TADİL-İ ERKÂN’A RİAYET (RÜKÜNLERİN HAKKINI VERMEK)
Namazlarda tadil-i erkâna riayet, İmam Ebu Yusuf’a göre, bir rükün olduğundan farzdır. Bundan maksat, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükûnetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzuv sükûnete erip hareket halinden beri olmasıdır. Örnek: Rükûdan kıyama kalkarken vücut dimdik bir hale gelmeli ve sükûnet bulmalı, en az bir kere “Sübhânellâhi’l Azîm” diyecek kadar ayakta durup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında, rükûda ve secde de böylece bir teşbih miktarı durmalıdır.
Tadil-i erkân, İmam Azam ile İmam Muhammed’e göre vaciptir. Bu iki ayrı görüşten birincisine göre, tadil-i erkân yapılmaksızın kılınan bir namazı yeniden kılmak gerekir. İkinci görüşe göre ise, tadil-i erkânı terkinden dolayı yalnız sehiv secdesi gerekir. Fakat böyle bir namazı yeniden kılmak daha iyidir. Ayrıca kerahetle kılınan namazları da yeniden kılmak vacip görülmüştür.
Namazdan manevî haz duyanlar, namazda tadil-i erkâna riayet ederler, acele etmekten sakınırlar. Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler.
Hayatın en yararlı ve en kıymetli saatleri ibadetle geçen zamanlardır. Boş yere veya kısa bir yarar uğrunda zamanlarını harcayan insanların namaz gibi yüksek bir ibadetten, devamlı bir mutluluk yolundan ve İlahî huzurun zevkinden mahrum olmamak için çalışmamaları pek garip ve acınacak bir hal değil midir?
