Bir karıncayı bile incitmeyecek kadar merhametli olan Peygamberimizin çocuklara acıması, şefkati, sadece Müslüman çocuklarla sınırlı değildi.
O’na göre çocuklar masumdu, günahsızdı; kimin çocuğu olursa olsun korunmalıydı.
Bu nedenle karşısında silah çeken, O’nunla dişe diş savaşan insanların bile çocuklarına dokunmuyor, dokundurtmuyordu.
Huneyn Savaşı’ndaydı. Düşmanları ordusunu pusuya düşürmüştü ve ordusu neredeyse geri çekilmeye yüz tutmuştu. Cesur duruşuyla yeniden ordusunu toparlamış ve düşmanı geri çekilmeye mecbur etmişti. Takip esnasında öldürülenler arasında bir çocuk gördü. O denli öfkelendi ki, öncü kuvvet komutanı Hz. Halid’e anında haber gönderdi:
– Halid’e yetişin! Benim, ona çocuk, kadın ve hizmetçi öldürmesini yasakladığımı derhal bildirin!
Sonra ordusuna döndü ve:
– Dikkat edin! Çocuk öldürülmeyecektir, emrini verdi.
Ordudan bir sahabi:
– Ey Allah’ın Resûlü, dedi. İyi, ama onlar, müşriklerin çocukları değiller mi?
Yüzüne anlamlı anlamlı baktı ve:
– Sizin en hayırlılarınız da, müşriklerin çocukları değiller miydi? Ama hidayete erdiniz! dedi. Ardından da:
– Her çocuk, İslam yaratılışı üzere doğar. Dili dönünceye kadar öyle devam eder. Sonra anne babası, onu ya Yahudileştirir, ya da Hıristiyanlaştırır, buyurdu.
