Peygamber Efendimizi Duymamak İçin Kulağını Tıkayan Şâir

By | 1 Ağustos 2019

Peygamber Efendimizin dersini dinleyen, bir art niyet taşımıyorsa eğer, mutlaka etkilenirdi. Çünkü, konuştukları, söyledikleri, sair insanlar gibi kuru bir bilgiden ibaret değildi; yüreğinin derinliğinden gelen anlam dolu sözlerdi ve kulaklardan çok gönüllere yönelikti.
Tufeyl b. Amr…Devs kabilesinin sözü dinlenen, itibarlı ve akıllı adamlarından biri ve üstelik önemli bir şâir. Mekke ileri gelenlerinin çok iyi tanıdığı Tufeyl, Mekke’ye gelir. Devir, Peygamber Efendimizin davetini açığa vurduğu dönem. Müşrik beyinler, O’nu durdurmanın yollarını arayıp durmakta. Böyle önemli bir adam boş bırakılmaya gelmez onlara göre: Sararlar etrafını Tufeyl’in. Gayeleri, onun Peygamber Efendimizle buluşmasını önlemektir. Bir sürü ipe sapa gelmez söz söylerler Peygamber Efendimiz için. “Sözleri sihir gibi etkiliyor insanı. Öyle ki adamı, babasından; kardeşi kardeşten; kocayı karısından ayıracak kadar! Bizi böldü bu sözleriyle. Senin de başına böyle bir şey getirebilir; kavminle aranı ayırabilir. Sakın ha! O’nunla görüşme! Görüşürsen de sözlerine kulak verme!”
Şâir Tufeyl, onların bu uyarılarına “evet” der ve Peygamber Efendimizle görüşmeme, konuşmama ve sözlerini dinlememe kararı alır kendi kendine. Hatta der ki: “Kabe’ye gittiğimde ne olur ne olmaz, sözlerini duymayayım diye kulaklarıma pamuk tıkadım.”
O’nun sözlerini duymamak için kulak kapatılabilir ama, gönül kapısını kapatmak mümkün mü? Zaten o da sözleriyle kulağa değil gönle, gönlün derinliklerine hitap ediyordu hep…
Tufeyl, Kâbe’de her tedbire rağmen, Efendimizin okuduklarından ve konuşmalarından bir kısmını duyar. İçine bir ateş düşer. Kendi kendine “ben, aklı başında bir adamım. Üstelik de şâirim; sözün iyisini de, kötüsünü de çok iyi bilirim. Neden korkuyorum ki? Dinlerim; sözlerini güzel bulursam kabul ederim, bulmazsam da reddederim. ” der. Der ve konuşmalarını, okuduklarını dinlemeye başlar artık. İçindeki ateş büyür ve Peygamber Efendimizin Kâbe’den evine doğru gittiğini görünce peşine düşer. Peygamber Efendimiz evine girince, o da izin isteyip girer ve müşriklerin kendisine söylediklerini aktardıktan sonra:
– Ey Muhammed! der. Vallahi, okuduklarının, söylediklerinin bir kısmını dinledim. Çok da güzel buldum. Ne istediğini anlat bana, dinliyorum.
Peygamber Efendimiz, bir öğretmen, bir öğrenci havası içinde ona güzelce İslâm’ı anlatır.
…Ve O’ndan (sav), bir tek söz duymamak için kulağını pamukla tıkayan Tufeyl, anlattıkları karşısında mest olur ve o an imanla buluşup şereflenir.
Tufeyl, gidip akrabalarını İslâm’a davet eder. Babası, eşi kabul eder, ancak diğerleri karşı koyarlar. Bunun üzerine Peygamber Efendimize gelir ve şikayette bulunur. Peygamber Efendimiz:
– Kavmine dön! Onları, İslâm’a tatlı dille davet et ve onlara yumuşak davran! Diyerek bir kez daha öğretmenliğini ortaya koyar.