Hayız ve lohusalık kanının dışında gelen ve kesilen bir kan veya akıntıdan sonra gusül gerekmez. Sadece vücudun kirlenen kısmını, kan veya akıntının bulaştığı çamaşırı yıkamak kâfidir. Aybaşı halinin dışında kan ve benzeri akıntısı olan kimse özürlü sayılır. Her vakit için abdest alır, o vaktin namazını ve istediği kadar başka namazı da kılabilir.
Büluğ çağına eren bir kadında normalde her ay, aybaşı kanı görülür.
Hanefî mezhebine göre, hayız süresinin en azı üç gün, en fazlası on gündür. Şafiî’ye göre ise en azı bir gün bir gece, en fazlası on beş gündür.
Zaten birçok kadında bu süre bellidir. Bazılarında dört, bazılarında yedi-sekiz gün olur.
Ama üç günden az veya on günden fazla devam eden kan, hayız kanı değildir. Buna istihâze denilmektedir ki, bir hastalıktan dolayı gelen akıntıdır.
Aybaşı müddeti on günü geçen kadın temizlenir, namazını kılar ve orucunu tutar. Çünkü istihâze kanının gelmesi ayrıca guslü gerektirmez, namaz kılmaya engel olmaz.
Bu durum özürlü kimsenindurumu gibidir. Devamlı burnu kanayan, idrarını tutamayan ve yarasından devamlı kan ve irin akan kimse özürlüdür.
Bu özrün dinî bir özür sayılması için bir namaz vakti devam etmesi, abdest alıp namaz kılacak kadar bir fırsatın bulunmaması, ayrıca her namaz vakti içinde en az bir defa görülmesi gerekir.
Aybaşı halinin dışında kan ve benzeri akıntısı olan kimse özürlü sayılır. Eğer bu hal yukarıda saydığımız şartlara uyuyorsa, her vakit için abdest alır, o vaktin namazını ve istediği kadar başka namazı da kılabilir.
Özürlü bulunması, kadının namazını ve diğer ibadetlerini terk etmeyi gerektirmez.
Devamlı idrarı gelen, burnu kanayan ve vücudunun bir yerinden devamlı kan ve benzeri akıntı gelen kimse abdest alır, o akıntı devam ettiği halde namazını kılar.
Eğer bir vakit namaz kılacak kadar bir süre içinde akıntı durmuyor, devam ediyorsa, bu durumda kirlenen çamaşırını yıkaması gerekmez. Namaz kılıp bitirinceye kadar çamaşırı kirlenmeyecekse yıkar, öyle namaza başlar.
Bu hususta dinî ruhsat geniştir. Fazla sıkıntıya düşmemek lâzımdır. Bu ölçüler dahilinde hareket edilirse, ibadetler huzurlu bir şekilde edâ edilmiş olur.
Özürlü olan kimse, “Kan durmuyor, akıntı devam ediyor” diyerek guslü gerektiren bir hal vardır düşüncesiyle, bilmeden namazlarını kılmamışsa, onları tekrar kaza etmesi gerekir.
Çünkü namazı terk edecek bir durum meydana gelmemiştir. Ayrıca şu hususu da belirtmek isteriz:
Hayız ve lohusalık kanının dışında gelen ve kesilen bir kan veya akıntıdan sonra gusül gerekmez. Sadece vücudun kirlenen kısmını, kan veya akıntının bulaştığı çamaşırı yıkamak kâfidir.
