Hazreti Musa Aleyhisselam

By | 1 Ağustos 2019

HAZRETİ MUSA ALEYHİSSELÂM

Eski Mısır’da hüküm süren krallara Firavun lakabı verilmekte idi. Firavun bir gece gördüğü rüyada İsrailoğullarından bir zatın kendi saltanatını yıktığını görmesi üzerine kâhinlerin tavsiyelerine uyarak İsrail oğullarından doğacak olan erkek çocukların öldürülmeleri için kanun çıkardı. Böylece onlardan kurtulacağını zannediyordu. Yeni doğan masum çocuklar, gözler önünde vahşice öldürülüyordu. Bu arada İmran isminde bir zatın bir oğlu dünyaya geldi. Adını Musa koydular. Allâhü Teâlâ Hazreti Musa (Aleyhisselam)ı öldürülmekten kurtardı.

Hazreti Musa (Aleyhisselam)m annesi bir sandık yaptırarak çocuğu onun içine iyice yerleştirdi. Sonra yaşlı gözlerle onu Nil nehrinin sularına terk etti. Akıntı sandığı Firavun’un sarayına doğru sürükledi. Firavun’un adamları çocuğu alarak Firavun’a getirdiler.

Bu sırada Firavun’un Asiye adındaki karısı ortaya atıldı ve Firavun’a yalvarmaya başladı. Onun yalvarmaları karşısında Firavun çocuğu öldürmekten vazgeçti. Asiye’nin onu evlat edinmesine razı oldu. Böylece Hazreti Musa (Aleyhisselam) saraya yerleşmiş oluyordu.

Hazreti Musa (Aleyhisselam) günden güne büyüyordu. Delikanlılık çağına gelince Allâhü Teâlâ ona ilim ve hikmet verdi. Artık güçlü, kuvvetli bir genç olan Hazreti Musa (Aleyhisselam) bir akşam üstü saraydan çıktı. Sokakta yürürken, biri Mısırlı, diğeri İsrailli iki kişinin kavga ettiğini görünce kavgayı ayırmak istedi. Kavgayı ayırırken Mısırlıyı itince oracıkta ölüverdi.

Bunun üzerine İlâhi emirle Mısır’dan çıkarak Medyen ülkesine doğru yola çıktı. Uzun bir yolculuktan sonra Medyen ülkesine vardı. Medyen’de Hazreti Şuayb (Aleyhisselam) ile tanıştı ve Hazreti Şuayb (Ateyfasetam)ın Safura adındaki kızı ile evlendi. Aradan yıllar geçti. Hazreti Musa (Ateyfasetâm) kendi ülkesi olan Mısır’a tekrar dönmek için Hazreti Şuayb (Aleyhisselam) izin istedi. Hazreti Şuayb (Aleyhisselam)ona izin verdi.

Hazreti Musa (Aleyhisselam)a peygamberlik verildikten sonra, Allâhü Teâlâ ona, Firavun’u imana davet etmesini emretti. Hazreti Musa (Ateyfasetam), kardeşi Hazreti Harun (Aleyhisselam)ın dili daha düzgün olduğu için Firavun’a beraber gitmek istedi. İki kardeş peygamber Mısır’da buluştular. Allâhü Teâlâ’nın emriyle Firavun’a gittiler ve onu imana davet ettiler.

Firavun Hazreti Musa (Aleyhisselam) mucizelerini sihir olarak gördü ve kendi sihirbazlarıyla onu karşılaştırmak istedi. Böylece Musa (Aleyhisselam) üstün gelip onu rezil edeceğini düşünüyordu. Hazreti Musa (Aleyhisselam), Allâhü Teâlâ’ya sığınarak sihirbazlarla yarışmayı kabul etti.

Sihirbazlar iplerini ve değnekleri yere attılar. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler. Onlara korku saldılar. Böylece sihir yaptılar. Bu manzara karşısında Hazreti Musa (Aleyhisselam) bile endişeye düştü. Bu yüzden içinde bir korku hissetti.

Allâhü Teâlâ Hazreti Musa (Aleyhisselam)ın kalbine İlâhi vahyini indirdi. Onu teselli ederek galip geleceğini bildirdi. Bunun üzerine Hazreti Musa (Aleyhisselam) rahatladı. Allâhü Teâlâ’nın emri ile elindeki asasını yere bıraktı. Asa yere düşer düşmez bir anda dehşetli ve çevik hareket eden bir ejderha oluverdi. Sihirbazların sihir aletlerini ve uydurduklarının hepsini yutmaya başladı. Bütün sihirbazlar: “Âlemlerin Rabbine, Hazreti Musa (Aleyhisselam) ve Hazreti Harun (Aleyhisselam) Rabbine inandık”1 diyerek secdeye kapandılar.

Firavun bu durum karşısında birden şaşkınlaştı. Yerinden fırladı, kalktı. Onlara şöyle bağırdı: “Doğrusu o (Hazreti Musa (Aleyhisselam) ), size sihri öğreten büyüğünüzdür! Andolsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve devamlı olduğunu bileceksiniz.”1

Azgın Firavun’un bu tehditleri karşısında sihirbazlar yılmadılar. Bilakis imanları daha çok arttı. Sihirbazlar canlarını verdiler, fakat imanlarından dönmediler.

Firavun ve adamları mü’minlere karşı baskılarını arttırınca, Hazreti Musa (Aleyhisselam) onlar ın ıslahından ümidini kesince Allâhü Teâlâ’ya yöneldi. Ondan yardım diledi. Allâhü Teâlâ da onlara Mısır’dan çıkmalarını vahyetti.

Hazreti Musa (Aleyhisselam) İsrail oğullarına gizlice haber saldı. Geceleyin toplandılar. Filistin’e doğru yola çıktılar. Sayıları altı yüz bin kadardı. Firavun, İsrail oğullarının Mısır’dan hareket ettiklerini öğrendi. Derhal kalabalık bir ordu hazırladı. Mü’minler Kızıldeniz’e yaklaşmışlardı. Allâhü Teâlâ Hazreti Musa (Aleyhisselam)a asası ile denize vurmasını emretti. Hazreti Musa (Aleyhisselam) bu emir üzerine asasını denize vurdu. Bunun üzerine deniz bölünerek önlerinde çok geniş kupkuru on iki tane yol açıldı. On iki sülale olan İsrail oğulları bu yollardan yürüdüler. Kısa zamanda karşıya geçtiler.

Hazreti Musa (Aleyhisselam) ve kavmi denizden tamamen çıktıktan sonra sular ilâhı emir ile birbirine kavuşuverdi. Firavun ve ordusu sulara gömüldüler.

İsrailoğulları Firavun’un zulmünden kurtulduktan sonra Hazreti Musa (Aleyhisselam) Allâhü Teâlâ tarafından Tur Dağı’na davet edildi. Tevratı ve İlâhi emirleri kendisine indirecekti. Allâhü Teâlâ Hazreti Musa (Aleyhisselam) vasıtasıyla İsrailoğulları’ndan 10 hususa riayet edeceklerine dair söz aldı. Bu on emir şöylece sıralanabilir:

 

1- Allâhü Teâlâ’dan başkasına kulluk etmeyecekler,

2- Anaya babaya itaat edecekler,

3- Akrabaya iyilik edecekler,

4- Yetim çocuklara iyi davranacaklar,

5- Yoksullara iyilik edecekler,

6- İnsanlara güzel söz söyleyecekler, kalp kırmayacaklar,

7- Namazı dosdoğru kılacaklar,

8- Zekât verecekler,

9- Birbirlerinin kanlarını dökmeyecekler,

10- Birbirlerini yurtlarından çıkarmayacaklar.

Allâhü Teâlâ’ya bu emirlere uyacaklarına dair söz veren İsrailoğulları, daha sonra sözlerinden dönerek taşkınlık yapmaya başladılar.

Daha sonra Azrail (Aleyhisselam) gelerek Hazreti Musa (Aleyhisselam)ın ruhunu kabzedeceğini söyledi. Hazreti Musa (Aleyhisselam) bu duruma üzüldü. Çünkü daha yapacağı işler bitmemişti. Fakat ölümün mukadder olduğunu biliyordu. Kurtuluş imkânı olmadığını hissedince teslim ve tevekkül içinde “Öyle ise ölüm şimdi gelsin” dedi.

Allâhü Teâlâ’ya şöyle yalvardı: “Yarabbi! Beni Mukaddes topraklara bir taş atımı kadar yakın bir mesafede vefat ettir.” Allâhü Teâlâ onun duasını kabul etti. Azrail (Aleyhisselam) Hazreti Musa (Aleyhisselam) ruhunu dilediği yerde kabz etti.