“İbrahim de Yakup da çocuklarına şu vasiyette bulundu: Evlatlarım! Bakın Allah size en saf ve en temiz inancı (İslamı) bahşetti. Öyleyse ona teslim olmadan (müslüman olmadan) ölümün sizi altetmesine izin vermeyin.
Yoksa siz Yakup’a ölüm anı geldiğinde orada mı idiniz? O zaman Yakup oğullarına: Benden sonra neye kulluk edeceksiniz? demişti. Onlar da: “Senin ilâhın ve ataların İbrahim, İsmail, İshak’ın gerçek ilahı olan, tek ilaha kulluk edeceğiz, biz ona teslim olanlarız”, dediler.” (Bakara 132- 133]
Zeyd ibni Erkam -Allah ondan razı olsun- şöyle demişti. Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem ayağa kalkarak bize bir konuşma yaptı. Allah’a hamdü sena’dan sonra öğüt verip şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Ben de bir insanım. Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun davetine uyup gideceğim. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri insanı doğruya götüren bir rehber ve nur olan Allah’ın kitabı Kur’an’dır, ona sımsıkı sarılın.”
Kur’an’a sarılma ve ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulunup şöyle devam etti:
“Size bir de ehli beytimi bırakıyorum. Allah’tan korkun da ehli beytime saygılı davranın.” (Müslim, Fezailüs sahabe 36]
Ebu Süleyman Malik ibni Huveyris -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: “Biz Rasûlullah’ın yanma gelmiştik, aynı yaşta gençlerdik. Yirmi gün boyunca yanında kalmıştık. Rasûlullah çok merhametli ve şefkatli kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca geride kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de söyleyince şunları söyledi: “Haydi ailelerinizin yanma dönünüz. Orada kalınız, onlara dininizi öğretiniz. Onlara şu namazı şu vakitte bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti gelince biriniz ezan okusun, en yaşlınız da imam olsun.” (Buhari, Ezan 17, Müslim, Mesacid 292)
Buhari’nin değişik bir rivayeti ise şöyledir: “Namazı benden gördüğünüz şekilde kılınız.” (Buhari, Ahâd 1)
Ömer ibn-ül Hattab -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: “Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’den umre yapmak için izin istedim, izin verdi ve: “Bizi duadan unutma ey kardeşciğim.” buyurdu. Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler bu kadar sevinmezdim.
Abdullah ibni Ömer’in oğlu Salim’den rivayet olunmuştur. Abdullah ibni Ömer yolculuğa çıkacak kimseye şöyle derdi: “Bana yaklaş! Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşayım. Rasûlullah vedalaşır ve şöyle derdi:
“Dinini koruyup emanetleri yerine getirmeniz ve tüm hayırlı amelleri güzelce sonuçlandırabilmen hususunda seni Allah’a emanet ediyorum.” (Tirmizi, Deavat 44)
Sahabî Abdullah ibni Yezid el-Hatmi -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem askerleri ve ordusuyla vedalaşmak istediği zaman: “Dininizi koruyup emanetleri yerine getirmeniz ve tüm hayırlı amellerinizi güzelce sonuçlandırabilmeniz hususunda sizi Allah’a emanet ediyorum.” derdi. (Ebu Davud, Cihad 73)
Enes -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: “Bir adam Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’e gelerek: ‘Ya Rasulallah! Yolculuğa çıkıyorum, duanızla beni azıklandırınız,’ dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’de:
“Allah sana takva azığı versin.” dedi. Adam tekrarlayınca Rasûlullah: “Allah günahını bağışlasın.” buyurdu. Adam üçüncü defa tekrarlayınca Rasûlullah: “Nerede olursan ol Allah sana hayrı kolaylaştırsın.” (Yani: Bulunduğun her yerde kolayca hayır yapmanı sağlasın) buyurdu.” (Tirmizi, Deavat 45)
