Genel olarak baktığımızda uyku sorununu şu başlıklar altında toplayabiliriz:
(1) Uykusu gelmediği halde, anne çocuğu uyutmaya çalışırsa, çocuk uykuya direnir
Çocuk, uykusu geldiğinde, uyur. Erken ya da geç uyuması için zorlanan çocuk, bu baskı karşısında direnç gösterir. Aslında, çocuk rahat bırakıldığında, gün içinde zaten yorulacak ve o yorgunluğun etkisiyle de uykuya dalacaktır. Uyku, vaktinde olursa keyif verir, dinlendirir.
(2) Anlatacakları olan çocuk uyumak istemez
Çocuklar, gündüz yaşadıklarını anne-babalarına anlatmaktan keyif alırlar. Zaten her şeylerini dolu dolu paylaşacakları başka da kimseleri yoktur hayatlarında. Ne eşleri vardır, ne de iş arkadaşları… Böylesi fırsat veren ve yavrusunun içindeki kelimelerin boşalmasına yardımcı olan anne-babanın çocuğu uykuya daha rahat geçer. Etkin bir dinleme ile çocuğunun kelimelerinin boşalmasına destek vermemiş bir ebeveynin çocuğu uykuya karşı direnç gösterir.
(3) Uykudan korkma durumu
Yenidoğanlar uykudan korkar. Uyku bebeklerin daha önce tecrübesinin olmadığı bir ruhsal değişikliktir. Bebekler iç dünyalarında oluşan bu ‘uyku’ haline yabancıdırlar. Uyku hali onları kaygılandırır. Kendilerini bırakmak istemez, ayakta kalmak için çaba sarf ederler. Çocuğun yabancılık hissettiği bu duygular annenin çocuğun yanına uzanması ve ona güven vermesi ile kolaylıkla aşılabilir. Yenidoğanlar, uyuma esnasında anneleriyle teselli buluyorsa korkudan kurtulurlar.
(4) Çocuğun fiziksel durumu uykuya geçiş için önemli
Her türlü ihtiyacı giderildiği halde, yatağa yatırıldığında ağlayan çocuğun ihtiyacı tamamen bitmiş demek değildir. Çocuğun gün içinde hareketliliğinden kaynaklanan eklem ağrıları, kas ağrıları, boyun ve kol ağrıları onun kaliteli uykusuna tesir eder. Sızılar uykuya dalmayı zorlaştırır. Bunun yanı sıra küçük çocuklarda, kemik ve eklem yerlerinde uzama varsa, ki eklem yerlerindeki uzamalar, midedeki gazlar, diş çıkartmalar, açlık gibi fizyolojik etkenler de uykuya geçişi zorlaştırır.
(5) Yalnızlık ve karanlık korkusu
Günümüz çocuklarının birçoğunun çok yoğun bir şekilde gece korkuları yaşadıkları bir gerçektir. Gün içinde seyrettikleri filmlerdeki şiddet, haber programlarında duydukları felaketler, ölümler, dünyanın yaşanmaz bir yer olduğu iması ile yapılan programlar… Hırsızlıklar, cinler, şeytanlar çocuğun uykuya girmesine engel olur. Hiçbir çocuk yok ki, bir ölüm sahnesini televizyonda izlesin de, gece korkusuzca yatağa girebilsin. Bu ancak duyarsızlaşmaya başlayan bir çocuk davranışıdır. Böylesi bir ruha sahip çocuk belki doğrudan korkularından bahsetmese de, içindeki âlem onun yalnız yatmasına engel olabilir.
Bunun yanı sıra, anne yatağından erken ayrılan, yine 2 yıl boyunca emme refleksinin devam ettiği süreçte anneden ayrılan çocukların da 6-7 yaşından sonra yalnız yatmaya karşı direnç gösterdikleri de bir gerçektir.
