Genç Yusuf Mısır’da Satılıyor

By | 10 Mart 2015

genc-yusuf-misirda-satiliyorMısır’da Yusufun satışı şöyle olmuştu. Kervanbaşı, doğruca köle pazarına develerini çekti. Pazardaki esir genç kızlar, genç kadınlar, çocuk ve delikanlılar vardı. Bu esir pazarında Afrika’dan, Asya’dan kaçırılmış bu türlü köleler satılırdı. Zavallı 17 yaşındaki genç Yusuf, kadere boyun eğmişti. Babasının Allah’ı tarafından mutlaka kurtulacağından ümitliydi. Çünkü Yüce Rabbinden gelen ses:

— Ey Yusuf. Sen kardeşlerine bir gün sana yapılanları hatırlatacaksın! Onlar ise seni tanımayacaklar!., demişti. Demek ki gelecek günleri onun apaydınlıktı. Kadere boyun eğdi, olacakları beklemeye bağladı.

Çarşıda zenci köleler, zenci kızlar zincirlerle bağlı getirilmiş, satılığa çıkarılmıştı. Öte yanda beyaz yüzlü cariyeler, tüller içinde utangaç utangaç duruyorlardı. Esir alıcılar, esir satanlarla pazarlık ediyorlar, alacakları genç kızları, genç çocukları gözden geçiriyorlardı.

Birdenbire uzakta bir kalabalık göründü. Önden gelen birkaç kişi yolu açıyordu. Demek ki gelen Mısır’ın büyük bir adamı idi.
(1) Tevrat, Tekvin, 37. nci bölüm. Deyiş: 25-36

Evet, büyük bir adamıydı Mısır’ın bu! O zamanlar Mısır hükümdarına Firavun denilirdi. Bu gelen de onun kumandanı, saray askerinin başbuğu idi. Adı Potifar idi. Büyük bir vezirdi.

Potifar satılan köleler arasında ay gibi güzel yüzü ile Yusuf’u gördü.
— İşte, dedi. Satın alacağım köle bu olsun. Hem de erkek çocuk. Benim de bir çocuğum olmamıştı. Onu çocuğum yerine de koyarım.
Ismail’li kervanbaşıya doğru ilerledi. Kervanbaşı:

— İşte, üç aşağı, beş yukarı bu genci satayım. Yoksa başıma bir felaketin geleceğinden korkuyorum! dedi. Onu yanımda alıkoymak istemem.
Potifar:
— Bu gencin değeri nedir? diye sordu.
Kervanbaşı:
— Birkaç gümüş parçası yeter efendimiz! diye cevap verdi.

Potifar, istenilen gümüş akçeyi vererek Yusuf’u çok ucuza satın aldı. Oysa, onun gönlü ona o kadar yatmıştı ki istediği kadar da para vererek bu çocuğu mutlaka satın alacaktı.
Yusuf, hemen oradan alındı. Bir ata bindirildi. Potifar’ın sarayına getirildi. Adam karısını çağırdı:
— Bak, dedi. Sen bu çocuğa iyi muamelede bulun. Büyüyünce bize büyük hizmetlerde bulunur, faydası dokunur! Yahut evlât ediniriz onu.
Hazret-i Yusuf’un bu iyi akibeti hakkında Allahü Teâlâ şöyle buyurur:

«Ve yine Yusuf’u Mısır ülkesine yerleştirdik. Ona rüyaların yorumunu öğrettik. Allah, buyruğunda galibdir. Bunu insanların çoğu bilmez.» (Yûsuf sûresi, âyet: 21)
Yusuf’un ümidi doğru çıkmıştı. İşte Yüce Allah yeni girdiği bu memlekette ona bir mevki vermiş oluyordu.