Her Yer Kanla Dolmuştu

By | 9 Mart 2015

her-yer-kanla-dolmustu    Yüce Allah, o zaman bu asi kavmi yeniden cezalandırmak istedi, onlara kanı musallat etti. Kan! Kan! Kan! Her yer kan dolu. Bir Mısra ile bir İsrailli aynı çeşmeden, aynı pınardan, aynı kaynaktan su alsalar Mısırlının doldurduğu su kıpkızıl kanlıydı. İsraillininki ise tertemiz berrak.
Bir sabah Firavun’a bir cariye süt getirmişti. Bardak, süt yerine kanla dolu göründü. Ona kızdı, haykırdı:

— Siz hükümdarınıza ne biçim hizmet etmektesiniz. Bana süt yerine kan mı içireceksiniz?

Sonra bir bardak su istedi. O da kan doluydu.
Mısırlıların artık her içeceği su, her süt, her sulu maddeli kapları kanla dolduğundan saraya koşuştular. Firavun cariyelerine bağırırken gelenlerin dışardan gelen iniltilerini duydu. Penceresini açtı:

— Ne istiyorsunuz? diye sordu. Onlar da:

— Ey hükümdarımız! dediler. Bizi bu kan belâsından kurtar. İsrailoğullarının bedduası yüzünden yok oluyoruz. Su gibi akan her şeyimiz içeceklerimiz sadece kan! Suyumuz kan, balımız kan, yağımız tur.. ayranımız kan! Bize acı. Şu İsrailoğullarını Mısır’dan serbest bırak! diye yalvardılar.

Firavun, Mısırlıların bu şikâyetlerini dinleyince Hârun (a.s.)’a  göndererek:
— Halkımızın üzerinden bu belâyı da savuşturun. Sizi serbest bırakacağım! dedi.
Hz. Musa yine dua etti.

Kan belâsını Mısır’daki içeceklerden uzaklaştırdı. Fakat sözlerini dönen Mısırlılar yine imana gelmediler. Antlarını bozdular.
Bu kadar İlâhi cezalar Mısırlıları uslandırmamıştı.Hak Teâlâ Hz. Musa ile Harun’a vahy indirdi:

— «Firavun’a mülayim sözler söyleyin!» diye buyurdu. Yüce Allahtan bu emri alan Harun ile Hz. Musa Mısır Hükümdarının karşısına çıktılar.Hz. Musa Firavun’a dedi ki:

— Ey Firavun! Sana gençliğin geri verilmek, ihtiyarlamamak devletin elinden alınmamak, cinsi dileklerin ve şarap tatma gücü geri verilmek, hayvanlara binmek kudretine sahip edilmek ve öldükten sonra cennetlik olmak şartiyle bana iman getirir misin?
Firavun, Hz. Musa’nın bu sözlerine büyük bir önemle kulak kabartmıştı. Musa ona ne güzel şeyler vadediyordu. Kendisine en yakın olanlardan biri Hâmân ismindeki veziri, o ulu din adamı idi.

Hz. Musa’ya:
— Hâmân gelsin! Kendisiyle konuşayım. Ona göre senin dediğir. yolu tutarım! dedi.
Bu kararla iki taraf birbirinden ayrıldı. Hâmân Firavun’un yarana gelince:
— Şu öteki adam benim yanıma geldi. Bana şunları şunları söyledi! dedi.
Hâmân:
— O adam kimdir? diye sordu:
Firavun:
— Musa! diye cevap verdi.. Çünkü Hâmân Musa’yı önceden sihirbazın biri diye tanımıştı. Vezir ve din ulusu Hâmân:
— O sana neler söyledi? diye sordu.
Firavun:
— Bana gençliğimin geri verileceğinden, ihtiyarlamayacağımdar devletimin elimden alınmayacağından, şehvetimle şarap içebilir, gücümün tekrar geri verileceğinden söz açtı! dedi.
Hâmân:
— Sen ona ne söyledin. Onun sözlerini reddettin mi? diye sordu.
Firavun da:
— Hâmân gelsin, onunla konuşayım! diye cevap verdim! dedi.
Hâmân:
— Onlara karşı kudretli davranmamışsın ya Firavun! Ben sizin hakkınızda daha iyi şeyler düşünüyorum. Tapılan şey, Allah olduktan sonra sen başkasına tapan bir köle mi olmak istiyorsun? Çünkü o adam kavmini bir araya toplayıp: «Ben sizin en Yüce Rabbiniziır diyor! dedi.