O (sas) bir çadıra giriyor, orada aşina bir sima anyor, bulunca da gönlünün ilhamlarını boşaltıyordu. Bıkmadan usanmadan, insana yakışır şekilde yaşamanın yollarını göstermeye çalışıyordu. Ama her çadırdan çıktığında kendisini adım adım takip eden bir başka kişi giriyordu. Oradakilere, az önce gelen kişinin ne anlattığını soruyor ve ardından da, “Siz O’na aldırmayın. Bizim yeğenimizdir, o (hâşâ) meczuptur,” diyordu.
Efendimiz’i(sas) takip eden bu kişi ağzına ne gelirse söylüyor, iftiranın en iğrençlerini sıralıyor ve oradakileri yeterince zehirlediğine kanaat getirince de geldiği gibi oradan uzaklaşıyordu. Onun arkasından öylece bakakalanlardan biri diğerine soruyor, “Bu gencin arkasında dolaşan sarı saçlı, mavi gözlü kişi de kim?” diğeri cevap veriyor, “Amcasıymış galiba.
Evet, bu kişi Peygamber Efendimiz’in(sas) amcası Ebu Leheb’den başkası değildi. Efendimiz’in(sas) tebliğini karalama adına üşenmeden 0’nun(sas) gezdiği her yere gidiyor ve insanların üzerinde 0’nun(sas) oluşturduğu olumlu havayı kırmaya çalışıyordu.
Efendimiz’elsas) bu kadar yakın olup da onu anlayamamak ne büyük hüsrandır. Gerçekten kendisine yazık etmiş bir kişiydi Ebu Leheb ve hakkında Tebbet Suresi nazil olmuştu.
Âyetlerle onun ahiret hayatını nasıl yaşayacağı anlatılırken, kendisinden sonra gelen insanların laneti de hep onun üzerinde olacaktı.
Nitekim Mekke’de Şâri Ebu Leheb, yani Ebu Leheb Caddesi adı verilen bir yer vardır. Bunu duyunca, “Ebu Leheb’in adını bir caddeye mi vermişler?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Elbette, hayır! Böyle resmî bir cadde ismi yok. Ebu Leheb’in evi burada olduğundan halk buraya bu ismi kendisi yakıştırmış. Ebu Leheb, Efendimiz’in(sas) hicretinden kısa bir süre sonra buradaki evinde ölmüştür. Çocukları onu evlerinin arkasındaki kısma defnetmiştir fakat Ebu Leheb’in naaşım toprak bir türlü kabul etmemiş. Cesedin kokusu her geçen gün artmış ve neredeyse bütün mahalleyi kaplamış. İnsanlar Ebu Leheb’in oğullarına, babalarının cesedini ortadan kaldırmalarını söylemişler. Bunun üzerine çocukları, babalarının cesedini evlerinin hemen arkasında yükselen tepenin arkasına götürmüşler. Buraya terk edilen cesedin kurda kuşa yem olduğu rivayet edilmektedir. Bu mevkiinin Ebu Leheb’le ilgisini bilen her bir insan, sonraki zamanlarda buradan geçerken bu tepeye doğru bir taş fırlatmayı âdet edinmiştir. Zamanla atılan bu taşlar, tepenin bağrında ikinci bir tepe meydana getirmiştir.
