“… Ve Rabbinin hoşnutluğunu umarak, sabah akşam O’na yalvarıp yakaranlarla birlikte, sen de sabret. Dünya hayatının cazibesine kapılarak gözlerini onlardan ayırma, iyi ve güzel olan ne varsa, hepsini terk edip bencil arzuları peşine düştüğü için, kalbini bizi hatırlamaya karşı duyarsız kıldığımız kimseye ve işi gücü aşırılık olan kimseye de uyup boyun eğme.” (Kehf 28)
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-’den bildirildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ın yollarda, çarşı ve pazarlarda dolaşarak Allah’ı hatırlayıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Allah’ı zikreden bir topluluğu bulunca birbirlerine, “Geliniz, aradığınız burada” diye seslenirler ve bu zikreden kimseleri dünya semasına kadar kanatlarıyla kuşatırlar.
Allah onların hallerini meleklerden daha iyi bildiği halde meleklerine:
“- Kullarım ne söylüyor?” diye sorar. Melekler de:
“- Subhanallah diyerek sana yakışmayan sıfatlardan seni uzak tanıyorlar.
Allahu ekber diyerek en büyük senin olduğunu söylüyorlar. Elhamdülillah diyerek eksiksiz övgülerin sana ait olduğunu söylüyorlar ve seni her yönüyle övüp seni yüceltiyorlar, derler. Allah der ki:
Bu kullarım beni gördüler mi ki böylece beni anıyorlar?”
“- Hayır, vallahi seni görmediler.”
“- Beni görselerdi ne yaparlardı?” .
Eğer onlar seni görseler sana daha çok ibadet ederler, şanını daha çok övüp yüceltirler ve sana yakışmayan sıfatlardan seni daha fazla uzak tanır ve bilirlerdi.”
Kullarım benden ne istiyorlar?”
Cennet istiyorlar.”
Cenneti görmüşler mi?”
Hayır, vallahi cenneti görmemişler.”
Ya cenneti görseler ne yaparlar?”
Eğer cenneti görselerdi onu büyük bir istekle isterler ve elde etmek için daha fazla gayret ederlerdi.”
Peki bu kullarım neden korunmayı istiyorlar?”
Cehennemden sığınıyorlar.”
“- Peki, cehennemi gördüler mi?”
Hayır, vallahi görmediler.”
Ya görselerdi ne yaparlardı?”
“- Eğer cehennemi görselerdi ondan daha fazla kaçarlar ve daha çok korkarlardı.” Bunun üzerine Allah meleklerine, “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki ben bu kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri der ki: “Ya Rabbi, onlar arasında bulunan falan kişi onlardan sayılmaz, o başka bir işi için gelip oraya oturmuştu.” Bunun üzerine Allah da buyurur ki: “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü kimselerden olmaz.” (Buhari, Deavat, 66}
Müslim’in bir rivayeti şöyledir:
Ebu Hüreyre -Allah ondan razı olsun-‘den rivayete göre Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allah’ın diğer meleklerinden ayrı olarak sadece Allah’ın adının anıldığı ve Allah’ın isteğine göre hareket edilen toplantılarını tespit etmek üzere seyyar dolaşan melekleri vardır, bir zikir toplantısı buldukları zaman onların aralarına otururlar ve cemaatin arasındaki boş yerleri dünya semasına kadar olan yerleri kanatlarıyla doldururlar. 0 insanlar oradan dağıldıklarında o melekler de semaya çıkarlar. Allah daha iyi bildiği halde meleklere sorar:
“-Nereden geldiniz?” Melekler de,
“-Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar,
“Sübhanallah” diyerek seni sana yakışmayan şeylerden uzak tanımaya çalışıyorlar. “Allahü ekber” diyerek büyüklüğün sadece sana has olduğunu söylüyorlar. “La ilahe illallah” diyerek senden başka ilah olmadığını kabul ediyorlar.
“Elhamdülillah” diyerek seni eksiksiz övgülerle övüp sana hamd ediyorlar ve senden istiyorlar” derler.
Allah: “Benden ne istiyorlar?” der.
Melekler: “Cenneti istiyorlar.”
Allah: “Cennetimi gördüler mi?”
Melekler: “Hayır ya Rabbi, görmediler.”
Allah: “Ya cenneti görselerdi ne yaparlardı?”
Melekler: “Senden kurtuluş ve güvence isterlerdi.”
Allah: “Benden neden dolayı kurtuluş ve güvence isterlerdi?”
Melekler: “Cehennem ateşinden ya Rabbi.”
Allah: “Benim ateşimi, cehennemimi görmüşler mi?”
Melekler: “Hayır görmediler.”
Allah: “Ya görseler ne yaparlardı?”
Melekler: “Senden bağışlanmalarını isterlerdi.”
Bunun üzerine Allah şöyle buyurur:
“Ben onları affettim, onların her istediklerini verdim ve onları korktukları cehennemden de emniyette kıldım. Bunun üzerine melekler, “Ya Rabbi, bu grubun içerisindeki falan kul çok günahkardır, oradan geçerken başka bir maksatla oraya oturuvermiştir” derler. 0 zaman Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunanlar kötü olmaz” (Müslim, Zikir, 25)
Yine Ebu Hüreyre ve Ebu Said el-Hudri -Allah onlardan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelseler, melekler onların etrafını kuşatır. Allah’ın rahmeti onları kaplar, onların üzerine huzur ve sükunet iner. Rahat ve huzura kavuşurlar. Allah da onları yanında bulunan meleklere över.” (Müslim, Zikr, 39)
Ebu Vakıd Haris ibni Avf -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir:
Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem mescidde ashabı ile beraber otururken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e doğru yöneldi, diğeri de bırakıp gitti. Bunlardan biri cemaatın arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatın arkasına gidip oturdu. Üçüncüsü de bırakıp gitmişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem konuşmasını bitirince, bunlar hakkında şöyle buyurdu: “Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı ve hayra ulaştırdı. Diğeri sıkıntı vermekten, insanları rahatsız etmekten utandı. Allah da onu edebinden dolayı mükafatlandırdı. Öteki ise Allah Rasulü’nün meclisinden yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.” (Buhari, İlm, 8)
Ebu Said el-Hudri -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Muaviye -Allah ondan razı olsun- bir gün mescidde halka halinde oturan bir topluluğun yanma geldi ve “Burada niçin toplandınız?” diye sordu.
“-Allah’ı zikretmek için toplandık,” diye cevap verdiler. O:
“-Gerçekten Allah’ı zikir için mi toplandınız?” dedi, onlar da:
“-Evet. Sadece bu maksatla toplandık,” dediler. Bunun üzerine Muaviye, “Ben size inanmadığım için yemin teklif etmiş değilim. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur. Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz ashabından halka kurmuş bir gruba teşrif edip onlara “Burada niçin oturuyorsunuz?” diye sordu.
“- Bizi İslam dinine ulaştırıp lütufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve ona ham detmek için oturuyoruz,” diye cevap verdiler.
“- Gerçekten siz burada Allah’ı zikir ve ona ham detmek için mi oturdunuz?” diye sordu. Onlar da:
“- Evet. Sırf Allah için oturduk,” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
“- Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrail gelerek, Allah’ın meleklere sizinle övündüğünü haber verdi de onun için öyle pekiştirerek sordum” buyurdu. (Müslim, Zikir 40)
