Düğün Nedir ?

By | 1 Ağustos 2019

Nikâhlanan eşler için düğün yapılması, düğünde israfa kaçmamak şartıyla dâvetlilere ikram edilmesi sünnettir. Bid’alardan, haramlardan uzak düğünlere dâvet edildiğinde icâbet etmek ise, vâcip derecesinde bir sünnet-i müekkededir.

Düğün yemeğine zengin-fakir ayırımı yapılmaksızın ta­nıdıklar dâvet edilmelidir.

Ebû Hüreyre (r.a.), Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyur­duğunu rivayet etmektedir: “Ziyafetlerin en kötüsü, fakirle­rin çağrılmayıp, sadece zenginlerin dâvet edildiği ziyafet­tir. Kim (düğün dâvetine) icâbet etmezse, Allah ve Resulüne âsi olmuş olur.” (Buhârî, Nikâh:73)

Düğünde ziyafet vermek sünnettir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.), gerek kendi zifaflannda ve gerekse kerîme-i pâkizeleri

Hz. Fâtıma’nın (r.anha) Hz. Ali (r.a.) ile evlenmelerinde ashab-ı kiramı dâvet etmiş ve ziyafet vermiştir.

Resûlullah (s.a.v.), yeni evlenen Abdurrahman b. Avf’a: “Düğün yap, bir koyunla da olsa ziyafet ver.” buyurmuştur.

Uzun yolculuktan geldikten sonra, çocuk doğunca, çocu­ğun sünnetinde, hacdan gelişte, bir evi olduğunda, bir ara­bası olduğunda bir hayvan kesip ziyafet vermek sünnet ol­duğu gibi düğünde ziyafet vermek de sünnettir. Bu davranışı sünnet niyetiyle yapmak ise ibadettir ve ayrıca sevabı vardır.

Düğün yemeği en fazla 3 gün verilebilir, 4. gün ise riya­dır. Bazı bölgelerde olduğu gibi bir hafta düğün şenliği yap­mak, ziyafet vermek, hele eskiden beylerin, paşaların yaptığı gibi, “kırk gün kırk gece” düğün yapmak bid’attır.

Düğünlerde bid’alardan, haramlardan âzami ölçüde sakınmak lazımdır. Allah muhafaza; içki, kadın erkek karışık bulunmak, sazlı çalgılar çalmak, kadın erkek karışık oyna­mak, vs. gibi haram davranışlar, daha başlangıcında “aile bi­nasının temeline” dinamit yerleştirmeye benzer.

Bu nevi bid’aların bulunduğu düğünlere, şayet o bid’aları kaldırma imkanı varsa, sözü dinlenecekse gitmek lazımdır. Şayet kaldıramayacaksa, haramların ve bid’aların bulunduğu düğünlere gidilmeyebilir. Bu takdirde mesul olunmaz.

Şu var ki, “Düğün günahsız olmaz. Köy, şehir, ağasız olmaz” sözü unutulmamalıdır. Günahın en azıyla kurtarmaya bakılmalı, aile saadeti ve akrabalık bağı için müdarat yolu tutulmalıdır. Sıla-i rahmi kesmek daha büyük vebaldir. Şayet böyle bir tehlike varsa, günahı günah olarak bilmek kaydiyle gitmek lazımdır. En azından bir tebrik edilip dönülür ve o haram durumlardan dolayı tevbe istiğfar edilir.

Haramların alenen işlendiği ve sakınılmadığı düğünlere gitmek ise, câiz değildir. Gidince de kesin o kötü halleri kaldırmak niyetiyle gitmelidir.