Ebû Hüreyre (R. Anh) Hazretleri dedi ki:
— Dâvûd (A.S.) bahtlı bir kişi idi. Bir gün dışarı çıktı. Yine evine girdi. Evinin içinde bir kişinin oturduğunu gördü.
— “Sen kimsin?” diye sordu. O kimse:
— “Ben o kişiyim ki elimden kimse kurtulamaz!” dedi. Dâvût (A.S.)’ın bir yüksek yeri vardı, oraya çıkar, ibâdet ederdi. Melekül Mevt-Ölüm Meleği, onun canını almağa gelmişti. Dâvûd (A.S.):
— “Bana mühlet ver, bu yerden aşağıya ineyim!” dedi. Ölüm Meleri ona izin verdi. Sonra Dâvûd (A.S.)’ın canını minberde aldı.
Yine nakledilmiştir ki, Dâvûd (A.S.) bir gün oğullarını biraraya topladı. Onlara sordu:
— “Eğer bir kişi, suçlu olursa ne yaparsınız?”
Oğullarından Süleyman (A.S.)’dan başkası:
— “Suçuna göre ceza veririz!” dediler. Süleyman (A.S.):
— “Ben onun suçunu bağışlarım!” dedi. Babası Dâvûd (A.S):
— “Bir daha o suçu işlerse ne yaparsın?” diye sordu. Süleyman A.S.):
— “Yine bağışlarım!” dedi. Dâvûd (A.S.):
— “Eğer yine o suçu bir daha işlerse ne yaparsın?” diye sordu. Süleyman (A.S.):
— “Ona o kadar ikram ederim ki ondan sonra suç işlemeğe utanır.” dedi. Dâvûd (A.S.):
— “Artık benim tahtıma sultan olmağa sen lâyıksın!” dedi.
Hazret-i Vehb İbn-i Münebbih (Rahmetullahi Aleyh) der ki:
— Dâvûd (A.S.) Ölüm Meleğine:
«Yâ Melekül Mevt, benden sonra İsrailoğullarına kim halife olur? dedi.
Melekül Mevt:
— Senin Halifen oğlun Süleymandır, dedi. Dâvûd (A.S.):
— Şimdi gönlüm razı oldu. Ruhumu al benim! dedi. Ölüm Meleği de Dâvûd (A.S.)’ın ruhunu kabzeyledi. Minberden ölmüş olduğu halde yere indirdiler.»
Bu olay haziran ayının yirmi altıncı günü olmuştu. Dâvûd (A.S.) da böylece dünyadan Ahiret’e teşrif eyledi. Kuşlar geldiler, Süleyman A.S.)’a haber verdiler. Süleyman (A.S.) geldi. Babasını yudu, yıkadı. Yçmak bezlerinden kefene sardı. İsrailoğulları kavminden 40.000 ki Dâvûd (A.S.)’ın namazını birlikte kıldılar, kendisini İbrahim A.S.)in mağarasında gömdüler.
Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.) Hazretleri:
— Dâvûd (A.S.) yüz yıl ömür sürdü, ondan sonra bir Cumartesi runü Ahiret’e teşrif eyledi! diye buyurmuştur. (Salâvatüllahi aleyhi ves selâmü.)
