O’nun (sav) öğretmenlik meslek ve anlayışında hiddet, öfke olmadığı gibi, insanı mahcup etme ve işleri zorlaştırma da yoktu. Hep sabırla, hoşgörü ile davranır, dersini kırmadan dökmeden verirdi.
Çölden gelen bir Müslüman, usul erkan bilmediği için Mescidin bir köşesinde küçük abdestini bozmaya kalkmıştı. Bildiğiniz gibi Peygamberimizin mescidi zemini toprak, üstü de hurma dallarıyla örtülüydü. Şimdiki mescitler gibi halı, kilim döşeli değildi.
Gören sahabiler:
– Dur! Ne yapıyorsun sen, diye bağırarak adamın üzerine yürüdüler.
Ancak adam, işini bitirmek üzereydi.
Peygamber Efendimiz hiç de öfkelenmeden sakin bir sesle:
– Adamı kendi haline bırakın! Abdest bozduğu yere (de) büyük bir kova su dökün! dedi önce. Sonra da onlara dersini verdi:
– Siz kolaylık göstermek için gönderildiniz, zorluk çıkarmak için değil.
Adama da dersini vermeliydi. Yanma çağırdı ve Mescitte böyle şeyler yapmanın doğru olmadığın söyleyip nedenini de anlattı:
– Mescitler, ancak Allah’ın adını anmak, namaz kılmak ve Kuran okumak içindir.
