“…Verdiğiniz her sözü yerine getirin; çünkü verdiğiniz her söz sorumluluk getirir (ondan hesap gününde mutlaka sorguya çekileceksiniz).” (İsra 34)
Ebu Said el Hudri -Allah ondan razı olsun-’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü Allah katında insanların en şerli olanı, karı-koca ilişkiye girdikten sonra bu ilişkinin halini şeklini başkasına anlatan kimsedir.” (Müslim, Nikah 123)
Abdullah İbni Ömer (Allah onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Hz. Ömer’in kızı Hafsa dul kalınca dedi ki: “Osman ibni Affan’a rastladım kızımdan bahsettim istersen sana nikahlayayım” dedim. O da hele bir durumuma bakayım dedi. Birkaç gün bekledim sonra karşılaştığımızda, “bana öyle geliyor ki, şimdilik evlenme durumunda değilim” dedi. Sonra Ebu Bekir’e rastladım ona da: “İstersen kızım Hafsa’yı sana nikahlayayım,” dedim. Sustu hiç cevap vermedi. Bu sebeple ona Osman’a gücendiğimden daha fazla kızdım.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Hafsa’ya talib oldu ben de ona nikahladım. O sırada Ebu Bekir’le karşılaştım bana:
Hafsa yla evlenmemi istediğin ve benim de sana cevap vermediğim zaman her halde bana darılmışsındır.” dedi. Ben de: “Evet” diye cevap verdim. Bunun üzerine Ebu Bekir şunları söyledi: “Bana bu konuyu açtığınızda kızınızla evlenmeme mani olacak bir şey yoktu, lâkin Rasûlullah’ın Hafsa’yla evlenmekten söz ettiğini görmüştüm. Rasûlullah’ın sırrını ifşa (açığa çıkaramazdım) edemezdim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Hafsa’yla evlenmekten vazgeçseydi ben onunla evlenmeyi kabul ederdim” dedi. (Buhari Nikah 33)
Hz. Aişe -Allah ondan razı olsun- şöyle demiştir: Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in hanımları onun yanında otururlarken Fatıma tıpkı Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem gibi yürüyerek çıkageldi. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem onu görünce sevindi ve “merhaba kızım” diyerek sağma veya soluna oturttu, sonra Fatıma’nın kulağına bir şeyler fısıldadı bunun üzerine Fatıma yüksek sesle ağladı. Onun aşırı üzüntüsünü görünce kulağına bir şey daha fısıldadı. Bu defa Fatıma güldü. Fatıma’ya, hanımları yanmdayken Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem sadece sana bir sır verdi sen de ağladın dedim. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem kalkıp gidince, Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellemsana ne söyledi? diye sordum. Fatıma: “Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sırrını kimseye söylemem” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem vefat edince de:
“Senin üzerindeki analık hakkıma dayanarak Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem’in sana verdiği sırrı bana söylemeni istiyorum” dedim. Fatıma da:
“Şimdi olabilir” dedi ve şunları söyledi: “Rasûlullah’ın ilk olarak söylediği gizli sözünde: “Her sene Cibril benimle Kur’an-ı Kerim’i bir defa baştan sona okurdu, bu defa, iki kere okudu. Bu yüzden ecelimin yakınlığını anlıyorum. Allah’tan kork ve sabırlı ol. Ben senin için ne güzel bir öncüyüm” buyurdu, bunun üzerine ağlamıştım. Benim çok üzüldüğümü görünce kulağıma ikinci kez bir şeyler fısıldayarak, “Ya Fatıma mü’min hanımların veya bu ümmetin hanımefendisi olmak istemez misin? Buyurdu. O zaman da gördüğün gibi gülmüştüm. (Buhârî Menakıb 25, Müslim Fezailis-sahabe 97)
Sabit el-Bünanî’nin rivayet ettiğine göre, Enes ibni Malik -Allah ondan razı olsun- ona şunları söyledi:
“Ben çocuklarla oynarken Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem yanıma geldi. Bize selam verdi ve beni bir iş için gönderdi. Bu sebeple annemin yanma gecikerek döndüm. Eve varınca annem: “Niçin geç kaldın?” diye sordu:
“Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem beni bir iş için göndermişti onun için geciktim,” dedim. Annem neymiş o iş deyince: “Bu bir sırdır” dedim. Bunun üzerine annem: “Rasû- lullah’ın sırrını kimseye söyleme” dedi.
Enes bu olayı anlattıktan sonra Sabit el-Bünanî’ye şun- lan söyledi:
Şayet bu sırrı birine söyleyecek olsaydım sana söylerdim ey Sabit” dedi. (Müslim, Fezailüssahabel45)
