Aişe radıyallâhu anhâ, kız kardeşi Esmâ’nm oğlu İbnu’z-Zubeyr’e kızmış ve onunla ebediyen konuşmamaya adakta bulunmuştu. Bu nedenle İbnu’z Zubeyr, Muhacirlerden kendisine yardımcı olmalarını ve teyzesiyle arasını düzeltmelerini istedi. Bunun üzerine İbnu’z-Zubeyr’le birlikte, Misver İbn Mahreme ve Abdurrahman Ibnu’l-Esved, Âişe’nin yanına girmek İçin izin istediler. Âişe; ‘giriniz’ dedi, yanlarında İbnu’z-Zubeyr’in olduğunu bilmiyordu. Onlar; ‘hepimiz girebilir miyiz?’ dediler. O; ‘evet, hepiniz girin’ dedi. İçeri girdiklerinde, İbnu’z-Zubeyr perdenin arkasına geçip, Âişe’ye sarıldı ve ağlayarak, kendisini affetmesini istemeye başladı. Misver ve Abdurrahman da affetmesi ve konuşması için ısrar ediyorlardı. O da, ‘adakta bulunduğunu, adağın vebalinin büyük olduğunu ve bu nedenle konuşamayacağını söylüyordu’. Daha sonra, Peygamber sallallâhu aleyhi veseliem’in; “Hiç şüphesiz bir müslümanın, mü’min kardeşine üç geceden fazla küsü tutması helal değildir” buyurduğunu ona haber verdiler. Nihayet Aişe, İbnu’z-Zubeyr’le konuştu. Adağına kefaret olarak da kırk köle azat etti.
- Âişe radıyallâhu anh anlatıyor; ‘Fâtıma, Peygamber -sallallâhu aleyhi vesellem- ’in yanına geldiğinde, onu ayakta karşılar, elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu. Peygamber -sallallâhu aleyhi vesellem-, onun yanma gittiğinde, o da, Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem’i ayakta karşılar, elinden tutar, onu öper ve kendi yerine oturturdu.
[At ve benzeri hayvanlarda veya iki kişilik motosiklet ve benzeri araçlarda] kadının, mahremi olan erkeğin arkasına binmesi caizdir.
- Enes radıyallâhu anh anlatıyor; ‘Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem ile birlikte Usfân’dan dönüyorduk. Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem bineğinin üzerindeydi ve terkisinde de Safiye binti Huyey vardı. Bir ara devenin ayağı sürçtü ve ikisi birden yere düştüler.

