Ebu Hureyre’den(ra) rivayetle, Resulullah(sav) buyurdu ki:
Allahümme eslih lî dîniyellezî hüve ismetü emrî ve eslih lî dünyâyelletî fîhâ meâşî vec’ali’l mevte râhaten min külli su.
“Allah’ım, bütün işlerimin dayandığı dinimi ıslah eyle. Dünyalığımı, geçimimi, bütün malımı mülkümü kendisinden kazandığım dünyamı ıslah eyle. Ölümümü, bütün kötülüklerden kurtulup dünyanın sıkıntılarından kurtulup asıl rahatlığa ermem için vesile eyle.”
Bu hadis-i şeriften, Allah Resulü’nün(sav), dünya işlerini dinini yaşamaya vesile kıldığını ve ölüm ânında, dünyanın bütün kötülüklerinden, sıkıntılarından kurtulup asıl rahata ermesi için Allah’tan salâh dilediğini öğreniyoruz.
Bir gün Resulullah’m(sav) huzuruna bir adam geldi, “Ya Resulullah, Allah’tan isterken ne diyeyim? Allah’a nasıl dua edersem Rabbim kabul eder?” dedi. Peygamber Efendimiz(sav) de baktı ki adamcağız kendi halinde bir insan, uzun bir duayı bilmeyecek, belki aklında tutamayacak biri… Adama şöyle bir dua öğretti:
Allahümmeğfirlî ve’rhamnî ve âfinî ve’rzuknî.
“Allah’ım beni bağışla. Bana merhamet et. Bana afiyet ihsan eyle ve rızık ver ya Rabbi.”
Sonra Resulullah(sav) Efendimiz, başparmağı hariç, dört parmağını kapadı ve “Bu dua senin dinini ve dünyanı karşılar.” buyurdu.
