Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Adem oğlu, kurban bayramı günü Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli hiçbir amel işlememiştir. Kesilen o kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve toynaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bundan dolayı kestiğiniz kurbanlardan dolayı gönlünüz, sıkıntılı değil hoş olsun.”
Enes b. Mâlik (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edilmiştir:
“Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) boynuzlu alaca iki koç kurban etti Onları kendi eliyle kesti. Besmele çekti. Tekbir getirdi. Keserken ayağını de onların boyunlarının üzerine koydu.”
Kurban kesmenin fıkhî açıdan değerlendirilmesi hususunda fakihler arasında görüş farklılıkları vardır. Dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri, Hanefi mezhebinde ağırlıklı görüşe ve bazı müctehid imamlara göre vacip, fakihlerin çoğunluğuna göre ise müekked sünnettir.
Hanefi mezhebine göre, kurban kesmeyi vacip kılan zenginliğin ölçüsü, zekatta ve fıtır sadakasında aranan zenginlik ölçüsüyle aynı olup kişinin borçları ve aslî ihtiyaçları dışında 20 miskal (=85 gr.) altına yada buna denk bir paraya sahip olmasıdır.
