Münker Yapan Kimse Nasıl Olmalıdır
Nehyi münker yapanda üç haslet olmalıdır. İlim, verâ ve güzel ahlâk. İlim olmayınca münkeri ma’rûftan lyasağı emirdenI ayıramaz. Verâ olmayınca ayırabilse bile, işleri maksatlı olur. Ahlâk güzel olmazsa, kendisini incittikleri zaman kendisi de kızar ve Allahü Teâlâ’yı unutur. Allahü Teâlâ’yı unutunca da haddin dışına çıkar. Bundan sonra yaptıkları Hak için değil, nefsi için olur. O zaman onun nehyi münkeri de günah olur.
Bunun için Emîrü’lMü’minîn Ali (radıyallahü anh) harpte, öldürmek için bir kâfiri yıktı. Kâfir hakaret etmek için yüzüne tükürdü. öldürmekten vaz geçti ve «Kızmıştım, onu Allah için öldürmüş olmayacağımdan korktum», buyurdu. Ömer (radıyallahü anh) bir kimsenin karnına vurdu. Hazreti Ömer’e (radıyallahü anh) sövdü. Bir daha vurmadı. Niçin vurmadın dediklerinde, «Bu zamana kadar ona Hak için vurdum, şimdi bana sövünce, döversem, kızdığım için dövmüş olurum», buyurdu.
Bunun için Resûlullah (aleylıissalâtü vesselâm) buyurdu: «Emir ve nehyettiği şeyi bilmeyen, emri ve nehyi hilm ile söylemeyen, emri ve yasağı rıfk ile, yumuşaklıkla bildirmeyen nehyi münker yapamaz» (*). Hasanı Basri buyurur: «Yapılmasını isteyeceğin şeyi, amel etmiş olmak için önce sen yapmış olmalısın». Bu edeb dendir. Şart değildir. Zira Resûlullah’a (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Önce kendimiz amel etmedikçe emri ma’rûf ve nehyi münker yapamaz mıyız?» diye sorduklarında, «Hepsini yapamazsanız da emri ma’rûf ve nehyi münkeri terketmeyiniz» (2), buyurdu.
Nehyi münker yapanın edeblerinden biri de sabırlı olması, acılara katlanmasıdır. Allahü Teâlâ buyurur: «Ma’rûf ile emret, münkerden nehyet ve gelenlere sabret» (3). Sıkıntıya katlanmayan nehyi münker yapmamalıdır. Mühim edeblerden biri de, dünya ile alâkası az ve emeli kısa olmalıdır. Çünkü işe tama’ karışırsa, hakikat gider. Büyüklerden birinin her gün kasaptan kendisine bir parça et almak âdeti idi. Bir gün kasaptan bir münker [şeriata uymayan işi gördü, önce eve gelip, kediyi evden dışarı attı, sonra kasaba nehyi münker yaptı. Kasap, «Et isteyince nehyi münker yapamazsın!», deyince, «Ben önce kediyi evden dışarı attım sonra nehyi münker yapmaya geldim», buyurdu. Münker Yapan Kimse Nasıl Olmalıdır
İnsanların kendisini sevmesini, övmesini, razı olmasını ve beğenmesini isteyen nehyi münker yapamaz. Kâ’bü’lAhbar, Ebû Müslimi Havlânî’ye (radıyallahü anhümâ) «Kavmin içinde hâlin nasıldır?* dedi. «İyidir», dedi. «Tevrat’ta, nehyi münker yapanın hâli, kavmi içerisinde kötü olur yazıyor», deyince, Ebû Müslim, «Tevrat’ın yazdığı doğrudur, Ebû Müslim yalan söylüyor», dedi.
Nehyi münkerin esası, nehyi münker yapanın, günah işleyene, günah işlediği için üzülmesi, şefkat ve acıma nazarı ile bakmasıdır. Unu, bir kimsenin oğlunu kötülükten men’etmesi gibi men’etmeli dır. Yumuşak muameleyi elden kaçırmamalıdır. Halife Me’mûn’a bir kimse nehyi münker yapıp, kötü sözler söyledi. Me’mûn, «Ey efendim! Allahü Teâlâ senden iyisini, benden fenasını gönderdi ve, «Yumuşak söyle» buyurdu», dedi. Mûsa ve Hârûn’u (aleyhisselâm) Fir’avn’a gönderdi ve «Belki kabul eder, yumuşak söyleyiniz» 0), buyurdu. Resûlullah’a uymak lâzımdır. Şöyle ki: Yanına bir genç geldi ve «Yâ Resûlallah! Bana izin ver de zina edeyim», dedi. As hâb ı kirâm hemen kızıp, bağırdılar ve onu öldürmek istediler. Resûlullah (sallâllahü aleyhi ve sellem), «Dokunmayın», buyurdu. Onu yanına oturttu. O kadar yakın idiler ki, dizleri birbirine dokunuyordu. Buyurdu ki: «Ey civanmerdi Bir kimsenin senin annenle bu işi yapmasına razı olur musun?». «Hayır», dedi. «İnsanlar da razı olmazlar», buyurdu. Yine buyurdu: «Kızına böyle yanmalarını doğru karşılar mısın?». «Hayır», dedi. «Kimse de doğru karşılamaz», buyurdu. Yine buyurdu: «Kız kardeşine böyle yapmalarını doğru karşılar mısın?». «Hayır», dedi. Yine buyurdu: «Halana veya teyzene böyle yapmalarını beğenir misin?». «Hayır», dedi. Böylece daha saydı ve hepsine hayır dedi. «Senin gibi kimse de beğenmez» buyurup, mübarek elini kalbinin üstüne koydu ve «Yâ Rabbi! Kalbini temizle, fercini koru ve günahını afvet» (2), buyurdu. O genç geri döndü ve ondan sonra zinadan daha çok hiçbir şeye düşman olmadı.Münker Yapan Kimse Nasıl Olmalıdır
Fudayl ibn İyâd’a, Süfyan ibn Uyeyne (kuddise sirruhümâ) sultandan kaftan alıyor dediklerinde, «Onun Beytü’lMaldaki hakkı ondan fazladır», buyurdu. Sonra da yalnız iken ona nasihat eyledi. Süfyan da «Ey Ebû Ali! Salihlerden değil isek de onlan seviyoruz» dedi. Sıla ibn Eşyem talebesi ile oturuyordu. Elbisesi yerlere sürünen ve o zaman mütekebbirlerin âdeti olan şekilde, birisi oradan geçiyordu. Talebesi o geçene kötülük yapmak istedi. «Siz susun, ben bunu hallederim», deyip ona «Kardeş, seninle biraz işim vardır», diye seslendi. «Ne var?» dedi. «Elbiseni biraz kısaltır mısın?», buyurdu. «Baş üstüne, seve seve efendim!» dedi. Sonra talebesine «Kızarak söyleseydim, yapmam diyebilirdi ve hattâ sövebilirdi del» buyurdu.
Bir kimse bir kadını dövüyor, onu zorluyordu. Yanına gitmeye kimsede cesaret yok idi. Kadın ise durmadan bağırıyordu. Bişri Hâfî (rahmetullahi aleyh) oradan geçiyordu. Omuzu o adamın omuzuna çarpınca, adam düşüp, bayıldı, kan ter içinde kaldı. Kadın kurtuldu. Adama, «Sana ne oldu?» dediklerinde, «Bilmiyorum! Yanımdan birisi geçti ve vücudu bana dokundu ve sessizce dedi ki: «Nerede olduğunu ve ne yaptığını Allahü Teâlâ görüyor». Bu sözün heybetinden düştüm bayıldım», dedi. Dediler ki, «O Bişri Hâfi idi». «Ah! Utancımdan yüzüne bakamadım bile», deyip, sıtma hastalığına yakalandı ve bir haftadan çok yaşamadı.

