Cinsel Heyecanı Etkileyen Faktörler

By | 18 Temmuz 2014

hasema

evlilikte-erkek-yalanlariCinsel Heyecanı Etkileyen Faktörler
Kan dolaşımının hızlanması, nabız atışının ve cinsel salgıların artması, çarpıntı ve adale gerginliğinin çoğalması, nefes alışta düzenin bozulması şeklinde kendini gösteren «cinsel heyecan» hadiselerinin, cinsel münasebetten zevk almanın üzerinde etkenliği büyüktür. Muhakkak ki «cinsel heyecan» dediğimiz bu hadiseleri etkileyen ve kuvvetlendiren faktörler vardır.
Bu faktörler nelerdir Onları anlamaya çalışalım. Bunun için önce heyecanın ne demek olduğunu bilmemiz lâzım.
Heyecan; beyin ve sinir sisteminin çalışmasına sıkı sıkıya bağlı olan ruh olaylarıdır. Bu olayların doğuşu ve düzenlenmesinde beyindeki bazı merkezlerle, omurilik ve bütün sinir mekanizmasının önemli rolleri fardır.
Esas olarak üç çeşit heyecan vardır. Bunlar da korku, öfke ve sevgidir. Heyecanların hepsinin de enerji yaratan ve organizmaya canlılık veren etkileri olduğu bilinmektedir.
Kimi psikologlar cinsel heyecanı sevgi heyecanına bağlarken, kimi psikologlar da öfke heyecanına bağlarlar. Fakat cinsel heyecan en çok kızgınlık heyecanına yaklaşmaktadır. Gerçekten de öfkeli insanın davranışlarıyla sevişme sırasındaki insanın cinsel heyecan davranışları birbirine çok benzemelidir.
Heyecanın ne olduğunu anladıktan sonra, cinsel heyecanı etkileyen faktörleri anlatabiliriz.
A) KOKU:
Koku ile cinsel heyecan arasında ilgi olduğu en ilkej toplumlarda bile yeter derecede bilinmekte idi. Eski Mısır kraliçesi Kloepatra’nın koku sürünme işlemiyle beraber süslenmesi altı saatini alırdı.
Bugünkü iptidai kabileler arasında yer alan Tahiti’de genç kadınlar, erkekleri üzerinde cinsel heyecan yaratmak için saçlarına koku sürer, vücutlarını kokulu yağlarla yağ. lar ve bu cinsel çekicilik kazanmak için yaptıkları uğraş, bir hayli zamanlarını alır.
Avustralya’da ise bu, gelenek halini almıştır, Şöyle ki AvustralyalI genç erkek, eşini tahrik etmek istediğinde «jeanjeta» denilen bir bitkinin kökü ve kabuğundaki sıvıyı bütün vücuduna sürer. Sıvı erkeğin ter kokusuyla karıştığı zaman, eşinde cinsel istek uyandırmış olur.
Çok eski çağlardan zamanımıza gelinceye kadar çeşitli yazarlar, mendile ve iç çamaşırına sinen pis kokmayan ter kokusunun birçok kadın ve erkeklerde tahrik edici bir etki yarattığını belirtmektedir.
Yine eski Hind ve Çin uygarlıkları zamanında bazı çiçek kokuları yanında «misk» ve «menekşe hülâsası» kullanılmaktaydı. Bunlar bugün de kullanılmaktadır.
Nitekim parfüm endüstrisinin günden güne gelişmekte oluşu ve en çok iş yapan bir endüstri kolu kokunun cinsel hayatta oynadığı önemli rolün belirgin bir sonucudur.
İslâm dini güzel kokuyu kadına da erkeğe de helâl kılmıştır. Ancak kadınlar için dışarıda koku sürünmelerini yasak kılmıştır. Bunun sebebi güzel kokunun yabancı erkekleri cezbetmesidir.
Peygamberimiz buyuruyor ki: «Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: Göz aydınlığım namaz, güzel koku ve
kadm.»
Peygamberimiz hadislerinde buyurduğu gibi güzel kokuyu sever ve kullanır, kullanılmasına da teşvik ederdi. Bunun sebebi güzel kokunun hem cemiyet içinde pis kokuları giderici özelliğinden, hem de kadın ve erkeğin cinselliklerinde büyük bir etkinliği olduğundandır. Eşleri birbirine bağlayacak güzel olan her şey dinimizde helâl kılınmış, bizzat Peygamber (S.A.V.) Efendimiz uygulamakla ümmetine teşvik etmiştir.
Şimdi dinimizin kokuda kadın ve erkeğe tanıdığı sınırlamadan bahsedelim.
Erkeğin koku sürünmesi:
Cuma ve Bayram namazlarında, ve düğün gibi topluluklara iştirak edildiğinde etkeklerin koku sürünme sünnettir. Koku sürünen erkekler için, kadınların bulunduğu topluluklara iştirak etmeme gibi bir sınırlama yoktur.
Güzel koku kullanımında erkekler için bir tek yasaklayıcı ölçü konulmuştur.
Erkeğe kadınımsı tüm davranışları yasak kılan İslâm, güzel koku kullanımında da kadınlara has olan rengi belirgin kokuyu yasak kılar.
Ya’la b. Mürre (r.a.) anlatıyor:
Allah’ın Resulü Ya’la’nın yüzünde rengi belirgin bir koku görünce:
— Karın var mı? diye sordu. (Yani bu koku sana karından mı bulaştı?)
Ya’la:
Hayır, karım yok, ey Allah’ın Resulü! diye ceva verdi. 11
O zaman Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
— Eve git, hemen bu kokuyu yıka, onu y^» Bir daha da sakın böyle (rengi belirgin) bir koku sik rünme.
Görüldüğü üzere, Resûlüllah (S.A.V.) sürüldüğünde rengini belli eden koku sürünmeyi yasak kılmıştır. Çünkü kadınlara özgü her türlü davranışları yapan erkeklere Allah (C.C) lanet etmiştir. Böyle kimselerin namazı Allah katında kabul olunmadığı gibi cenazesinde de melekler hazır bulunmaz. Sonuç olarak diyebiliriz ki, alkol içermeyen, belirgin bir renk oluşturmayan sıvı ve katı bütün koku ve kokulu maddeler erkekler için helaldir.
Kadının koku sürünmesi:
İslâm, erkeğe olduğu gibi kadına da güzel koku sürünmeyi helâl kılmıştır. Ne var ki yaratılış olarak cazibeli olan kadın, güzel koku süründüğünde daha bir cazibe kazandığından onlara bazı sınırlamalar getirilmiştir.
Bu da, dışarı çıktıklarda koku, makyaj v.s. her türlü süsün yasaklanmasıdır.
İslâm, kadım kocasına karşı olabildiğince dişi olmaya çağırırken, yabancı erkeklere karşı korunmaya çağırmaktadır.
Buna göre kadın, erkeğine cazibeli görünmek için meşru olan her türlü cinsel tahrik unsurlarım uygulamalıdır.
Kadm adet halinde de koku sürünmelidir:
Kadın, cinsel çekiciliğinin zayıfladığı, aybaşı kanının tiksindirici koku yarattığı ay hali döneminde de koku ürünmeli, hatta bu dönemde temiz olmaya daha bir dikkat etmelidir. B öylece kadm, erkeğinin gözünde her zaman cazibeliliğini koruyacaktır.
B) VÜCUT TEMİZLİĞİ:
Cinsel heyecanı etkileyen faktörlerden biri de vücut ve diş temizliğidir. Dinimiz temizliğe oldukça önem verir. Bunun sebebi, cemiyet içinde nahoş kokunun yaratacağı rahatsızlığa meydan vermemek olduğu gibi eşlerin de evliliklerinde birbirlerine karşı olan sevgilerinin devamlı olması içindir.
Ön ve arka uzuvlar ile koltuk altlarının temizlememekten doğan pis kokular neşretmesi, cinsel birleşimi zevk olmaktan öte tiksindirici kılar.
Maliki mezhebine göre, kadının cinsel organından sürekli pis kokunun gelmesi, evliliğin sona erdirilmesinde etken olmaktadır. Bu yüzden kadın ve erkeğin mezkûr yerlerde, İslâm dininin zorunlu kıldığı ve öğütlediği temizliği yapmaları gerekir. Bu görevi yerine getirmeyen eşlerde cinsel duygusuzluk oluşturur. Sonuçta da bir çok kimse için evlilikte önemli etken olan cinselliğin sona ermesiyle, evliliğin temeli de sarsılmış olur.
Eşler vücut temizliğinde mutlaka su kullanmalıdırlar. Su ile temizlik yapılmadıkça, vücut mikrob yuvası ve pis koku kaynağı olacağından, eşler arasında ideal bir cinsel birleşme olmaz.
Vücut temizliğinde eşlere düşen vazifeleri şöyu özetlemek mümkündür:
a) Küçük ve büyük abdestten sonra su ile taharet olunmalıdır.
b) Cinsel ilişki sebebiyle daha önce yıkanma olmuyorsa, haftada bir defa baştan aşağı güzelce yıkanılmalıdır.
c) Kırk günü aşmamak üzere tırnak kesmek, koltuk altı ve etek Irası olmak.
d) Saçları bakımlı tutmak.
e) Dişleri misvaklamak. Böylece diş etleri arasında kalarak pis bir kokuya neden olan yemek artıklar ıtemizlenmiş olur.
Dişlerin temizliğinin de ayrı bir yeri vardır cinsellik üzerinde. Öpüşmenin cinsel arzuları tahrik etme açısındaki önemi düşünülecek olunursa, dişlerin temiz olmaması durumunda, cinsel ilişki, zevkten ziyade tiksindirici olur.
C) GÖZLE UYARILMA:
Göz, kalbe açılan bir penceredir. Güzel saçların, güzel gözlerin, biçimli bir ağzın kuvvetli cinsi uyarıcılar oklumu inkâr edilemez. Kadın ve erkeğin birbirlerini beğendikleri gibi seyretmekten aldıkları zevk duygusunun cinsel heyecanı etkileyen faktörlerden biri olduğunu görülmektedir. Dinimiz İslam, erkeğin eşi dışında başka kadınlara, kadının da kocası dışında başka erkeklere bakmasını, görme duygusunun çok kuvvetli bir cinsel tahrik unsuru olduğundan dolayısıyla fitneye yol açacağı sebebiyle yasak kılmıştır.
D) DOKUNMA DUYGUSU:
Beş duyu organımızdan biri olan deri, dokunma duyusu organımızdır.
Tecrübeler göstermiştir ki, vücut temasları, sürtünme ve tazyikleri cinsi duyguları harekete geçirebilir.
Bunun sebebi de uyarılanı karşı hassas olan sinir uçlarıdır. Ki cinsî heyecan kaynaklarının başında bunlar vardır.
Kadında da erkekte de dokunulduğu veya öpüldüğü zaman, cinsel arzuyu kuvvetle tahrik eden bazı vücut kısımları olduğu herkesçe malûmdur.
Dokunulma, öpülme ve okşanmaya karşı hassas olan bu vücut kısımlarına şehevî bölgeler adı verilir.
Yani, cinsel temas sırasında, sevişme hareketlerinde bu kısımların uyarılması, cinsel isteği büyük ölçüde harekete getirir.
Bu bakımdan da, aşk oyunu safhasında bilhassa kadının şehevî bölgelerine okşanma hareketlerinin yeter derecede uygulanması, onun orgazma hazırlanabilmesi için şarttır. Evlilikte başırılı cinsel temasların ilk şartlarından biri, eşlerin birbirlerinde şehevî bölgeleri keşfetmeleri ve okşamalarını bu noktalarda toplamalarıdır.
İslâm dininde mahremi olmayan kadın ile erkeklerin bir birine dokunması, temas etmesi, el sıkması, el öpmesi asla caiz olmayıp haram kılınmıştır. Çünkü nefsi tahrik ederek şehveti’kamçılayan sebeblerden biri de yabancı bir kadına, dokunmaktır. Hadisi şerifte de geçtiği gibi bu da elin veya dokunan uzvun zinasıdır.
Hz. Muhammed bir hadisi şerif terinde: «Birini^ başının demirden bir şişle dürtülmesi, nâ mahrem bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır.» buyurmuşlardır.
Bu hadisi şerif, dokunmanın, temasın cinsel arzulan tahrik etmekte kuvvetli bir unsur olduğunu açıkça gösterir Zaten dinimiz bu yüzden yabancı erkekle kadının tokalaşmasını haram kılmıştır. Hatta kasten kadm için erkeğin erkek için de kadın ve kızların su içtikleri bardağın dudaklarının değdiği yerinden su içmek doğru değildir. Kadınların dişlediği yerden meyveyi yemek te böyledir.
E) ÖPMEK:
Cinsel heyecanı etkileyen faktörlerden biri de öpmektir. Sadece öpüşmek yolu ile de kadm ve erkeğin orgazma vardığı düşünülürse, öpüşmenin cinsel heyecan üzerindeki etkinliği daha iyi anlaşılır.
Peygamberimiz (S.A.V.) buyuruyor ki:
«Sizler hayvan gibi cima etmeyin. Daha önce sohbet edin, oynaşın ve öpüşün.»
Hadisi şerifin işaret ettiği gibi, kadm ve erkeğin karşılıklı cinsel faaliyetlerde bulunmaları, cinsel ilişkinin daha kolay ve daha zevkli yapılacağı ve ruhen de birbirlerine daha bir bağlanacakları açısından evlilikte saadeti sağlayan faktörlerden biridir.
F) SES:
Sesin, fısıldaşmanm cinsel heyecanı etkilemedeki rolünü kimse inkâr edemez.
Tatlı, etkileyeceği bir sesin insan ruhu üzerinde titreşimler yaptığı herkesçe bilinmektedir.
Nitekim peygamberimizin zevcelerinden Ümmü Seleme (r.a.) şöyle anlatıyor:
«Resûlüllah eşi ile cinsel ilişkide bulunduğu zaman başı üzerine, kendisi vs eşi üzerine bir örtü çeker, sesini alçaltır ve altında bulunan eşine: «Sakin ol!» buyururdu.».
Ümmü seleme (r.a.) eşi tabiri ile kendisini kastetmektedir. Peygamberimiz buyuruyor ki:
«Sizden biriniz zevcenize hayvanların birbirine yaklaşması gibi yaklaşmasın. Aralarında (hayvanlardan farklı olarak) bir elçi bulunsun.”
Ashâb sordular ki:
Ya Resûlüllah o elçi nedir?
Resûlüllah buyurdu ki:
Aşk fısıltıları ve öpüşmedir.
Bütün bunlar gösteriyor ki cinsel ilişkiden önce cinsel heyecanı etkileyen fısıldanma, öpme, okşama gibi unsurların evlilikte cinsel mutluluğu sağlaması açısından gerek kadına gerekse erkeğe sünnet kılınmıştır.
Ancak dinimiz sesin cinsel heyecanı tahrik etmekteki etkinliğinden dolayı, yabancı kadın ve erkeğin yumuşak, tatlı ve şehveti tahrik eder bir şekilde fısıldayarak konuşmalarını haram kılmıştır.
Yüce Allah buyuruyor ki:
«Kadınlarla yumuşak ve tatlı konuşmayınız. Kalbinde hastalık olan tama eder.»

CİNSEL İLİŞKİDEN ÖNCE SEVİŞMEK
Karısıyla yatmak isteğini duyan bir erkek önce meşru olan güzel söz ve hareketlerle karısını hazırlamalıdır. Sonra da kendi işini bitirir bitirmez kalkmamalı ve karısının da tatmin olmasını ve zevk duymasını sağlamalıdır. Zira kadın daha geç hislenir ancak duygu itibarıyla erkekten daha fazladır. Kocasının okşamasından bütün bedeni zevk alır. Bazı cahil erkekler vardır ki kadınlann daha geç tatmin olduklarını bilmediklerinden kadınlan tatmin etmez ya da tatmin edemezler.
Kadın da boyla bir birleşmeden zevk duymaz. Erkek gayet soğukkanlı ve sabırlı olmalı işi aceleye getirmemelidir. t1
Peygamberimiz buyuruyor ki:
«Zevcenizle münasebette bulunduğunuzda kendiniz hoşlandığınız kadar zevcenizin (cinsî) ihtiyacını da gidermeden ondan ayrılmayın.»
Resûlullah, yatağına yatan erkekleri, aileleriyle şakalaşıp oynaşmadan münasebette bulunmalarını nehyetmiş tir..
Peygamberimiz buyuruyor ki:
«İnsanın, yayı ile ok atması, atma idman yaptırması ve zevcesiyle oynaşmasının, dışında kalan bütün oyunlar boştur.»
Peygamberimiz buyuruyor ki:
«Üç şey vardır ki bunlar, erkeğin acizliğini gösterir:
a) Sevdiği kimseyi görür, fakat adını bilemez.
5) Müslüman kardeşinin ikramını reddederse.
c) Öpmeden oynaşmadan karısıyla münasebette bulunur da kendi işi biter bitmez, (hemen kalkar) hanımının işinin bitmesini (talinin olmasını) beklemez.»
Erkek münasebetten evvel kadının tam anlamıyla tahrik olup zevk almasına kadar kendisim tutmalı, kadınla sevişmeli, ve onu da aldığı zevke ortak etmelidir. Böylece her iki tarafın zevkleri birbirine yakın zamanlarda hatta aynı anda tatmin olur. Kadın kocasının kendisini sevmesine ve kendisiyle ilgilenmesine vs yakınlık göstermesine göre daha çabuk tahrik olur ve bu yakınlıktan duyduğu zevk bütün benliğini kaplar.
Erkekle kadın arasındaki sevişme ne derece uzarsa kadının duyacağı aşk ve zevk o derece güzel olur.
Bunun için de sevişmenin daha çok uzamasını ister. Hele erkeğin kadının hassas yerlerini sevmesi onun tam anlamıyla doyuma ulaştırır. Koca karısının şehvetini tahrik edecek yer ve noktalan çok iyi bilmelidir.
Nota bilmeyen birine en güzel müzik aletini verseniz onu çalabilir mi? Tabiî ki çalamaz. Kadın da öyledir. Kadın, kendini sevmeyen ve tahrik edemeyen erkeğin yakınlığından bir zevk almadığı gibi erkeğe de bir zevk veremez. Kadının kendisi tatmin etmesini bekleyen erkek bilmelidir ki, ilk tatmin etme görevi kendinindir. Bu. türlü oyunlarda erkek kadına ne verebilirse onun karşılığını alır. Bu zevki anlayabilmek birleşmeye ve yakınlaşmaya bambaşka bir yenilik ve zevk verir.