Nikâhlanan eşler için düğün yapılması, düğünde israfa kaçmamak şartıyla dâvetlilere ikram edilmesi sünnettir. Bid’alardan, haramlardan uzak düğünlere dâvet edildiğinde icâbet etmek ise, vâcip derecesinde bir sünnet-i müekkededir.
Düğün yemeğine zengin-fakir ayırımı yapılmaksızın tanıdıklar dâvet edilmelidir.
Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: “Ziyafetlerin en kötüsü, fakirlerin çağrılmayıp, sadece zenginlerin dâvet edildiği ziyafettir. Kim (düğün dâvetine) icâbet etmezse, Allah ve Resulüne âsi olmuş olur.” (Buhârî, Nikâh:73)
Düğünde ziyafet vermek sünnettir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), gerek kendi zifaflannda ve gerekse kerîme-i pâkizeleri
Hz. Fâtıma’nın (r.anha) Hz. Ali (r.a.) ile evlenmelerinde ashab-ı kiramı dâvet etmiş ve ziyafet vermiştir.
Resûlullah (s.a.v.), yeni evlenen Abdurrahman b. Avf’a: “Düğün yap, bir koyunla da olsa ziyafet ver.” buyurmuştur.
Uzun yolculuktan geldikten sonra, çocuk doğunca, çocuğun sünnetinde, hacdan gelişte, bir evi olduğunda, bir arabası olduğunda bir hayvan kesip ziyafet vermek sünnet olduğu gibi düğünde ziyafet vermek de sünnettir. Bu davranışı sünnet niyetiyle yapmak ise ibadettir ve ayrıca sevabı vardır.
Düğün yemeği en fazla 3 gün verilebilir, 4. gün ise riyadır. Bazı bölgelerde olduğu gibi bir hafta düğün şenliği yapmak, ziyafet vermek, hele eskiden beylerin, paşaların yaptığı gibi, “kırk gün kırk gece” düğün yapmak bid’attır.
Düğünlerde bid’alardan, haramlardan âzami ölçüde sakınmak lazımdır. Allah muhafaza; içki, kadın erkek karışık bulunmak, sazlı çalgılar çalmak, kadın erkek karışık oynamak, vs. gibi haram davranışlar, daha başlangıcında “aile binasının temeline” dinamit yerleştirmeye benzer.
Bu nevi bid’aların bulunduğu düğünlere, şayet o bid’aları kaldırma imkanı varsa, sözü dinlenecekse gitmek lazımdır. Şayet kaldıramayacaksa, haramların ve bid’aların bulunduğu düğünlere gidilmeyebilir. Bu takdirde mesul olunmaz.
Şu var ki, “Düğün günahsız olmaz. Köy, şehir, ağasız olmaz” sözü unutulmamalıdır. Günahın en azıyla kurtarmaya bakılmalı, aile saadeti ve akrabalık bağı için müdarat yolu tutulmalıdır. Sıla-i rahmi kesmek daha büyük vebaldir. Şayet böyle bir tehlike varsa, günahı günah olarak bilmek kaydiyle gitmek lazımdır. En azından bir tebrik edilip dönülür ve o haram durumlardan dolayı tevbe istiğfar edilir.
Haramların alenen işlendiği ve sakınılmadığı düğünlere gitmek ise, câiz değildir. Gidince de kesin o kötü halleri kaldırmak niyetiyle gitmelidir.
