Ana Hakkı
Allah Teâlâ’nın da belirttiği gibi;
anneler, evlatlarını büyük sıkıntılar çekerek karınlarında taşır ؛ bin bir zorluklarla dünyaya getirirler.. Çocuk büyütüp yetiştirmek onu ا karnında taşımaktan daha az zahmetli olmadığına göre anaların hakkını ödemek mümkün değildir. ا
Bir adam Resul-İ Ekrem’e gelerek sordu: ا
“Kendisine en iyi davranmam ve en çok hizmet etmem gereken kim?”
“Annen!”
“Ondan sonra kim?”
“Annen!”
“Ya daha sonra?”
“Yine annen!”
“Annemden sonra kim?”
“Baban!”’
Böylece Peygamber Efendimiz, anne hakkının hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar üstün olduğunu anlattı.
Anne Müslüman olmasa bile ona saygı göstermek, iyilik etmek evladın görevidir.
Hz. Ebû Bekir’in kızı Esma’nın annesi İslamiyet’i henüz kabul etmemişti.
Kadıncağız bir gün kızını ziyarete gitti, o zaman Esmâ ne yapacağını bilemedi. Annesi putperestti. Acaba onu eve almak doğru olur muydu?
Resul-İ Ekrem’in huzuruna çıktı:
“Annem beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim?” diye sordu. Allah’ın elçisi:
“Evet, annene iyi davran!” buyurdu.
Ashâb-1 kiramdan Harise bin Nu’man, annesine pek iyi davranırdı. Bir gün Resul-İ Ekrem bir rüya gördü. Cennetteydi ve Hârise orada I Kur’an okuyordu.
Ashabına rüyasını anlattıktan sonra “iyilik İşte böyle olur” diyerek ا Hârise’nin annesine iyi davrandığı İçin cenneti kazandığını söyledi.
