Peygamberimiz’in Hayvanlara Karşı Gösterdiği Merhamet

By | 20 Temmuz 2014

kuran

 

keçiAbdullah İbnu Amr İbnu’l-As radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem buyurdular ki: “Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki semada bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahman’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa. Allah da ondan (rahmet bağını) koparır.”

Abdullah ibn Amr radıyallâhu anh’dan: “Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem bir keçiyi sağmakta olan bir adama uğramıştı, Ona: Ey filan kişi, sağınca yavrusu için de süt bırak, dedi.”

Abdullah b. radıyallâhu anh’dan: Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Kim haksız yere bir serçeyi veya daha büyüğünü öldürürse Al­lah Azze ve Celle kıyamet günü onun hesabını soracaktır.”

•Enes b. Malik radıyallâhu anh naklediyor: “Bir yerde mola verince, hayvan­larımızın istirahatını sağlaymcaya kadar ibadet etmezdik.”

Aynca kuşlann yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yuvalarının alınma­masını da emretmiştir:

Abdullah b. Mesud radıyallâhu anh’dan: Nebi sallallâhu aleyhi vesellem bir yerde konakladı. Adamın biri de kaya kuşunun yumurtasını aldı. Bunun üze­rine kuş Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem’in başı üzerinde çırpınmaya başladı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Bu kuşa yumurtası sebebiyle hanginiz rahatsızlık verdi?”

Adamın biri: “Ey Allah’ın Rasulü! Onun yumurtasını ben aldım” dedi. Bu­nun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

“Kuşa merhamet için o yumurtayı yerine bırak.”

Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem buyurdular ki: “Hayvanlarınızın sırtını minberler yerine koymayın. Şurası muhakkak ki tek başınıza güçlükle gidebile­ceğiniz bir yere sizi götürmeleri için Allah onları sizlere musahhar (hizmetçi) kıldı. Arzı da sizin (durma yeriniz) kıldı, öyleyse ihtiyaçlarınızı (duran hayvanınızın sır­tında değil) arz üzerinde görün.”

“Hayvan sağanlar, tırnaklannı kessinler, sağım sırasında uzun tırnaklarla hayvanlann memelerini kanatmasınlar.”

•Enes İbn Malik’ten, Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Bir müslüman bir ağaç diker de ondan bir insan yahut bir canlı yiyecek olursa mut­laka o onun için bir sadaka olur.

Açıklama:

“İnsanlara ve hayvanlara merhamet etmek.“ Yani bir kimsenin kendisin­den başkasına merhamet etmesi. Bununla Abdullah İbn Mesud’un, Peygamber -sallallâhu aleyhi veseller»-’e merfu olarak rivayet ettiği şu hadisine işaret etmiş gibi­dir: “Merhamet göstermedikçe iman etmiş olamazsınız. Ashab: Ey Allah’ın Rasu- lü, hepimiz çok merhametliyiz, dediler. Allah Rasulü: Kastettiğim, sizden birinizin arkadaşınıza merhamet göstermesi değildir. Asıl kastettiğim, insanlara genel ola­rak merhamet etmektir.“ Bunu Taberani rivayet etmiş olup, ravileri sikadırlar.

İbn Battal dedi ki: Bütün yaratılmışlara merhametle davranmak, teşvik edil­mektedir. Bunun kapsamına mü’min, kâfir, mülkiyet altında bulunan ve bulun­mayan bütün hayvanlar girer.

Yemek yedirmek, sulamak, yükü hafifletmek, vurmak sureti ile eziyeti terk etmek gibi yollarla hayvanın gözetilmesi de merhametin kapsamı içerisindedir.

Ebû Hureyre’nin rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse yolculuk yapıyordu. Birden, çok susadı ve bir kuyuya inerek su içti. Kuyudan çıktığı zaman bir de ne görsün?! Susuzluğundan dolayı soluyan ve toprağı yalayan bir köpek. Adam, ‘Anlaşılan benim başıma gelen bu köpeğin başına da gelmiş, susamış’ dedi ve hemen (kuyuya inip) ayakkabısını suyla dol­durdu. Ayakkabıyı ağzına aldı ve o şekilde yukarı çıktı, köpeğe su verdi. Allah da onu, bu yaptığından dolayı ödüllendirdi ve bağışladı.” Sahabiler, “Ey Allah’ın Resûlü! Hayvanlara yaptığımız iyiliklerden (onlara su vermek gibi) dolayı bize ecir var mı?” diye sordu. Efendimiz -sallallâhu aleyhi vesellem-, “Canlı ciğeri bulunan her şeyden dolayı ecir vardır” buyurdu.

Esma binti Ebû Bekir radıyallâhu anhuma şöyle anlatır:

Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem güneş tutulması namazını (küsûf) kıldıktan sonra, “Bana cehennem yaklaştırıldı. Hatta ‘Ey Rabbim! Ben de cehennemlik­lerle birlikte mi olacağım?’ diye sordum. Bir de gördüm ki orada bir kadın var. (Zannederim, Resûlullah “kedi onun yüzünü tırmalıyordu” demişti.) Bu kadın neden bu haldedir dedim. Bana, ‘Kadın o kediyi hapsetmiş ve kedi bu yüzden açlıktan dolayı ölmüştü’ dediler.”

Abdullah İbn Ömer’in radıyallâhu anh naklettiğine göre Resûlullah -sallallâhu aleyhi vesellem- şöyle buyurmuştur:

 

“Bir kediyi açlıktan ölünceye kadar hapseden kadına bu yüzden azap edil­miş ve cehenneme girmiştir. -Allah en iyisini bilir.- (Cehennem meleği ona), Sen o kediye yiyecek vermedin, su vermedin üstelik bırakıvermedin bile. Bıraksaydın yeryüzünde bulduğu şeylerden yerdi.”

Açıklama:

Söz konusu köpek, susuzluğundan dolayı yerin nemini yalamaktaydı.

“Allah onu ödüllendirdi” şeklinde tercüme ettiğimiz d 4)1 ¿Li ifadesi, “Allah onu övdü”, “Amelini kabul etti”, “Allah yaptığı işten dolayı ona mükâfat verdi” anlamlarına gelmektedir.

“Canlı ciğer” sözü ile hayat taşıyan şey anlamı kastedilmiştir.

Dâvûdî şöyle demiştir:

“Canlı ciğer taşıyan her şeyden dolayı ecir vardır” ifadesi, bütün hayvanları kapsamaktadır.”

Ebû Abdülmelik de şöyle demiştir: “Hadiste geçen olay, İsrailoğulları içinde meydana gelmiştir. İslam’da ise köpeklerin öldürülmesi emredilmiştir. “Canlı ci­ğer taşıyan” ifadesi, sadece zararsız olan hayvanlara mahsustur. Çünkü domuz gibi, öldürülmesi emredilmiş olan hayvanların beslenmesi, zararları daha da ar­tacağı için caiz değildir.”

Nevevî de şöyle demiştir: Hadisteki “Canlı ciğer taşıyan hayvan” ifadesi, öl­dürülmesi emredilmemiş olan ihtiram gösterilmeye layık hayvanlara mahsustur. Bu tür hayvanları sulamaktan dolayı sevap kazanılır. Yedirmek vb. diğer iyilik de sulama gibi değerlendirilir.

İbnü’t-Tin şöyle demiştir:

“Hadisteki “canlı ciğer” ifadesini genel olarak uygulamak mümkündür. Yani önce su verilir sonra öldürülür. Çünkü bize (Hz. Peygamber tarafından) öldürme­nin de güzel bir şekilde yapılması emredilmiş, müsle yapmak (öldürülen kişinin organlarını parçalamak) yasaklanmıştır.”

Hadis, köpeğin artığının temiz olduğuna delil olarak getirilmiştir. Kişinin, tek başına ve yanına azık almadan yolculuğa çıkması caizdir. Tabii bu bizim dinimize göre, kişinin, helak olma tehlikesi olmadığı zaman geçerlidir.

Hadis, insanları, iyilikte bulunmaya teşvik etmektedir. Çünkü bir köpeğe su vermek kişinin bağışlanmasına vesile oluyorsa müslüman bir kimseye su verme­nin ödülü çok daha büyüktür.

Müşriklere nafile sadaka vermek caizdir. Tabii bu, uygun bir müslüman bulun­maması halinde geçerlidir. Yoksa müslüman bu konuda daha çok hak sahibidir.

Bir hayvan ile insan, aynı şeye aynı derecede ihtiyaç duysa insana vermek tercih edilir. Allah (c.c) en iyisini bilir.

Buhârî, bu konuda Esma ve İbn Ömer hadisine yer vermiştir ki bu konudaki açıklama “Yaratılışın Başlangıcı” bölümünde gelecektir.

İbnü’l-Müneyyir şöyle demiştir:

“Hadis, öldürülmesi emredilmemiş olan hayvanların, bir kedi bile olsa, su­suz bırakarak öldürmenin haram olduğunu göstermektedir.

Muaviye b. Kurra’nm babasından bildirdiği rivayette bir adam: Ey Allah’ın Resulü! Koyunu keserken ona acıyorum dedi. Allah Resûlü sallallâhu aleyhi vesellem: ‘Koyuna bile acırsan yüce Allah sana merhamet eder.’ diye buyurdu.

Alemlerin Efendisi, on bin kişilik muhteşem ordusuyla Mekke’ye doğru ilerliyordu. Arc mevkiinden hareket edip Talûb’a doğru giderken, yolda yav­rularının üzerine gerilmiş ve onlan emzirmekte olan bir köpek gördü. Hemen ashâbından Cuayl bin Sürâka’yı yanına çağırarak onu bu hayvanların başına nöbetçi dikti. Anne köpeğin ve yavrularının İslâm ordusu tarafından ürkütülme- mesi hususunda tembihte bulundu.

Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem, hayvanlara müşfik davranmayı emretme­nin yanısıra, onlara bedduâ edilmesini de hiç hoş karşılamazlardı.

  •  Nitekim Batn-ı Buvât Gazvesi’ne giderken Ensâr’dan bir adam, deveye binme sırası kendisine geldiğinde, yavaş giden deveye lânet etmişti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem:

“Kim o devesine lânet eden?” diye sordu. Sahâbî:

“Ben ey Allâh’ın Rasûlü!” deyince, Efendimiz:

“İn o deveden!

Artık lânetli deveyle bize yoldaşlık yapma! Sakın kendinize bedduâ etmeyin; çocuklarınıza ve mallarınıza da bedduâ etmeyin!

Zîrâ dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduânızı kabûl ediverir.” buyurdu.