
Çinliler’de:
Hindlilerde olduğu gibi Çinlilerde de kötü ruhların yeni evlilerin araşma gireceği inancı vardı. Bu yüzden Çinlilerde kötü ruhların gelinle güvey arasına girmesine mani olmak için, Romalılarda görülen, güvey evine gelinin kucakta girme adeti vardı.
Rusya’da:
Rusya’da o zaman cari olan adetlere göre; kötü ruhların yeni evlilerin arasına girmemesi ve İlkçağ Toplumlarında Düğün evlilik birliğini bozmaması için düğün sırasında bütün kapılar kapatılırdı. Baca dahi unutulmazdı. Kötü ruhların çevreden de uzaklaştırılması için tüfekler atılır, gürültüler çıkartılırdı.
Afrika’da:
Afrika’da ilkçağ düğün adetleri bugün bile bir çok yerlerinde caridir.
Afrika’nın bazı kabilelerinde kız, damat tarafından kaçırılır.
Eğer kız, erkek kardeşleri tarafından kurtarılabilirse damat tarafı kız için para ödemek suretiyle, cezalandırılır’ Böylece kız, satın alınmış olur.
Bazı kabilelerde ise, gelin kırmızı bir boya ile boya mr, mendil içine konmuş bir yumurta gelin hanımın alnına bağlanır ve sonra bu yumurta bir kadın tarafından kırılır. Sonradan gelin hanım yıkanıncaya kadar yumurta kırılmış şekilde öylece bırakılır. Bu adet, gelinin kızlık zarının kocası tarafından, tıpkı yumurta gibi kolaylıkla yırtılacağı inancından doğuyordu.
Aşağı Kongo kabilelerinde ise, gerdek gecesi güvey için olduğu kadar gelin içinde büyük bir sorun olarak görülürdü. Çünkü gelin ve güvey ilk gecelerini tanıklar huzurunda ve onların gözleri önünde geçirmek zorunda idiler. Güvey onlara cinsel gücünü göstermek zorundadır. İlkçağ Toplumlarında Düğün Eğer gösteremezse, evlilik sona erdirilir.
Ortaçağ Avrupa’sında Düğün Adetleri:
Ortaçağ Avrupa’sında yeni evlenen kızla ilk geceyi geçirme hakkı papazlar, sihirbazlar ve kutsal sayılan krallarda idi.
Bu usule göre her yeni evlenen erkek karısını alıp emrinde çalıştığı derebeyine veyahut krala götürür, böylece gelin, ilk geceyi onunla geçirirdi. Halk da bunu bir şeref sayarlardı.
İsa’nın doğduğu devirlerde yaşamış olan Ulster kralı Conchobar yeni evlenen bir kızın ilk geceyi kendisiyle beraber geçirmek mecburiyetini koymuştu. M.S. üçüncü asırda yaşamış olan İmparator Maximin de memleket içinde kendi haberi olmadan yapılan evlenmelere muvafakat etmezdi.
Yalnız krallar değil, Avrupa’daki malikâne sahibi blitün zengin ve muteber kimseler halkın gelinlerinin bekâretlerini izale etmek «hakkına sahiptirler. Bu âdet 17 nCi ve 18 nci asırlara kadar devam etmiş ve «Efendinin hakkı» diye isimlendirilmişti.
Orta çağın sonuna kadar evlenme usulü bir satın alma demekti. Sonraları bu âdet yerini kadınların kocalarına hediye verme şekline bıraktı. Bu adete göre kadınlar kocalarına silâh hediye ederlerdi.
Britanya adalarının bazı bölgelerinde evlilik töreni değişik bir şekilde yapılırdı: Gelin, sol göğsünün altına keskin bir şeyle bir çizgi çizer, güvey de buradan akan kandan bir damla emerdi. Yine 1805 yılına kadar yürürlükte kalan bir kanun ile erkek isterse yarım şilin karşılığında karısını bir başkasına satabiliyordu.

