Müzdelife’de Peygamber Hatıraları

By | 1 Ağustos 2019

Hacıların Zilhicce’nin 9. günü akşama kadar kaldıkları Arafat ve civarını gezen bir grup buradan Müzdelife’ye doğru yol almaya başlar. Çünkü Hacılarda Kurban Bayramından bir gün önce hava kararırken Arafat’tan Müzdelife’ye doğru yola çıkarlar. Onların bu Müzdelife yolculuğu Rabbimiz tarafından Bakara Suresi’nde şöyle emredilir, “Arafat’ta vakfeden ayrılıp sel gibi Müzdelife’ye doğru akın ettiğinizde, Meş’ari’l-Haram’da Allah’ı zikredin. O size nasıl güzelce hidayet ettiyse, siz de öyle güzel bir şekilde O’nu zikredin. Bilirsiniz ki, O’nun yol göstermesinden önce siz yolu şaşırmış kimselerdendiniz.”
Peygamber Efendimiz(sas) Veda Haccı’nda, arefe gecesi Müzdelife’ye gelir ve orada akşam ve yatsı namazını cem ederek kılar. Bugün Peygamber Efendimiz’in(sas) bu namazı kıldığı yer Meş’ari’l-Haram Mescidi’nin bulunduğu yerdir. Efendimiz(sas) o gece namazı kıldığı yerin hemen yakınında bulunan Cebel-i Kuzah’ta Müzdelife vakfesini yapmış ve orada gecelemiş. Biz de Müzdelife’ye gider gitmez önce Meş’ari’l-Haram Mescidi’ni geziyoruz. Bu mescidin hemen yanından arabalar için yol geçiyor. Bu yolun hemen yanında bulunan tepe de işte bu Kuzah Tepesi. Üzerine çıkamasak da Efendimiz’intsas) şereflendirdiği bu mübarek mekânın yanma kadar gidip orada dua ediyoruz. Peygamber Efendimiz’in(sas) Müzdelife vakfesini yaptığı Cebel-i Kuzah, eskiden beri ayrı önemi olan bir yermiş. Bu tepede cahiliye döneminden beri hep bir ateş yanarmış. Bu ateşle hem o bölgeyi aydınlatmaya hem de ısıtmaya çalışıyorlarmış. Rivayet edildiğine göre dört halife döneminin sonuna kadar orada o ateş yanmaya devam etmiş. Müzdelife’den Mina yolunda yolculuğumuza devam ediyoruz. Yanından geçtiğimiz kayalıkta bir zamanlar görenlerin ilgisini çeken farklı bir Ebrehe’nin fil ordusunun son konaklama yeri olan kaya vardı. Baktığınız zaman elini kaldırmış bir vadiyi Mugammes insanı andırıyordu bu kaya parçası. Mekkelilerin dediğine göre bu bir çobanmış ve Efendimiz’in(sas) hicretinde O’nun yerini gösterirken taşlaşmış. Burası meşhur olunca fazla ilgiden endişelenenler tarafından kaya ve üzerinde bulunduğu tepe ortadan kaldırılmış.Bu yolun devamında yine ilginç bir yere geliyoruz. Burası Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail’i kurban etmeye götürdüğü yer. Bu özel mekânı gösteren sadece küçük beyaz bir taş var. Tam bir bağlılıkla işte burada babasına kendisini teslim etmiş Hz. İsmail. Babası da Allahu Teâlâ’ya verdiği söze binaen onu kurban etmeye azmeder fakat az sonra Cebrail (as) kurban edilmek üzere bir koç getirir ve Hz.İsmail yerine burada o koç kurban edilir. Bu koçun başı yüzyıllar boyunca Kabe’nin içinde saklanmıştır. Hatta Peygamber Efendimiz (sas) Mekke’nin fethinden sonra Kabe’nin içine girdiğinde, bu koç başını duvarda asılı görüp Osman bin Talha’ya, onu keşke böyle herkesin göreceği bir yere asmasanız diye ikaz etmiştir. Yıllar sonra Haccac’ın Mekke kuşatması sırasında mancınıklarla atılan taşlardan Kâbe’de yangın çıkmış, bu koçun başı çıkan yangında telef olmuştur.