Kabe Yanında Yatan Bir Peygamber Hanımı Ve Oğlu

By | 1 Ağustos 2019

KabeKabe’nin bir kenarını saran yarım daire şeklindeki avlu genelde birçok kişinin dikkatini çeker. Kabe’de altın oluğun altına gelen bu kısım tavaf sırasında insanların Kabe’ye yaklaşmasını engeller bir konumda olup, neden böyle bir yapıya ihtiyaç duyulduğu ilk bakışta anlaşılmaz. Aslında burası son derece önemli bir yer olup, sebebini bilen insanlar soluğu burada almakta ve bu kısımda kısa da olsa namaz kılmaya dikkat ederler.
Buraya halim ya da Hicr-i İsmail denilmektedir. Müşriklerin son Kâbe inşaatlarından birinde inşaat malzemelerinin yeterli gelmemesi üzerine Kâbe’nin kapladığı alanın bir kısmını dışarıda bıraktıklarını biliyoruz. Bu dışarıda kalan kısmı da belirlemek için etrafını bir duvarla çevirme yoluna gitmişler. Bugün tavaf yapanlar eğer bu avlunun içerisinden geçerek Kabe’yi dönmeye çalışırlarsa tavafları olmayacaktır. Çünkü bu avlunun Kâbe’nin duvarına bakan ilk üç metresi Kâbe’nin içinden sayılmaktadır. Nitekim birgün Hz. Âişe, Peygamber Efendimiz’e(sav) gelerek, “Ben Kâbe’nin içinde namaz kılmak istiyorum,” der. Peygamber Efendimiz(sav) de onun elinden tutar ve Hatim’e getirerek, “Burada kılman da Kâbe’nin içinde kılman gibidir,” der.

Bu avluya Hicr-i İsmail denmesinin sebebi olarak, Hz. İbrahim’in eşi Hz. Hâcer ve evladı Hz. İsmail’in kabirleri bulunduğu rivayeti gösterilir. Mekke ile ilgili çalışmalarımızı sürdürürken Mescid-i Haram’ın en eski resimlerinden bilini görmüştük. Bu resim bir kâğıt üzerine değil bir kaya üzerine nakşedilmişti. Bu kaya üzerindeki Kâbe çiziminin  yanındaki avluya baktığımızda içeride 2 kabir gözüküyordu üzerindeki Arapça ibarelerde bu 2  kabirden birisinin Hz. Hâcer’e, diğerinin de Hz. İsmail’e ait olduğu yazıyordu. Bu bilgi bizi şaşırtmıyor çünkü rivayetlere göre Kabe’nin tavaf alanı ile sa’y mekanı arasında yetmiş civarında peygamber yatıyor. Bu peygamberlerden biri de Arabistan Yarımadası’nın  güneyindeki Ad kavmine gelen Hz. Hud’dur. Kavminin helakı  sonrasında kendisine inanan az sayıda insanla Mekke civarına gelen bu peygamberin buradaki varlığını bizlere bizzat Peygamber Efendimiz (sav) bildiriyor. Hz. Peygamber (sav) Veda Haccı’nda, Usfan’ a vardığı zaman, Hz. Ebubekir’e(ra), “Ey Ebâ Bekr! Bu hangi vadidir?” diye sormuş. Hz. Ebubekir (ra), “Usfan vadisidir,” diye cevaplayınca, Hz. Peygamber, Hz. Hud’un, beline aba tutunmuş, belinden yukarısını alacalı bir kumaş ile bürümüş, genç ve kızıl, yuları hurma liflerinden örülmüş dişi bir deve üzerinde, hac için buradan telbiye ederek geçmiş olduğunu haber vermiştir.