Çocuk Eğitiminde Arkadaşlarının Etkisi ?
Genellikle ailenin kurallarına ve değer ölçülerine sıkı sıkıya bağlı kalan çocuklarımızdan hoşlanırız. Ama toplum içinde yaşamayı öğrenerek büyümemiş çocuklarımız, ileride büyük sıkıntılarla karşılaşabilirler. Çevreleriyle uyuşamayan insanlar, işlerinde de başarılı olamazlar. Çevreyle uyuşmayı öğrenmenin temeli ise üç altı yaş arasında atılır. Çocuğun sosyalleşmeyi öğrenmesi, arkadaş çevresinde oluşur. Çocuklukta kazanılan bu beceri, insanın bütün hayatı boyunca önemini korur. Çocuk, arkadaşları arasında, paylaşmayı, kendi sırasını beklemeyi, duygularını dile getirmeyi, başkasına bir şey sorup sonuca varmayı öğrenir. Haklarını korumasını, ezilmemeyi, olayların dışında kalmak yerine, katılmayı bu çevrede öğrenir. Başka çocuklarla ilişkilerinde, kendine güvenini pekiştirir.
Arkadaş dünyası, evdekinden tamamen başka kuralları ve yükümlülükleri olan bir psikolojik dünyadır. Çocuk, arkadaş grubuna ilk girdiğinde, kendi güçlü ve güçsüz yanlarıyla karşı karşıya kalır. Çevre tarafından kabul edilen ve edilmeyen yanları olur. Çocuk, başkalarıyla psikolojik alış verişe girmeyi böyle öğrenir.
Arkadaşsız çocukluk düşünülemez. Arkadaşlık ilişkileri, çocuğu, sosyal hayata hazırlar; ezmeden ve ezilmeden yaşama kabiliyeti kazandırır; çocukta, sorumluluk duygusu geliştirir. Çocuklara, arkadaşlarına yardım etme fırsatı verilmelidir. Kendilerine ihtiyaç duyulduğunu bilmek, onları mutlu edecektir.
Bu bakımdan, çocuklarımızın arkadaşsız yaşamayacağını bilmeliyiz. Ama ana baba, çocuğunun arkadaşını seçerek kollama ve kısıtlamaları sürdürürse olumsuz sonuçlar ortaya çıkar. Şüphesiz, çocuğun arkadaşlık ilişkileri, büsbütün ebeveynin kontrolü dışında olmamalıdır. Çocuğun nerede kiminle oynadığının bilinmesinin dışındaki baskılar, ters tepkiler meydana getirebilir. Evlerde eğitim, düzenli veriliyorsa çocuk, zamanla kendi eğilimine uygun arkadaşı bulacaktır.
Ailelerde, çocuklara maddi ve manevi sevgi ve ilgi olmazsa, meydana gelecek boşluğu doldurmak için aynı duyguları paylaşan çocuklarla arkadaşlık kurabilirler. Onun için aileler, kendi durumlarını kontrol edip, çocuklarının isabetsiz arkadaşlık kurmalarını engellemelidirler.
Çocuğun, kendisine faydası dokunabilecek, kendi kişiliğinden farklı insanlarla ilişki kurmaya ihtiyacı vardır. Çekingen bir çocuğun, dışa dönük çocuklarla beraber olmaya; üstüne çok düşülen bir çocuğun, atak çocukların arkadaşlığına; korkak bir çocuğun, cesaretli çocukların arkadaşlığına; yaşına göre çocuksu olan bir küçüğün de daha olgun bir çocuğun arkadaşlığına ihtiyacı vardır. Saldırgan bir çocuk, güçlü, fakat kavgacı olmayan arkadaşlara yöneltilmelidir. Hayalperest çocuk, gerçekçi arkadaşların etkisine bırakılmalıdır. Burada, ebeveyne düşen görev, çocuğu, kendi kişiliğinden farklı arkadaşlara yönelterek düzeltici ilişkilere zemin hazırlamaktır. Evde çocuğun, arkadaşlarıyla birlikte oturabileceği, oynayabileceği bodrum, tavan arası, garaj, bahçe gibi bir yer varsa, burayı onlara ayırmak, çocuğa, bu dönemlerdeki en büyük yardımlardan biri olacaktır.
Her arkadaşın hoş görülmemesi tabiidir; çünkü dövüşçü çocuklar, birbirlerinin saldırganlığını artırırlar. Suça yatkın çocuklar, birbirlerinin topluma ters olan eğilimlerini daha güçlendirirler. Çok çekingen çocukların beraberliği ise çocukta, sosyal ilişkilerin daha da zayıflamasına sebep olur.
Bütün bunları göz önünde bulundurarak çocuğun, kendi arkadaşlarını seçmesine fırsat verilmelidir.
Eğer çocuğumuzun hiç arkadaşı yoksa ve o, bu durumdan rahatsız olduğunu iddia etmiyorsa ortada bir problem olduğunu düşünmeli ve bu durumun sebeplerini onunla konuşarak araştırmalıyız. Bu sonuç, tamamen ailenin tutumundan da kaynaklanabilir. Birçok ana babanın, çocuk eğitimi konusunda vurdumduymazlıkları, hataları ve yetersizlikleri çocukların böyle durumlara düşmesine sebep olabilir.
Genç insanın arkadaşları sürekli eleştirilirse, bir süre sonra arkadaşlarının kimler olduğundan ve neler yaptıklarından söz etmez. Oysa eleştirilmeyip düşünce ve duygularının paylaşılıp kabul gördüğünü fark ederse hem kendini rahat hisseder hem ailesinden gizli bir şey yapmaz hem de ana babanın, çocuklarının sosyal hayatlarını tanıma imkânı olur.
Büyüklerin ve küçüklerin arkadaş edinmelerine şu hadis ölçü olmalıdır: “İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen, ondan alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen, onun pis kokusunu alırsın.” (Buhari, Büyu 38.)
Çocuğunuzun Arkadaş Ortamına Sıcak Bakmasını Sağlamanın Yolları
Çocuğunuza zevkli, yeni oyunlar öğretin. Böylece tüm ilgisini bunlara yoğunlaştıracak, arkadaşlarıyla oynarken bunlardan zevk alacak ve kavga etmeye fırsat bulmayacaktır. Diğer çocuklarla iyi geçindiğinde onun bu hareketini takdir ettiğinizi belli edin. Arkadaşlığın ve dostluğun ne kadar önemli olduğunu sık sık dile getirin.
Arkadaşlarını eve çağırmasını teklif edin. Çocuk, böylelikle arkadaş ortamına daha sıcak bakacaktır ve başkaların varlığından zevk alacaktır. Bu günlerde çocuğunuza ve arkadaşlarına sürprizler hazırlayın. Zamanla çocuk sadece sürprizleri değil, arkadaşlarını da bekleyecektir.
Çocuğunuza paylaşmanın ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatın. Bir şekerleme veya çikolatası olduğunda, bunlardan arkadaşlarına da vermesini tembihleyin.
Çocuklar bir araya geldiklerinde sınırlarını kendileri belirlemeli, oyunun kurallarını kendileri koymalılar. Ailelerin onlara sürekli müdahale etmeleri, çocuklan olumsuz etkiliyor. Çocuğun kendi başına karar vermesini engelleyen aileler, ileride çok daha hırçın çocuklara sahip olabilirler.
Çocukların, Kendilerinden Büyiik ve Küçüklerle Arkadaşlıkları
Çocukların, kendisinden küçük veya büyüklerle oynamaları, arkadaşlıkları, ana babaları endişelendirebiliyor. Çocukların kendi yaşıtlarıyla arkadaşlık etmeleri ilkokul ve buluğ çağında büyük önem taşır. Anaokuluna giden bir çocuk içinse arkadaşının yaşıtı olup olmaması fark etmiyor. Yaşıtlarının bulunmadığı durumlarda çocukların bu tutumlarından rahatsız olmamak gerekir.
Farklı yaşlarda olan, ama buna rağmen çok iyi anlaşan çocuklar görmek mümkündür. Çünkü bu çocuklar, birbirlerini farklı açılardan tamamlıyorlar. Yaşça büyük olan bir erkek çocuk, küçük bir erkek çocukla rahatlıkla arkadaşlık kurabilir. Küçük ona hayranlık duygusu beslerken, o ise kendmi daha güvenli hissedebilir. Böyle bir arkadaşlık aynı zamanda eğitici de olabiliyor. Büyük olan küçüğe bisiklete binmeyi, futbol oynamayı ve ayakkabılarını bağlamayı öğretebiliyor.
Bazı çocuklar, yaşıtlarının itip kakmalarından, alaylarından çabuk etkilendiklerinden ana baba veya öğretmene koşarlar. Sığınmaya ihtiyaç duyduklarından kendilerinden büyüklerle veya daha girişken çocuklarla arkadaş olurlar.
Aşırı kollanan ve kısıtlanan çocuklar arkadaşlık kurmakta güçlük çekerler. Hep başkalarını izleme durumunda kalırlar. Böyle çocuklar, kendi seviyelerindeki çocuklara katılabilmek için hediyeler, oyuncaklar verirler. Yaşıtlarıyla baş edemeyen veya arkadaş kümelerine giremeyen çocuklar, kendilerinden küçüklerle oynarlar.
Cinsel kimliğini kazanmakta güçlük çeken erkek çocuk da kendisinden küçük çocuklarla, hatta kız çocuklarıyla oynamayı tercih eder.
Çocukların, büyük veya küçük çocuklarla arkadaşlıkları her zaman bir problemden kaynaklanmayabilir. Aynı spor türüne ilgi, aynı kuşlara düşkünlük gibi sebeplerle çocuk, yaşıtlarının dışındaki çocuklara yönelebilir. Endişe duymaya gerek yok.
Çocuğunu Arkadaşsız Bırakan Ebeveynler
Çocuklarının, yaşıtlarıyla oynamalarını engelleyen ana babalar vardır. Bu tip ebeveynler, ana babalığın yanında, çocuklarıyla arkadaş da olmak isterler. Çeşitli oyuncaklarla evde oyalanan çocuk, yaşıtlarının oyununu camdan takip eder. Okul çağı gelince arkadaş bulmaktaki sıkıntılar, bu tarz tutumlardan kaynaklanmaktadır.
Kendileri emsalleriyle oturup kalkmayı sevdikleri hâlde, çocuklarını, arkadaşlığın zevkinden mahrum ederler. Tabi, bazen bu tutum, dışarıda kötü huylar kapma endişesi ve sıhhatinin bozulacağı korkusu gibi sebeplerle olur. Sonuçta çocuk, kiminle arkadaşlık kuracağı konusunda bocalar durur.
Sokak Arkadaşlığı
Çocukların sokağa çıkma konusu’ var; onu da burada kısaca ele alalım. Aileler, evlerinde ne kadar iyi terbiye ederlerse etsinler çocukları, sokaktaki yanlış eğitim almış çocukların yanma gitmek isteyebilecektir. Ne yapılmalı? Çocuğun “Ahlakı bozulacak.” diye sokağa bırakılmaması ve evde hapis gibi tutulması hâlinde, bunun sebebini ve gerekçesini ona açıklamak zordur. Onu, sokakta oynayan çocukların kötü olduğuna inandırma gayreti, iyi sonuç vermez. İnansa sokak arzusundan vazgeçecek mi? İnanmış görünür de ailenin isteği üzerine sokağa çıkmazsa kendisinin, bütün çocuklardan daha iyi olduğu düşüncesiyle üstünlük psikolojisine kapılabilir. Bunun tam tersine, içine kapanarak pısırıklaşabilir de.
Aileler, çocuklarının geleceğini düşünerek iyi bir çevre arayıp da bulmakla beraber, her zaman durumlar müsait olmayabilir. Nihayet, hepimiz toplumun bir parçasıyız. Zaman zaman da olsa çocuğumuzu sokağa bırakabiliriz. Evde iyi eğitim verilirse çocuğun sokakta edineceği olumsuzlukları gidermek mümkündür. Evde tutulan çocuğun geliştireceği problemleri gidermek ve tedavi etmek daha zor olacaktır.
