Dil öğrenmenin en yoğun olduğu dönem 0-2 yaştır.
Çocuk bu dönemde sezgi gücünü kullanarak, tıpkı emici bir sünger gibi etraftaki olayları, insanları, sesleri emer.
Anne-babasının duygularını hissettiği bu dönemde, çocuğun duygularının varolduğu düşünülmeden; hafife alınır, gülünür, birde konuşma çabası ile dalga geçilirse, çocuk bundan etkilenir. Zira konuşmanın ön şartı yankılanmaktır. Çocuk kendi hislerinin karşı tarafta yankılandığını hissederse ancak o zaman cıvıldamaya devam eder. Eğer çocuk durgunken yetişkinler onu güldürmeye çalışıyorsa, çocuk ağlarken yetişkinler “piş piş” yapıp gülüyorlar ve çocuğun sorununu anlamak yerine onu güldürmeye çalışıyorlarsa, çocuk duygularının yankısını yetişkinde bulamaz. Bu durum çocuğun cesaretinin kırılmasına, içe kapanmasına ve konuşmasının gecikmesine sebep olur.
Dahası, çocuğun yaşadığı ortamda yüksek sesle konuşanlar, hızlı konuşanlar, bağırtı ve çağırtılar varsa, böylesi bir iletişim ortamında zarara uğradığı gibi, konuşmayı öğrenmesi de gecikir.
