Kadın Eniştesinin Elini Öpebilir Mi ?
Enişte, esasen kız kardeşinizin kocası demektir: o sizin enişteniz, siz de onun baldızı oluyorsunuz. Enişte ile baldız arasında sıhriyet yönünden, yani evlilikten dolayı geçici bir mahremiyet vardır. Yani bir insan iki kız kardeşi aynı anda nikâhı altına alamayacağına göre sadece evliliğin caiz olmaması yönünden bir mahremiyet, bir sınırlılık vardır. Bunun ötesinde bir erkek baldızıyla yalnız başlarına yolculuk yapmayacağı gibi, kapalı bir mekânda veya kimsenin göremeyeceği açık bir yerde baş başa da kalamazlar.
Bunun yanında tokalaşmaları ve ellerini öpmeleri de caiz değildir. Konuşmalarına gelince, o ayrı bir husus. Edebine, haya ve iffetine dikkat ettikten sonra, fitne ve günaha sebep olmayacak bir şekilde görüşmelerinde ve konuşmalarında bir mahzurdan söz edilmez. Zaten aile olarak zaman zaman biraraya gelme, gidip gelme, oturup kalkma gibi birliktelikler olabilmektedir.
Buna göre eniştenizle edeb erkân çerçevesinde konu – şabilseniz de, ellerini öpemezsiniz. Aynı zamanda onun yanında el ve yüzünüzün dışında örtülü olmalısınız. Bunun ölçüsünü Peygamberimizden alıyoruz.
Hz. Âişe validemizin anlattığına göre, birgün kız- kardeşi Esmâ, tenini gösterecek kadar şeffaf bir elbise ile Peygamberimizin (a.s.m.) huzuruna girer. Peygamberimiz (a.s.m.) hemen yüzünü bir tarafa çevirir ve baldızına dönerek şöyle der:
Ey Esmâ! Bir kadın büluğ çağma erince, vücudunun şu ve şu yerinden başkasının görünmesi doğru değildir” buyurur ve yüzüyle ellerini gösterir.
Teyzenizin veya halanızın kocaları da eniştenizdir. Bunlar da hükmen aynen kızkardeşinizin kocası gibidir. Kızkardeşinizin kocası olan eniştenizle olan sınırlamalar, bunlar için de geçerlidir. Yani siz hayatta bulunduğunuz ve boşanmadığınız süre içinde beyiniz teyze ve halalarınızla, onların beyleri de sizinle evlenemezler.
Bunların haricinde gerek sizin amca ve dayılarınızın kızlarının beyleri, gerekse kocanızın amca ve dayılarının kızlarının beyleri de size yabancıdır, tamamen nâmahremdirler. Enişteleriniz gibi geçici mahremiyet değil, kalıcı nâmahremlik mevcuttur.
[1] Ebû Dâvud. Libas: 32.
