TEHİR ( ERTELENEN ) EDİLEN HAYAT
Rabbimiz bize yol haritasını sunmuştur. Biz de sunulan bu
yolu bulabilmemiz için ona yapışmak, sımsıkı sarılmalıyız. Her
zaman ve çağda, ömrümüzün her mevsiminde de ona yönelip,
kul olmalıyız. Onsuz tahayyül edeceğimiz her işimizin baştan
akâmete uğrayacağını, yani başarısız sonuçlanacağını bilmeliyiz.
Bize emanet olarak verilmiş olan beden, sıhhat, akıl, kalp, göz, kulak, el, ayak, dudak gibi tüm dinamikleri peşin kulluğa dönüştürmeliyiz. Rahman ve Vehhâb olan (hibe eden, veren, bağışlayan) Allah’ın peşin ve nakit olarak ihsan ve ikram ettiği potansiyel gücü kulluk enerjisine çevirmeliyiz.
‘Allah’a kulluğu” erteleme düşüncesi, içimizi vahyin yıkamadığının, temizlemediğinin göstergesidir.
Kendisini vahye açmayanlar, vahyin kendisine açılmasını nasıl bekleyebilirler? Kulluğun, rükûnun, secdenin tehiri (ertelenmesi) olmaz… Teslimiyetin ertelenmesi olmaz…
“Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir olan muhtaçlarsınız. Allah ise ğani (hiçbir şeye muhtaç olmayandır). Hamit (övgüye layıktır) ’’ (Fâtır Sûresi, âyet 15)
Muhtaç olan acziyetini bilir, çünkü acziyetini bilmemek kibirdir… Ölümü tehir etmeye gücü yetmeyenin kulluğu, teslimiyeti ertelemesi ne garip bir çelişkidir.
