İşte bu, senin ümmetin. Onlarla birlikte cennete hesapsız ve azabsız bir şekilde yetmiş bin kişi girecek’ denildi.
Daha sonra Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) kalkıp evine girdi. Bunun üzerine (oradaki) topluluk bu hesapsız ve azabsız bir şekilde cennete gireceklerin kimler olduğu) hakkında söze daldılar. Bazılar:
– ‘Herhalde bunlar, Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’le sohbette bulunan kimselerdir’ dediler. Bazıları da:
– ‘Herhalde bunlar, İslam geldikten sonra doğup da Allah’a şirk koşmayan kimselerdir’ dediler. (Ve buna benzer başka) şeyler zikrettiler. Derken Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların yanına çıkagelip:
– ‘Konuştuğunuz şeyler neydi?’ buyurdu. Sahabiler, (ne) konuştuklarını ona anlattılar. Bunun Üzerine Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Onlar; rukye yapmayanlar ve yaptırmayanlar, (herhangi bir şeyi) uğur-suzluğa yormayanlar ve Rablerine güvenip dayananlardır’ buyurdu.
Bunun üzerine Ukkâşe b. Mıhsan ayağa kalkıp:
– ‘Allah’a dua et de beni de onlardan eylesin’ dedi. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Sen onlardansm’ buyurdu.
Bunun üzerine bir adam da ayağa kalkıp:
– ‘Ey Allah’ın nebisi! Allah’a dua et de beni de onlardan eylesin’ dedi. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem):
– ‘Ukkâşe bu konuda seni geçti’ buyurdu.”
Rukye: Dua, efsun, muska; sihirbaz ve üfürükçülerin okudukları şeyler (anlamına gelmektedir).
İbn Hacer el-Askalânî , alimlerin şu üç şartın bulunmasıyla rukyenin caiz olacağı üzerinde görüş birliği içerisinde olduklarını bildirmektedir:
a. Allah Teala’nın kelamıyla (âyetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması;
b. Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması;
c. Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması
Rukye; mubah, haram ve şirk olmak üzere üç çeşittir:
1. Mubah olan Rukye: Kur’ân-ı Kerim’den ayetlerle Allah Teâlâ’nın isim ile sıfatlarıyla ve anlamı anlaşılır bir dille yapıldığı takdirde mubahtır. Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) son hastalığında muavvizeteyni okuyup kendisine üflüyordu. Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini meshediyordum”
Yine Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hastalığından bahsederken şunları söylemektedir: “Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) yatağa düştüğü zaman, İhlas süresi ve Mu’avvizeteyn’in tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını meshetti” .
Yine akrep sokmasına karşı Fatiha suresi ile rukye yapıldığına dair hadis varid olmuştur (Buhârî, Tıb 33). Ve yine Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’m hastalanan bazı kimselere, Muavvizeteyn okuyup, onları sağ eliyle meshettiği ve peşinden de şöyle söylediği rivâyet edilmektedir: “Ey insanların Rabbi olan Allah’ım hastalığı gider; buna şifa ver. Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver”
Bu anlamda rivâyet edilen hadisler çoktur. Bazı alimler Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in; “Göz değmesi ve hummanın dışında rukye yoktur” hadisine dayanarak, göz değmesi, yılan ve akrep sokması dışında rukyenin caiz olmadığı kanaatine varmışlardır. Ancak diğer bazı alimler de bu hadisin, rukyenin en fazla faydalı olacağı anlamına sarf edildiğini, “Zülfikardan başka kılıç yoktur” sözüne kıyas yaparak cevaplandırmışlardır. Çünkü diğer hadislerde görüldüğü gibi, Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) başka şeyler için de rukyeye cevaz vermiştir.
2. Haram olan rukye: Anlaşılmaz sözler, anlamsız kesik harfler, bilinmeyen isimler, bilenlerin Arapçadan başka bir dille rukye yapması, demir, tuz kullanarak veya ip bağlayarak rukye yapılması haram kılınmıştır. Fayda verdiği tecrübe edilmiş uygulamalar bunun dışındadır. Cabir (radıyallâhu anh)’dan şöyle rivâyet edilmektedir:
“Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) rukye yapılmasını yasakladı. Amr ibn Hazm’ın çocukları gelip şöyle dediler: “Ya Rasulullah! Biz bir tür rukye yapardık ve onunla akrep sokmalarına karşı korunurduk.” Rasulullah; Ona dönün onda bir kötülük görmüyorum. Sizden her kim kardeşine fayda vermeye güç yettirirse ona faydalı olsun” demişti.
İzz b. Abdüsselam’dan anlamı bilinmeyen harflerle yapılan rukye sorulduğu zaman, küfrü gerektirecek anlamlar içerip içermediğinin bilinmemesinden dolayı buna cevaz vermemiştir.
3. Şirk olan Rukye: Allah Teâlâ’dan başkasına dua ederek, sığınarak veya yardım dilenerek yapılan rukye, şirktir. Meleklerin, peygamberlerin, cinlerin ve benzeri varlıklann isimleriyle rukye yapmak gibi… Bunların tamamı Allah Teâlâ’ya şirk koşmaktır. Nitekim Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Efsun, nazarlık boncuklar, ve muhabbet için yapılan muhabbet muskaları şirktir” Yine; “İçinde şirk bulunmayan şeyle rukye yapmakta bir kötülük yoktur” buyurmaktadır.
İbn Hacer bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Bazı rukyelerde şirk bulunmaktadır. Çünkü onu yapanlar kendilerine dokunan zararı defetmek ve (menfaat) elde etmeyi Allah’tan başka kimselerden istemektedirler”
Müslüman, tamamıyla Allah Teâlâ’ya tevekkül etmekten başka şeylerden fayda dilemez. Nitekim Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız olarak Cennete girecektir. Onlar, efsun yapmayanlar, teşe’um etmeyenler, vücudlannı dağlamayanlar ve ancak Rablerine tevekkül edenlerdir” . Kendiliğinden, istenmediği halde müslüman kardeşine rukye yapması bunun dışındadır. Bu Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve seüem)’in şu hadisine göre müstehaptır: “içinizden her kim kardeşine yardım etmeye güç yetiyorsa bunu yapsın
“Hesabsız ve azabsız bir şekilde” ifadesinden maksat; Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in ümmetidir. Yalnız cümlenin takdiri hususunda iki olasılık var:
1. Bu yetmiş bin kişi, ufukta gösterilenlerden başkadır.
2. Yetmiş bin kişi ona gösterilenler cümlesindendir. Buhârî’nin konuyla ilgili rivâyeti, bunu desteklemektedir.
Ömer ibnu’l-Hattâb (radıyallâhu anh)’dan rivâyet edildiğine göre Rasulullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Siz Allah’a gerçek anlamda tevekkül edip dayansaydınız kuşların rızıklandıkları gibi siz de rızıklandırılırdmız. Çünkü o kuşlar, sabahleyin aç olarak çıkarlar, akşam kursakları dolu olarak dönerler.”
