Ebu Şureyh el-Adevî (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) konuşurken kulaklarım duydu, gözlerim gördü ve kalbim anladı. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, misafirine, hediyesini ikram etsin’ buyurdu. Sahabiler:Ey Allah’ın Rasulü! Misafirin hediyesi nedir?’ diye sordular. Peygamber(sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Misafirin bu ziyaretine karşılık dünyada hak ettiği hediyesi, ev sahibinin hediyeleriyle geçen bir günü ve gecesidir. Misafirlik, üç gündür. Bundan fazlası ise (misafire) bir sadakadır. “
Ebu Kerîme (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Müslümanın birinci gecesinde onu ağırlamak her Müslüman ev sahibi üzerine düşen bir görevdir. Her kim misafir olarak bir kimsenin evinin önünde sabahlayacak olursa bu kimseye ikram etmek, o ev sahibi üzerine düşen bir borçtur. İsterse borcunu ödeyip borcundan kurtulur, dilerse borcunu ödemeyi terk edip borçlu olarak kalır.”
– ‘Ey Allah’ın Rasulü! Bir kimseye uğrayıp da o kimse beni misafir edip ağırlamazsa, o da bana uğradığında ben de ona onun yaptığının aynısını yapayım mı?’ diye sordum. Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Hayır, sen onu misafir edip ağırla!’ buyurdu.
Bir müddet sonra Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) beni eskimiş elbiseler içerisinde gördü. Bana:
– ‘Malın var mı?’ diye sordu. Ben de:
– ‘Allah, bana; deve, koyun gibi her türlü maldan bolca vermiştir’ dedim. Bunun üzerine Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bana:
– ‘Öyleyse bu nimetin izi üzerinde görünsün’ buyurdu.”
