Yine bu konuda Peygamber Efendimiz, bir yanlışı düzeltme anlamında tepkisini farklı yöntemlerle de ortaya koymuştur.
Namaz kılmaktadır. Belli ki bir nafile namazıdır. Çok yakınında birileri vardır ve aralarında nasip meselesi ile ilgili konuşmaktadırlar. Kimi: “Falamn nasibi atlardadır”, kimi: “falanın nasibi de develerdedir”, bir başkası da “falamn nasibi koyunlardadır” der.
Peygamber Efendimiz, namazının son rekat’ımn rükuundan doğrulunca: “Allahım! Gökler ve yeryüzü dolusu, daha başka dileyeceğin şeyler kadar hamdimiz Sana’dır. Allah’ım! Sen vermek istersen, kimse engel olamaz. Sen engellersen de verecek kimse yoktur” diye dua eder. Ancak duası bitmemiştir. Bundan sonra etrafındakilerin iyice duyması için sesini yükselterek; “ Nasip sahibinin de (nasibi kendine çekecek) bir özelliği yoktur. Nasibi veren de Sen’sin” diyerek duasını bitirip secdeye gider.
Hadiseyi anlatan sahabi ilave eder: “Allah Resûlü, onlara söylediklerinin doğru olmadığını duyurmak için (özellikle) “nasip” kelimesini söylerken uzattı.”
Ne kadar nazik, ne kadar tatlı bir uyan ile yanlışı düzeltme… değil mi?
