Bazı hususları temsil ve benzetmeyle anlatması da Peygamber Efendimizin eğitim ve öğretim metodunun bir parçasıydı. Ki bugün de eğitim sisteminde bu yöntemin önemli bir yeri vardır. Her insan, her gerçeği olduğu gibi kavrama yeteneğine sahip olmadığı için Peygamber Efendimiz bu tarz örneklerle, temsil ve benzemelerle insanların hem dikkatlerini çekiyordu, hem de anlatmak istediği gerçeği, dinleyenlerin anlayacağı bir dille anlatmış oluyordu.
Verdiği şu misalle bir adamın tavrını, bakınız ne kadar hoş, tatlı ve olaya canlılık katarak anlatır: “Bir toplantıda (sohbette) bulunup da hikmetli (anlamlı- güzel) söz duyup, sonra bu toplantıdan söz ederken duyduğu şeylerin sadece kötü kısımlarını (gereksiz taraflarını) anlatan adam şuna benzer: Bir çobana gelip “Ey çoban! Süründen bir koyun kes!” der. Çoban da “Git, en iyisinin kulağından tut getir!” diye izin verir. Buna rağmen gidip sürünün köpeğinin kulağından tutar!”
Ne kadar tatlı, hakikati anlamayı akla yaklaştıran ve ders veren bir benzetme ve anlatım değil mi? Örneklemesinde, temsilinde dört şey var: Bir adam, bir sürü, bir çoban bir de köpek…Bunların dördü de o dönem insanının birebir içli dışlı olduğu ve çok iyi bildikleri şeyler… Bir gerçek bana göre ancak bu denli basite indirgenerek tatlı bir üslupla anlatılabilir… Bu da ancak Kainatın Efendisi Peygamber Efendimize özeldir.
