Gelin-Kaynananın İyi Geçinmesi İçin Öneriler

By | 21 Haziran 2019

Gelinle kayınvalidenin iyi geçinmeleri karşılıklı anlayışa bağlıdır. Ama yine de en büyük anlayış, kayınvalideden beklenir. Çünkü kayınvalide, yılların verdiği tecrübeye sahiptir. Gelin ise, hayatı yeni tanımaktadır. Belki aynı hatalara kendisi de düşmüştür. Bunları düşünerek gelinin ufak tefek hatalarina göz yummalıdır.

Gençler ne kadar kültürlü de olsa, hayat tecrübeleri olmadığı için kolay olgunlaşamazlar. Kayınvalide ve gelin iyi geçinmek için şöyle düşünmelidir. Gelin; “Kayınvalidem benim annemdir. Annem bana nasıl kızıp darılıyor ve neticede affediyorsam, bunu da affetmeliyim” diyebilmelidir. Kayınvalide ise; “Gelinim benim kızımdır. Kızımın hatalarına nasıl katla myorsam, gelinimin de hatalarma öyle katlanmalıyım” diye düşünmelidir.

Kayınvalide oğluna gelinini şikayet etmemelidir. Tartışmalarına karışmamalıdır. Kayınvalide için önemli olan gelinin oğluyla geçinmesidir. Saadetleri böyle devam ediyorsa, gelinin kusur ve hatalarma bakmaması gerekir.
Buna mukabil gelin de, kayınvalidesinin bu iyi niyet ve anlayışını suiistimal etmemelidir. Hürmet ve saygısını daima göstermelidir. Hiç olmazsa gelin, kocasının hatırı için kayınvalidesine katlanmaya çalışmalıdır. Nasıl olsa bir gün, kendisinin de kayınvalide olacağını unutmamalıdır. “Ben kayınvalideme nasıl muamele edersem, gelinim de bana öyle muamele eder” diye düşünmelidir.
Esasen kayınvalide ile gelin arasındaki problemlerin büyük kısmı “kıskançlıktan” kaynaklanmaktadır. Anne oğlunun sevgisini, gelin ise kocasının sevgisini başka bir kadınla paylaşmak istememektedir. Halbuki ne anne hanımın yerini ve sevgisini alabilir, ne de hanım annenin yerini ve sevgisini…

Kayınvalide ve gelin kendi çıkarlarını ve kaprislerini bir kenara bırakıp, ortada kalan erkeği düşünmelidirler. Çünkü iki kadının verdiği amansız savaşta en çok ezilen, ortada kalan erkek olmaktadır. Kayınvalide; “Burası benim oğlumun evi, istediğim gibi hareket ederim. Gelin el kızı, beni beğenmezse çekip gider” der. Gelinse; “Burası benim kocamın evi, kayınvalidem çekip gitsin” diye düdüşünmektedir. Aslında ikisinin yaptığı da hatadır. İkisi de madem ki, bir arada ve bir evde yaşamak durumunda kalmışlar, azıcık da olsa müsamaha göstermek mecburiyetindedirler.
Erkeğe düşen görev ise, taraf tutmamasıdır. Bir tarafı tutup, diğerini ezdirmemelidir. Annesinin de, hanımının da şikayetlerini dikkate alarak bir tarafa hücum etmemelidir. Özellikle onların şikayet etmelerine meydan vermemeli, şikayette bulunmalarını yasaklamalıdır. Çünkü bu bir huy haline gelebilir. Anne veya gelin, şikayetlerinin değere alınıp, karşı tarafın rahatsız edilmesine sebep olduğunu görürse bunu bir silah olarak kullanır. Şikayetlerin dikkate alınmadığını gören taraf, bir iki anlatır ve sonunda bakar şikayetleri dinlenmiyor, zamanla bu huydan vazgeçebilir.

Eğer yukarıdaki hadise gibi kayınvalide ile gelin arasındaki problem müzminleşmişse, tedavi gerçekten zordur. Şayet kayınvalidenin başka çocuğu yoksa, beyi de ölmüşse, bunlar birlikte yaşamanın yollarını aramalıdırlar. İkisinin de zıtlaştığı bu yola başvurduğu zaman erkeğe büyük görevler düşmektedir. Erkek ikisini de karşısına alıp konuşmalıdır. Yaptıkları hareketin yanlışlığını, kendisini huzursuz ettiğini anlatmalıdır. Erkeğin dikkat edeceği en önemli noktaysa, birisini daha çok sevdiğini diğerine kesinlikle hissettirmemelidir.

Kayınvalidenin başka çocukları varsa, anlaştığı gelinle kalmalıdır. Hiçbir gelin devamlı onunla oturmak istemez ise, ortaklaşa bakmalıdırlar. Kayınvalidenin kocası hayatta ise, o zaman çocuklar, onların ayrı oturmalarını temin etmelidirler.

Tabiî bu tip rahatsızlıklarda çevrenin de rolü büyüktür. Gelini ve kayınvalideyi dışarıdan tahrik edenler olabilir. Onları daha çok kavga ettirmek isteyenler bulunabilir. Yangına körükle gitmek isteyenler onların aralarına nifak tohumları saçabilirler. Bu durumda gelin de, kayınvalide de, erkek de dışarının sözlerine ve tahriklerine aldanmamalıdırlar.

Çünkü bazen görümceler, kayınbiraderler ve kayınvalidenin tarafını tutup, erkeği de taraflarına çekerek geline hücum ettirmektedirler. Yalnız başına kalan gelin, hepsiyle birden mücadele etmek zorunda kalmaktadır, Kocasının da onlarla birlikte hareket ettiğini görünce bütün bütün zıtlaşmaktadır. Oysa çevre, bilhassa böyle yakın akrabalar müspet hareket etmelidirler. Çünkü hepsinin birden bütünleşerek geline karşı savaş vermeleri, onu huzursuz etmeleri ve kocasıyla arasını açmaları zulümdür, Allah indinde zalimliktir.

Aynı zamanda eşler arasına girip, onların arasını açmak; aralarındaki sevgiyi sarsıp, onları kavga ettirmek günahtır. Çünkü bu hareket, zamanla onların ayrılmalarına kadar gidebilmektedir. Günümüzde boşanmalara sebep olan hadiselerden birisi de yakın akrabaların gelini istememeleridir. Gelin-kaynana çekişmesini arttıran en tesirli sebep, tararların hak ve hukuka riayet etmemeleridir. Yaptıkları her davranışın, Huzur-u İlâhî’de bir hesabı olacağına inananlar, kimseyi kırmamaya, incitmemeye ve haklarını çiğnememeye gayret ederler. İnsanları da, bundan başka frenleyen bir güç yoktur.