KREDİSİ HAKTAN OLANLAR

By | 1 Ağustos 2019

 

KREDİSİ HAKTAN OLANLAR

 

İnsan yaradılışı icabı çok zayıf, çok acizdir; birine dayan­madan hayatını sürdürmesi de mümkün değildir.

Kimileri Yaratan’a dayanmış, kimileri de yaratılanlara yas­lanmıştır. Mevlâ’ya dayananlar iz bırakıp gitmişken, mahlûka yaslananlar ise hayat boyu sürünerek çile çekmiş, öldükten sonra da silinip kaybolmuşlardır.

Bizim çocukluğumuzda şöyle anlatırlardı:

 

İnancına hizmet eden bir insanı cezaevine atmışlar, ama o buna hiç üzülmemiş. Sebebini soranlara ise, kulların zindanı bana halvet gelir demiş ve bu yapılanı her şeyden aynlıp Ya­ratan ile beraber olmak diye tasvir etmiş.

Bu defa vatanından uzak bir mekâna sürgün etmişler, yi­ne üzülmemiş, kulların sürgünü bana hicret gelir demiş.

Ne yapsalar olmuyor. Bu sefer ölümüne ferman çıkarmış­lar, o ise buna gülmeye başlamış ve kul korkusu çekmeden inancı uğruna can veren şehit olur düşüncesiyle, davam uğ­runda can vermek bana şehadetgelirdemiş.

 

Evet, kul korkusu çekmeden inancı uğruna can veren şe­hit olur. İşte, hürriyet denen şey bu olsa gerektir. Ölüm korku­sunu ve nazik korkusunu yenmeyen hiç kimsenin hür olması mümkün değildir.