Fercin Şehveti
İnsana cimâ’ etme arzusu verilir, bu sebeple insan nesli kesilmez ve Cennet lezzetlerinden bir nümûne bulmuş olur. Bu şeh
vetin, arzunun zararları büyüktür. îblis, Mûsa aleyhisselâm’a, «Hiçbir kadınla yalnız oturma. Çünkü yalnız başına bir kadınla bir erkeğin bir yerde bulunup da onlara yardım etmeyi ve aralarına fitne sokmayı istemediğim olmaz», dedi. Saıd bin Müseyyeb buyuruyor ki: «Allahü Teâlâ hiçbir peygamber göndermedi ki, şeytan, kadınlar yüzünden onlardan ümitsiz olsun. Ben kendi nefsime kadınlardan daha çok bir şeyden korkmam. Bunun için kendi evimden ve kızımın evinden başka eve gitmem».
Bu şehvette de ifrat, tefrit ve orta hâl vardır. İfrat, fuhşiyâttan utanmayıp, kendini tamamen ona vermektir. Böyle olunca, oruçla bu arzuyu kırmak, vâcib olur. Yine kırılmazsa evlenmelidir. Tefrit de hiç arzusu olmamaktır. Bu da noksanlıktır. Orta yol, arzunun olması ve kontrol altında bulunmasıdır. Bazıları şehvetinin artması için bazı şeyler yerler. Bu cahiliyettendir. Böyle insanlar, arı kovanını karıştırıp, anlann hücumuna uğrayanlar gibidir. Ancak bir kimse evlenir ve maksadı kadınlar tarafını korumak olursa, bu müstesnadır. Çünkü kadınların koruyucusu erkeklerdir. Fercin Şehveti
Garib hadısi şeriflerdendir ki Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyurdu: «Kendimde arzumun azaldığını, zayıfladığını
gördüm. Cebrail aleyhisselâm bana herîse pişirmeyi söyledi» 0). Bunun sebebi şudur ki: Efendimizin dokuz hanımı vardı. Ve hepsinin hakkını ödemek ona borç idi. Aynca boşasa da başkalarıyla evlenmeleri yasak ve haramdı. Binaenaleyh kuvvet talebi şehvet için değil bu hakkı ödemek içindi.
Bu şehvetin âfetlerinden biri aşktır. Bu ise günahlara sebeptir. Başlangıçta ihtiyatlı davranmazsa ipin ucunu kaçırmış olur. Bunun ihtiyatı, gözü korumaktır. Zira tesadüfen göz birine bakarsa, o zaman koruması kolay olur. Ama aldırmazsa, menetmesi çok zor olur. Bu mes’elede nefis bir binek hayvanına benzer. Bir yere girmek isteyince, yularım çekmek kolay olur. O yere girince, kuyruğundan çekip çıkarmak gayet zor ‘olur. O hâlde işin esası gözü korumaktır. Saîd bin Cübeyr (radıyallahü anh) buyuruyor ki: «Dâvud aleyhis selâmın fitnesi gözden idi. Dâvud aleyhisselâm oğluna, «Aslan ve ejderhanın arkasından gitmek, kadınların peşinde gezmekten daha iyidir», buyurdu. Yahyâ ibn Zekeriyyâ’ya (aleyhisselâm), «Zinanın başlangıcı neresidir?» dediklerinde, «Göz ve şehvettir», buyurdu. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: «Yabancı kadınlara bakmak, zehir ile su verilmiş, şeytanın oklarından biı* oktur. Allah korkusundan gözünü koruyana, öyle bir iman verilir ki tatlılığını kalbinde duyar» C1). Yine buyurdu: «Ölümümden sonra, ümmetime kadınlara benzer bir fitne bırakmadım» (2). Yine buyurdu: «Göz de fere gibi, zina yapar. Gözün zinası bakmaktır» Fercin Şehveti
(3). O hâlde gözünü koruyamayanın şehveti için riyazet çekmesi lâzım olur. Bu şehveti kırmanın çaresi de oruç tutmaktır. Bunu da yapamazsa, evlenmelidir. Güzel yüzlü, parlak oğlanlardan gözünü koruyamayanın zaran daha büyüktür. Bu, aslâ helâl olmaz.
Bir kimsenin şehveti harekete gelip, parlak bir gence bakar ve rahatlarsa, ona bakması haram olur. Rahatlığı akarsuları, yeşillikleri, çiçekleri, güzel yazılan, rengârenk gülleri seyretmek şeklinde olursa zarar vermez. Zira o kimsede bunlarla birleşmek arzusu olmaz. Gül ve çiçekler ne kadar güzel olsalar da, onlan öpmek, okşamak olmaz. İşte gençleri seyreden bir kimsede bu arzular meydana gelirse, şehvet alâmetidir. İlk düşünce livatadır. Meşâyihten biri der ki: «Bir müridime kükremiş aslanın saldırmasından, parlak oğlana bakması kadar korkmam».
Müridlerden biri dedi: Şehvetim o kadar coştu ki, kendimi tutamıyordum. Ağladım, inledim ve çok duâ ettim. Bir gece rüyada bir kimseyi gördüm. Bana, «Sana ne oldu?», dedi. Hâlimi anlattım. Elini kalbimin üstüne koydu. Uyandığım zaman, o arzuyu benden gitmiş buldum. Aradan bir yıl geçince aynı hâl meydana geldi. Aynı şahsı rüyada gördüm. «Bunun senden gitmesini ister misin?», dedi. «İsterim», dedim. «Boynunu uzat», dedi. Bir kılıç getirdi. Boynuma çaldı. Uyanınca bütün arzum sönmüş idi. Bir yıl daha geçince tekrar aynı hâl meydana geldi. Çok ağladım. Aynı şahsı yine rüyamda gördüm. Bana, «Allahü Teâlâ’dan sevmediği şeyin defedil mesini ne zamana kadar isteyeceksin» dedi. Bunun üzerine evlendim ve ondan kurtuldum.

