Mekke Panayırlarında 0’nu (Sas) Arıyoruz

By | 1 Ağustos 2019

Peygamber  Efendimiz’in(sas) hayatını yerinde öğrenmek için Mekke’nin dışına da çıkmak gerekiyor. Mesela şehrin uzağındaki panayır yerlerini de gezmek gerekiyor. Bunlardan Mekke’ye en yakın olanı Zü’l Mecaz Panayırı. Açıkçası giderken bu kadar etkileneceğimi düşünmediğim bir yerdi burası. Okul döneminde ders kitaplarında daha çok Ukaz Panayırı’nı duyduğumuz için diğerlerini pek bilmiyoruz.Zü’l-Mecaz da Ukaz gibi bir panayır ve pazar yeri. Bizi etkileyen şey ise Efendimiz’in, Hakk’ı tebliğ için buralara kadar gelebilmiş olduğunu görmemiz. Ukaz ve diğer panayırların Kâbe yakınlarına  kurulan köy pazarları gibi olduğunu hayal etmiştik hep.Halbuki  şimdi gözümüzün önünde uzanan bu pazar Mekke’den 40 km uzaklıkta bir yerde. Ukaz Panayırı’nın Mekke’ye uzaklığı ise bunun  tam 2 katı. Cahiliye döneminde son derece canlı olan bu pazar, dört halife devri sonrasında ortaya çıkan Haricîlerin saldırganlıkları nedeniyle güvenlik sıkıntısı yaşamış ve eski önemini kaybetmiş. Osmanlılar, Efendimiz’in(sas) hatıralarını barındıran bu çarşıya  ayrı bir ihtimam göstermişler. Dükkânlarını yenilemişler ve pazarı  yeniden canlandırmaya çalışmışlar. OsmanlI’nın bakımdan geçirdiği ve ihya ettiği bu dükkânların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı ise sadece  kubbeleri hasar görmüş vaziyette hâlâ durmakta. Bu çarşı yalımlarında, Osmanlı yapısı bir de köprü bulunuyor. Ukaz Panayırı günümüzde Hüseyin Şerifin özel arazisi içinde bulunuyor.
Ukaz ve bizim ziyaret ettiğimiz Zü’l-Mecaz panayırlarından başka Mckke-Medine yolu üzerindeki Cümum’da Mecenne Pazarı bulunur.

Burada dükkân binalarının bazıları ayakta durmaktadır. Mekke ve civarındaki bu pazarların dışında Efendimiz’in(sas) gittiği çok daha uzak yerlerden de bahsediliyor. Bunlardan biri de Mekke’ye 700 km uzaklıktaki el-Hubeşe’dir. Mekke-Yemen yolu üzerinde bulunan bu panayıra Efendimiz(sas) Hz. Hatice’nin kervanlarını idare maksadıyla gitmiş. Oraya gittiğini gören kişilerin rivayetine göre, burada Efendimiz(sas) idare ettiği kervan için kumaş alırken görülmüş.

Mekke ve civarındaki pazarlan konuşarak arabadan iniyoruz. İzlediğimiz asfalt yolun kenarından biraz daha içeriye girdiğimizde etrafı tellerle çevrili bir alan karşılıyor bizi. İşte burası Zü’l-Mecaz Pazarı. Burası tam bir çöl… Bir zamanlar buralarda pazar kurulduğunun tek alameti, çöl içerisindeki parça parça taş yığınları. Bu taş yığınlarının her birinin yerinde birer dükkân olduğunu öğreniyoruz. Etrafının tellerle çevrilmesinin sebebi de koruma altına alınmış olması. İleride buralarda iyileştirme projeleri gerçekleştirmeyi düşünüyorlarmış. Bu haber bizleri sevindiriyor.
Bir zamanlar çevrenin en zengin ve soyluları, köleleriyle birlikte buralara alışverişe geliyordu. Tüccarlar ve deve sürüleri vardı dört bir yanda. Herkes kendi derdindeydi. Kimi mal satmak ve para kazanmak, kimi de çevresindeki malları ucuza kapatmak için uğraşıyordu. Satılan şeyler içinde neler neler vardı. İnsan bile alıp satıyorlardı. Herkesin kendi işiyle meşgul olduğu bu pazarda çadır çadır dolaşan bir kişi vardı. Onu bu güneşin altında Mekke’den buralara kadar getiren şey ne mal ne de para sevdasıydı. Onun bir tek derdi vardı ki o da insanlığın kurtuluşu ve selametiydi. İnsanlara bu dünyaya getiriliş gayelerini hatırlatmak gerekiyordu. Birbirlerini üzmeden, kırmadan yaşayabilmenin ve asıl hayatı kazanabilmenin yollarını onlara göstermek gerekiyordu. İşte 0’nu<sas) bu kızgın kumlara bata çıka getiren dert bu dertti. Ümmeti için neler neler yapmıştı. Zü’l-Mecaz panayırı da Onun(sas) bu niyetle ziyaret ettiği yerlerden sadece bir tanesi idi