Kâfir Kureyş halkından bir topluluk bol bol mallarla Şam yönlerine doğru yol almıştı. Başkanları Ebû Süfyan’dı. Bu haberi alan Hazret-i Muhammed (S.A.V.) Muhacirinden bir bölük kimseyi onlara cenk için gönderdi ise de kervan geçip gitmişti. Gidenler Medineye döndüler. O zaman Hz. Muhammed (S.A.V.) kendi kendine:
— Küfür ehline hüsran vermenin yolu yoktur, o halde elde kılıçla ve askerle zafer elde edilmelidir. Bu da ancak mallarına saldırış yapmakla olur. Bu mallar da gazilere dağıtılır.
0 zaman:
1 — Talha bin Abdullah (R. Anh)
2 — Saad ibni Zeyd (R. Anh)
3 —Amr ibni Nevfel (R. Anh)’ı yanma çağırttı.
— «Gidiniz, Kureyş kervanının dönüşünü gözetleyiniz!» dedi. Onları ileri hatta gönderdi:
— «Kureyş dönerken bana haber yollayın! Belki bir zafer nasip olur!» dedi.
Talha ile Saad (R. Anh)’lar yola düştüler. Arz-ı Havra’da Cebbar denilen yere vardılar. Orada konakladılar. Orada Cüheni’nin ekinliğinde konuk oldular. O da onlara ziyafet çekip kendilerini sakladı. Kureyş kâfirleri dönünce Cüheni’ye:
— «Hiç, Müslümanlardan buraya bir casus geldi mi?» diye sordu. O da inkâr ederek:
— «Bunun imkânı var mı? Bu çok uzak bir iş!» dedi. Kureyş’in islamlardan büyük bir korkusu vardı. Talha ile Saad, bir tepeye çıktılar. Kureyş’in kervandaki mal ve yüklerine baktılar.
Sonra gece ve gündüz yol yürüyerek ikisi de Medine’ye döndüler. Onlardan önce de Hazret-i Muhammed (S.A.V.) BEDİR yönüne doğru ilerlemişti. İki gözcü kendisini Medine’de bulamayınca BEDİR mevkiine doğru yüz tuttular. İslâm askerinin arkasından yürüdüler.
Müslüman Birliğinin Medineden ayrılışı şöyle olmuştu:
Talha ile Saad gözcülüğe gittikten sonra Hazret-i Muhammed (S. A.V.) Ramazan-ı şerifin bir gününde Medineden çıkmıştı. Yerine Amr ibni Ümmü Gülsüm’ü vekil bırakmıştı. Cumartesi günü, Saad ve Talha gittikten on gün sonra 315 kişi ile Medine’den çıkmıştı. Bunlardan seksen kişi Mekkeli Muhacir ve kalan Medineli Ansardan idiler. Sekiz kişi de özürleri olduğu için Medine’de kalmıştı. Üçü Muhacirlerden ve beşi de Ansardandı. Calût ile cenk eden Tâlût askeri gibiydiler, Medine’de kalan sekiz kişiden biri Affan oğlu Osman (R. Anh) idi ki eşi Rukiyye hasta olduğu için kaynatası Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’in emriyle Medine’de kalmıştı.
İslâm birliğinde 70 deve 7 veya 3 attan fazla bir binek yoktu. Sekiz de kılıçlı vardı. Her 2 veya 3 kişi bir deveye binmişti. Binme işi nöbetleşe oluyordu. Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in devesine ortak olarak binen Hazret-i Ali (R. Anh) ile Ebu Lûbâbe idi. Sonra Ebû Lübâbe’nin yerine Zeyd İbni Haris gelip bineğe ortak olmuştu. Yaya yü-rümek sırası Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’e gelince:
— Yâ Resûlâllah, derlerdi. Biz senin yerine yürürüz.
O da onlara şöyle buyururdu:
Siz benden daha kuvvetli değilsiniz. Mükâfatta da ben sizden daha gani olamam. Ben de sevap kazanmak isterim.
Birçok sahabe bu seferden dilek, cenk, ganimet elde etmek sanıyorlardı. Medine’ye bir mil mesafede bulunan Ebû Akabe kuyusu denilen bir yere gelindi. Burada çadırlar kuruldu. Peygamber (S.A.V.) askerin, bir geçit resmi yapmasını istedi. Cenge gücü olmayanları geri, Medine’ye yollayacaktı. Üç askerin yaşlan küçüktü. Onları geri gönderdi.
Sonra Abdullah bin Amr İbn Hizam (R. Anh) dedi ki:
— Bu menzilde durduğumuza çok sevindim. Gerçektir ki Kureyş kavmine burada rastlar ve zafer bulursunuz. Çünkü biz cahiliyet zamanımızda bir vakit Yahudilerle cenk etmeğe gitmiştik. Bu yerde askeri yokladık. Küçük olanları geri döndürdük. Düşmana saldırdık, üstün geldik. Mallarını ganimet olarak ele geçirdik. Muzaffer olarak geri döndük. Siz de inşaallahü Teâlâ Kureyş’i sindirip mallan ile Medine’ye dönersiniz.
Hz. Muhammed (S.A.V.) de:
— Yarabbi, bunlar yayandır, bunlara binek ihsan eyle, ve açlardır sen doyur. Çıplaktır sen giydir, fakirdirler sen zengin et! diye duada bulundu. Bu duanın bereketi ile de herkesin eline -Gaza sonunda- bir veya iki deve geçmiş oldu. Çok da giyim ve kuşamı ganimet olarak kazandılar. Yiyecek ve giyecekten çok mal da ellerine geçti.
