Bir aşk hali geldi bana
Tüm vücudum yanıyordu
Bir bülbül misali güle
Muhabbeti oluyordu.
Kapım çalındı bir anda
Açtım Azrail karşımda
Elinde aşk şarabında
Bir hoş başım dönüyordu.
Dedi bana vaden doldu.
Haktan bize emir oldu.
Bir an gözler yaşla doldu
Ölüm ne hoş geliyordu.
Bir ürperti sardı beni
Beni benden aldı beni
Sarhoşluğum yaktı beni
Ölüm beni seviyordu.
Ruhumu teslim eyledim
Vuslat yolunu gözledim.
Ben rabbimi çok özledim
Ruh başımda bekliyordu.
Uzandım teneşir taşa
Hocam başımda temaşa
Gözleri boşaldı yaşa
Bedenime damlıyordu.
Sarıldım beyaz kaputa
Nazikçe kondum tabuta
Uzatıldım musallada
Namazım kılmıyordu.
Bir ses geldi mezarlıktan
Tüm mezarlar bekliyordu
Bana hoş geldin diyerek
Emre taat ediyordu.
Resulullah Fatıma’ya
Misafirin var diyordu.
Kazılan mezara kondum
Toprak beni örtüyordu.
İmamın telkin sesini
Kulaklarım duyuyordu.
Münker nekir bana doğru
Yavaş yavaş geliyordu.
Bir an korku titremeyle
Tüm bedenim üşüyordu.
Rabbin kimdir sorusuna
Dilim Allah söylüyordu.
Bir nur doldu etrafıma
Nida sesi geliyordu
Fatıma’ya komşu edin
Diye emir veriyordu.
Ah bu ölüm ne güzelmiş
Dünya hapsim bitiyordu
Ruhum sabırsız halde
Kavuşmayı bekliyordu.
Dedim müjdeyi vereyim
Buradan çıkmak yok diyordu.
Bundan sonra senin yerin
Cennet-i âlâ diyordu.
Rabia Hatun Aydın
